Deprem uzmanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, Marmara’da beklenen büyük depreme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eyidoğan, kamuoyunda yaygın biçimde kullanılan “İstanbul depremi” tanımının eksik ve yanıltıcı olduğunu belirterek, beklenen depremin Marmara Denizi içinde gerçekleşeceğini vurguladı.
Anadolu Ajansı’na konuşan Eyidoğan, “Deprem İstanbul’un içinde değil, Marmara Denizi’nin içinde olacak. 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem yalnızca İstanbul’u değil, Marmara’ya kıyısı olan birçok ili etkiler. Bu nedenle buna İstanbul depremi değil, Marmara depremi demek gerekir” ifadelerini kullandı.
'Büyük depremler bölgesel etki yaratır'
Marmara Denizi’nde meydana gelebilecek 7 ve üzeri büyüklükte bir depremin sosyal ve ekonomik sonuçlarının Türkiye genelinde hissedileceğini kaydeden Eyidoğan, şehirlerin depremden etkilenmesinde yalnızca fay hattının değil, depremin büyüklüğünün belirleyici olduğunu söyledi.
“İçinden fay geçen il var ama yıkılmıyor; faya uzak olup ağır hasar alan yerler var” diyen Eyidoğan, 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde Avcılar’daki yıkımı örnek göstererek, yapı kalitesi ve zemin özelliklerinin belirleyici rolüne dikkat çekti.
'Zemin ve denetim hayati önemde'
Eyidoğan’a göre büyük depremlerde yıkımın nedeni yalnızca fay hatları değil; yanlış planlama, sıvılaşma ve heyelan riski taşıyan alanlara yapılaşma ile yetersiz denetim süreçleri de etkili oluyor.
“Zemin etüdü, doğru yer seçimi ve etkin denetim hayati önemde. Yapı üretim sürecindeki eksiklikler giderilmeden deprem riskini azaltmak mümkün değil” diyen Eyidoğan, riskli alanların imara açılmaması gerektiğini vurguladı.
SCIENCE’TA YAYIMLANAN ARAŞTIRMA
2025 yılında Science dergisinde yayımlanan bir araştırmada ise Marmara Fayı’nın 14,5 ila 21 kilometre uzunluğundaki kilitli bölümüne doğru stres birikiminin ilerlediği ifade edilmişti. Çalışmada, 1766’dan bu yana kırılmadığı belirtilen “Ana Marmara Fayı” segmentinin 7,0 ve üzeri büyüklükte bir deprem üretme potansiyeline sahip olduğu kaydedildi.
Araştırma ekibinin yöneticisi Martinez-Garzon, Marmara Fay Hattı’nın Prens Adaları segmentine doğru uzun vadeli bir gelişim gösterdiğini belirtmişti.
Uzmanlar, Marmara’da büyük bir depremin kaçınılmaz olduğu görüşünde birleşirken, asıl belirleyicinin yapı güvenliği ve planlama olduğu vurgulanıyor.