AHMET TAKAN SICAK ANALİZ

Şam Hükümeti ile terör örgütü PKK/YPG/SDG arasında yapılan entegrasyon anlaşması gerçekten “tarihi bir dönüm noktası” mı?..

Bence, formatlanmış “çözüm süreci”nin sorgusuz biatçıları erken bayram havasına girdi!..

Bir- Gerçek manada bir Suriye ordusundan söz edilebilir mi? Gerçekten bir Suriye ordusu var mı?.. Hem de İsrail’in Suriye ordusunu vaktinde nasıl harap ve darmadağın ettiği biline biline!.. Şu anda “Suriye ordusu” denilen yapının derme çatma bileşenlerin bir araya getirilmesinden oluştuğuna dikkatlice bakın. Buna gerçek bir ordu demek için bir milyon ispat ve şahit gerekir!..

İki- Vaktiyle ABD’nin silahlandırdığı ve eğiterek/donatarak düzenli ordu haline getirdiği terör örgütünün Suriye yapılanmasına boş yere mi milyarlarca dolar döküldü?

Üç- SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu sağlanacakmış!.. Yani sadece görüntüde olan Suriye ordusuna, terör örgütü, tüm unsurlarıyla monte edilecek adı “SDG” olmayacak da “yeni Suriye ordusu“ olacak. Yerse pazarı!..

Tiyatronun yeni sahnesi perdesini açtı!.. Neyse, Türk milletine de itina ile yutturulmaya çalışılan 14 maddelik anlaşmanın yorumunu konuğumuz, uzman isim, müstafi Tümamiral Cihat Yaycı’ya bırakalım;

“-Bir terör örgütüyle bir devlet başkanının ya da devlet yönetiminin anlaşma imzalaması demek terör örgütünün meşrulaştırılması anlamına gelir. Bir kere öncelikli ve önemli konulardan birisi budur. Rakka, Deyre-Zor ve Tabka’dan ayrıca Halep’in iki mahallesinden ‘çekil’ demek terör örgütünün diğer alanlarda kalıyor anlamına gelir. Buralardan çekilecek ama diğer bulunduğu yerler ne olacak? O zaman, oralarda kalacak anlamı çıkar ki, bu da SDG- PKK terör örgütünün Suriye de alan kazanması anlamına gelir. Bu kabul edilebilecek mi?

-SDG terör örgütüne üst düzey komutanlık teklif edilmesi ne demek, böyle bir şey olur mu? SDG’nin Suriye ordusundan tahsisli üst düzey kadro almış olması başlı başına bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

-Haseke valiliğinin SDG’ye teklif edilmesi de ayrıca dikkat çekici konulardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu da SDG-PKK terör örgütünün elde ettiği kazanımlardan biri olarak karşımızda duruyor. Yani bu bölge SDG-PKK’ya mı tahsis edilmiş durumda?

-Ayrıca yapılan görüşmelerde ve karşımıza çıkan tablo da petrolün ortak kullanımının söz konusu olduğu ortaya çıkıyor. Nevzat Çiçek’in Suriye Devlet Ajansından alıntıladığı bilgilere bakılırsa SDG-PKK petrol sahalarının bulunduğu bölgeden çekiliyor ama petrolün ortak kullanımı söz konusu olmaya devam ediyor. Suriye’de yapılan anlaşmaya bakılırsa özerklikten öte bir durum ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz maalesef.

-Yine anlıyoruz ki iç güvenlik teşkilatı da SDG-PKK’dan oluşacak. Yapılan anlaşma bize bunu gösteriyor. Suriye’nin iç güvenliği teröristlerde olacak. İçişleri, Milli Savunma Bakan yardımcılıkları, ayrıca Genelkurmay Başkan Yardımcılığı’nın SDG’ye verilmesi aslında artık Suriye’de bir Lübnanlaşma sürecinin başladığını, Suriye’nin toprak bütünlüğünden bahsedemeyeceğimizi de göstermekte.

-3 hafta önce Mazlum Abdi denen terörist ile yapılan görüşmelerden hareketle devam ediliyor Suriye’de.

Kürtlere komutanlık verilirken, Türkmenlere neden komutanlık verilmedi örneğin? Kürtler Suriye’nin ana unsuru kabul edilip, Kürtçe ulusal dil kabul edilirken, eğitim dili kabul edilirken neden Türkmenler için benzer bir tanım getirilmedi? Suriye’de rejim ile en çok mücadele eden Türkmenlerdi, neden Türkmenlere daha çok kadro ve komutanlık verilmedi? Bu da ayrıca sorgulanması gereken bir konudur.

-Bugün Suriye’de SDG-PKK’nın entegrasyonu denen şey bu terörist yapının devletleşmesidir. Irak’tan daha beter bir durum söz konusudur Suriye’de. Suriye’nin yönetimi SDG’nin eline geçiyor. Orduda, petrol ve doğal gazın kullanımında söz sahibi oluyorlar. Alan hakimiyetini gittikçe arttırıyorlar. Suriye’de seçim olsa ve Mazlum Abdi Cumhurbaşkanı olursa ne olacak? Türkiye Mazlum Abdi/ye terörist demiyor mu?