YENİÇAĞ - Ahmet TAKAN / Derin Analiz

Söz konusu gelişmeyi değerlendiren Kıbrıs Rum kesimi lideri Nikos Hristodulidis, Pakistan’ın karar taslağına ilişkin bazı yorumlar yaparak sessiz prosedürü bozduğunu söyledi. Hristodulidis, süreçle ilgili istişarelerin devam ettiğini ifade etti. Hristodulidis, Pakistan’ın yaptığı yorumların Kıbrıs Rum tarafı açısından olumlu olmadığını belirtti.

Türkiye’de ise çıt yok!.. Belki de bu gelişmeden kimsenin haberi yok!..

Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (BMBG) görev süresi 31 Ocak 2026 tarihine kadar bir yıl süreyle uzatılmıştı.

Şimdi, Türkiye ve KKTC’nin önüne nasıl tarihi bir fırsat geldiğine açıklık hetirmek için, Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Programı öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal’ın YENİÇAĞ’a yaptığı değerlendirmeye bakalım;

“Bu karar 1964 yılından itibaren çıkıyor ve bugüne kadar bir çok kez tekrar edildi. BM Barış Gücü’nün bütün masraflarını Rum tarafı karşılıyor. KKTC ile herhangi bir ilişki ve koordinasyon içine girilmiyor. Kaldı ki, o tarihten bugüne başta 1974 yılı olmak üzere bir çok kez çeşitli değişiklikler de meydana geldi. Kararın içeriği ise neredeyse hiç değişmedi. Bu karar çıkıyor sadece tarihler değişiyor. Bu sefer kararın çıkışında Türkiye’nin dost ve kardeş ülkesi Pakistan sessiz prosedürü bozdu. Ancak bu girişim yetmez. Türkiye’nin BM Barış Gücü kararı ile ilgili olarak BM’de lobi yapması gerekiyor. Kararın içeriğinin değişmesi noktasında ve yine KKTC’nin BM Barış Gücü konusunda muhatap olarak alınması konusunda. KKTC bir devlet olarak muhatap alındığında o zaman zaten kendiliğinden Rumlar buna itiraz eder ve KKTC ile Türkiye bu konuda istediğini almış olur.

Böyle bir sonuç alınabilmesi için öncelikle lobi çalışmalarının hızlandırılması gerek. Bunun içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘egemen eşit iki devletli çözüm’ dediği noktadan itibaren başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere ilgili Bakanlıklarla ister Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında ister Cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında koordinasyon oluşturularak çalışmalara başlanmalı.

BMGK’nın üyeleri, örneğin İngiltere, AB’den çıktığı için AB politikalarını temel almıyor artık Kıbrıs konusunda. Doğrudan ticaret ve doğrudan uçuşlar meselesi ile başlayarak KKTC’nin tanınmasını getirecek politikaların önünü açabilirsiniz. Bu kararın içeriğini gözden geçirilmesi konusunu konuşabilirsiniz.

ABD ille Gazze kurulundasınız. Yine bu konuları detaylı olarak konuşabilirsiniz.

Rusya son günlerde yaşanan gelişmelerden dolayı GKRY ve Yunanistan ile ilişkilerini gözden geçirirken tam uygun konjonktürde konuşulabilir.

Çin ile bu konuyu rahat konuşursanız.

Bunların olabilmesi için koordinasyon kurulunu ifade ediyorum.

AB’ne bu dönemde rahatlıkla diplomatik zeminde ‘Kıbrıs ve Ege konularını sizinle görüşmem, Rumları Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB üyesi yaptınız, KKTC’yi neden tanımıyorsunuz’ diyebilirsiniz. Kıbrıs politikanızı tutarlı bir şekilde hayata geçirirseniz bunlar olur. Ancak Kıbrıs sorununa şaşı bakarsanız bunları yapamazsınız.“