İftar sofraları sadece yemeklerin paylaşıldığı alanlar değil, aynı zamanda inceliklerin sergilendiği birer gönül köprüsü. Osmanlı’dan günümüze taşınan "Diş Kirası" kadar meşhur olmasa da, mutfakta ter dökenin hakkını teslim eden "Tuz Hakkı" geleneği, bu Ramazan’da da sosyal medyada ve aile meclislerinde sıkça konuşulmaya başlandı.

MUTFAKTAKİ EMEĞİN GÖRÜNMEZ PAYI

Tuz hakkı, yemeği hazırlayan kişinin (geleneksel olarak evin hanımı veya aşçısı) sofraya getirdiği emeğin kutsallığını ifade eder. Eskiden iftar davetlerinde, ev sahibi yemeği hazırlayana "tuz hakkı" adıyla küçük bir hediye veya harçlık takdim ederdi. Bu gelenek, "Yemeğinin tuzunu biz tattık, senin emeğinin hakkı bizde kaldı" düşüncesiyle şekillenmiş bir vefa borcudur.

Ramazan’ın unutulan geleneği ‘Tuz Hakkı’ nedir? - Resim : 1,

PEKİ, TUZ HAKKI NE ZAMAN TESLİM EDİLİR?

Uygulama bölgelere göre küçük farklılıklar gösterse de bu zarif jestin belli başlı zamanları bulunuyor:

Günlük Jestler: Bazı ailelerde kadının mutfakta geçirdiği her yorucu günün sonunda, günün yorgunluğunu unutturacak küçük bir hediye olarak takdim edilir.

Final Teşekkürü: Pek çok bölgede ise Ramazan’ın son günlerine gelindiğinde, tüm ayın emeğini kapsayacak şekilde toplu bir hediyeleşme tercih edilir.

Bayram Müjdesi: En yaygın uygulamalardan biri de Ramazan’ın son haftasında veya Bayram sabahı öncesinde, mutfağın emektarına "bayramlık" niyetine verilmesidir.

"DİŞ KİRASI" İLE KARIŞTIRILMAMALI

Çoğu zaman "Diş Kirası" geleneğiyle karıştırılan tuz hakkı, ondan daha spesifik bir amaca hizmet eder. Diş kirası, eve gelen misafirin ev sahibinin ikramını geri çevirmeyip "dişlerini yorması" karşılığında misafire verilirken; tuz hakkı, doğrudan mutfaktaki emeğe, o yemeğin lezzetini veren gizli kahramana yönelik bir jesttir.

NEDEN "TUZ"?

Anadolu kültüründe tuz; bereketi, sadakati ve bozulmayan dostluğu simgeler. "Ekmeğini yedik, tuzuna baktık" deyimi de buradan gelir. Tuz hakkı, kurulan bağın sadece o iftar sofrasıyla sınırlı kalmayacağını, bir ömür sürecek bir hukuku temsil ettiğini gösterir. Günümüzde bu gelenek, bazen maddi bir değerle bazen de içten bir "Eline sağlık" duasıyla yaşatılmaya devam ediyor.