CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde gerçekleştirilen halk buluşmasına katıldı.

Özel, alana gençlik kortejiyle beraber yürüyerek geldi.

Buluşmada konuşan Özgür Özel, gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Özelin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Ankara'da oturup milletin iradesine kafa tutanlara söylüyorum: Bu meydanlara, heyecana, öfkeye iyi bakın. Bu kalabalıkları toplayan ben değilim, bu kalabalıkları toplayan sizin adaletsizliğinizdir. Bu kalabalıkları toplayan bu milletin vicdanıdır. İktidarın imkanlarından yararlanıp da o koltuklarda oturup da Türkiye'nin huzurunu kaçıranlar bilsin milletin belediyelerine çökenler bilsin, milletin partisine Cumhuriyet'in partisine, CHP'ye çökmeye kalkanlar bilsin diplomalara, mazbatalara çökmeye kalkanlar bilsin siz çökmeye kalkarsınız ama bu millete siz diz çöktüremezsiniz, boyun eğdiremezsiniz. Emin olun elinizdeki tüm güçlerle saldırsanız da ne kadar kötü ne kadar vicdansız ne kadar acımasız olsanız da sizin gücünüz bize sökmez, milleti yenemezsiniz. Siz bizi yenemezsiniz."


"263'ÜNCÜ KEZ MEYDANDAYIZ, GÖZ GÖZEYİZ, OMUZ OMUZAYIZ, AYAKTAYIZ"

"Bugün burada akrabalarımızla birlikteyiz dedik ama bir akrabamız şu anda bizden ayrı. Hemen yanıbaşınızdaki Silivri'nin seçilmiş belediye başkanı, yüzde 54 oyla seçilmiş Bora Balcıoğlu'nu iftiralarla, haksızca, partisine, ülkesine sahip çıktığı için, dik durduğu için, tarihin doğru tarafında durduğu için kendisini gözaltına aldılar. Şu anda gözaltında Vatan Emniyet'te. Buradan Bora Balcıoğlu'na, ailesine ve Silivri'ye bin selam olsun. Bugün burada 19 Mart darbesinden beri yani Tayyip Erdoğan'ın kendinden sonraki cumhurbaşkanına, AK Parti'nin kendinden sonraki iktidar partisine darbe girişiminden beri 117'nci kez bir otobüsün üstündeyiz, sizlerle birlikteyiz. Ve genel başkan olduğum günden itibaren bugüne kadar tam 263'üncü kez bir meydandayız, göz gözeyiz, omuz omuzayız, ayaktayız, mücadeledeyiz, iktidara doğru yürüyoruz."

"EMEKLE BERABERİZ, EMEKÇİYLE BERABERİZ"

"Bağımsız Maden-İş, Manisa Soma'da haksızlıklara karşı susmayan, teslim olmayan, mücadele eden madencilerin kurduğu benim kardeşlerim, evlatlarımız, daha sonra geçtiğimiz ay izleyip sizlerin desteğiyle Ankara'da haklarını söke söke alan Bağımsız Maden-İş şimdi de Edirne'deki Özşen Madencilik'teki haksızlığa direniyor. Bugün madenciler yer altında açlık grevine başladılar. Vicdansız parton telefonları kesti, haberleşmeyi, elektriği kesti. Onlarla yukarıdaki arkadaşlarını irtibatsız bırakıyor. Buradan ilgili bakanları uyarıyorum: Maden şirketine derhal müdahale edilmesi, irtibat kesilen madencilerin can güvenliğinin sağlanması lazım. Bir tek madencinin burnu kanarsa bunun hesabını sizden soracağım. Buradan Özşen Madencilik işçilerine Türkiye'deki tüm emekten yana meslek örgütlerinin, sendikaların, muhalefet partilerinin ve vicdanlı herkesin desteklerini iletiyoruz. Sonuna kadar arkanızdayız. Emekle beraberiz, emekçiyle beraberiz."

"ÇİFTÇİLERİN DURUMUNU GÖRMEK LAZIM, ONLARA SAHİP ÇIKMAK LAZIM"

"Tabii Kırklareli, Trakya olunca mevsim buğday mevsimi olunca ve maalesef buğdayın fiyatı 16,5 lira olunca aslında bizim ana gündemimizin, esas gündemimizin ne olduğunu hatırlamak, aynı madencinin emeğini savunduğumuz gibi anlının terini toprağa damlatan o topraktan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun, çocuğunun geçimini sağlamaya çalışan çiftçilerin durumunu görmek lazım. Onlara sahip çıkmak lazım. Bugün ben bir bahçıvan torunu olarak 12 yaşından beri traktör üzerinde çalışan bir kardeşiniz, evladınız olarak bugün buğdaya yüzde 22 zam vermişler. Mazot yüzde 50 artmış. Gübre yüzde 115 artmış. Kırklareli'nde ekmek 17,50 lira, 1 kilo buğday 16 lira. Böyle bir alışverişle 1 kilo buğdayın satılıp 250 gram ekmeğin alınamadığı bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzenidir. Bu düzeni yıkacağız. Alnının terini toprağa damlatanlara sesleniyorum: Bu haksızlığa son vereceğiz. 21 lira maliyeti olan buğdaya 16,5 lira ödeyen bu kara düzenin karşısında hep birlikte duracağız. Biz çiftçiye AK Parti'nin kanundaki desteklemenin beşte birini verdiğini yani yüzde 1 vereceğine binde 2 verdiğini biliyoruz. Biz zirai kredilerde yapılan büyük haksızlıkları biliyoruz. Biz Türkiye'de Trakya kadar bir alanın çiftçilerin mallarının bankalarda ipotekli olduğunu, bankaların eline geçtiğini biliyoruz."

"BİZİM YÜRÜYÜŞÜMÜZ 103'ÜNCÜ YILINDA YENİDEN HALKIN İKTİDAR OLMASIDIR"

"Ve buradan açıkça söylüyoruz: Bu düzen değişecek. Bir devir kapanıp yeni bir devir başlayacak. O dönemin ilk başında çiftçilerin bütün kredilerinin faizleri bir seferlik silinecek. Ana para üç ila beş yıla bölünecek. Bundan sonraki süreçte yeni bir sayfa açılacak ve zenginlere geçiş garantisi, uçuş garantisi, gelir garantisi verilmesi bir tarafta artık onlar duracak ama çiftçiye geçim garantisi, üretim garantisi, alım garantisi verilecek. En büyük değişimi siz hissedeceksiniz. Sonuncusu gibi çiftçiye 'Al ananı da git' diyen bir Cumhurbaşkanı gidecek. Birincisi gibi çiftçiyi milletin efendisi gören bir cumhurbaşkanı gelecek. AK Partinin bu kara düzenini bitirmeye var mısınız? İşte AK Partinin kara düzeni bitecek, bakan evlatlarının devri bitecek vatan evlatlarının devri başlayacak. Hiç şüphe yok. Bugün Lüleburgaz'da bu enerjiniz, öfkenizi enerjiye dönüştürdüğünüz bu azminiz, bu kararlılığınız, bu sahip çıkışınız, bu yola koyuluşunuz arkamızda duruşunuz Bize kazandıracak, size kazandıracak, Türkiye'ye kazandıracak. Asla korkmayacağız, asla durmayacağız, asla teslim olmayacağız."

Bu kara düzenin mağduru sadece çiftçiler değil, her zaman meydanları dolduran 20 bin lira maaşa mahkum edilen emekliler, 28 bin lirayla geçinmek zorunda bırakılan asgari ücretliler, sayısı 10 milyonu aşan işsizler, siftah yapamayan esnaflar hep birlikteler. Gelecekten ümidi kesmiş gençler ve aileleri yeni bir umut için, yeni bir başlangıç için yarına umutla bakabilmek için buradalar. Bizim başlangıcımız, bizim yürüyüşümüz bir kişisel itiraz, bir parti ya da bir partinin kendi içindeki mücadelesi değil bizim yürüyüşümüz varsa yoksa, 103'üncü yılında yeniden halkın iktidar olması, yeniden Gazi'nin evlatlarının iktidar olması mücadelesidir."

“ASLINDA TOPYEKÜN MİLLETE SALDIRIYORLAR”


“İşte tam da mesele burada. Herkes bu kara düzenin bize saldırdığını sanıyor. Hayır, aslında topyekün millete saldırıyorlar. Milletin değiştirme umuduna, değiştirme ihtimaline saldırıyorlar. Esas saldırdıkları Cumhuriyet’in en büyük kazanımı sandık, seçme ve seçilme hakkı. Ekrem İmamoğlu’na saldırırken seçme hakkınıza, partimize saldırırken demokratik rejime ve siyasi partiler sistemine saldırıyorlar. Eğer bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse kim yürüyecek madencilerle beraber? Bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse, emeklinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak? Emekçinin koluna girip iktidara biz yürümezsek kim yürüyecek? Sömürülen çiftçiyi, perişan olmuş hayvancılıkla uğraşanları, arıcıları, balıkçıları biz halkın partisi savunmazsa kim savunacak? O yüzden bugün bizi adaysız bırakmak, kurumsal bırakmak, lidersiz bırakmak çabalarının hepsi milleti umutsuz bırakmak ve artık ezilenlerin ezilmeyi kabul etmesini, sömürülenlerin sömürüye boyun eğmesini, umudu kalmayanların mücadeleyi bırakmasını, sinmesini, geri adım atmasını sağlamak için yapıyorlar. İşte tarihin kırılma anındayız. Bunu yaptılar; Atatürk’ün partisini, darbecilerin kapattığı gibi seçilmişten alıp atanmışa vermeye kalktılar… Hayır, hayır. Bakın, değerli arkadaşlar anlatmak istediğim şu. Elbette öfkelisiniz, elbette kırgın ve kızgınsınız. Ama mesele Özgür Özel’in meselesi ya da CHP’nin meselesi değildir, bizim hiç meselemiz değildir. ‘Bir kavga var, CHP’de kavga var’ diye haber yapmak isteyenlere buradan söylüyoruz. Mesele CHP’nin, Özgür Özel’in, ekibinin, yol arkadaşlarının kaybetmeye itirazı, değiştirmeye olan inancı ve bu milletin emeklisinin - emekçisinin, işçisinin - çiftçisinin iktidarı değiştirme kararlılığıdır. Mesela Erdoğan ile millet arasındadır.”

“BİZ BURADAYIZ, HİÇBİR YERE GİTMİYORUZ”


“Arkadaşlar itirazım var. Slogan atılıyor, diyor ki ‘Kayyımlar gidecek, biz kalacağız.’ Bir kere zaten biz buradayız. Hiçbir yere gitmiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi burada. Gelin bakalım Cumhuriyet Halk Partililer nerede? Adet olduğu ve boynumuzun borcu olduğu üzere her zor durumda canını dişine takıp bizi yaşatmaya çalışan bütün sağlık emekçilerine bir kocaman alkış. Oradan geliyordu sağlıkçı, baktı çanta çok ağır. Oradan çantayı sırtından kaptı koşarak gitti önden. Aslanım Türk polisine kocaman bir alkış. Erinden, erbaşından, uzman çavuşundan astsubayına, subayına, komutanına, tüm Türk Silahlı Kuvvetlerine kocaman bir alkış. Türkiye’nin gelecekteki en önemli görevlerinde olacaklara bugün gözü gibi bakan infaz koruma memurlarına bir alkış. Emekli öğretmen çocuğuyum, öğretmenlere bir alkış. Devletin tüm görevlerini yapan memuruna, işçisine, bu ülke için emek veren, mücadele eden, alınteri döken canım milletime bir yürekten alkış.”

“PARTİDE YA DA DEVLETTE HAKİMİYET ALANLARI ARAYANLAR DEĞİLİZ”


“Parti oyunu yüzde 25’ten beş ayda yüzde 38’e çıkaranlar, bugün saldırı altındadır. Bizim suçumuz; seçim kazanmak, kazanacak adaylar bulmak, bundan sonrası için de bunda kararlı olmaktır. Bizim suçumuz; müesses nizama karşı çıkmak, bizim suçumuz; ‘Zengin daha zengin olacak, fakir yerinde oturacak. Emekli, emekçi, orta direk bulduğu ile yetinecek, açlığa direnecek’ anlayışına karşılık ‘Yok öyle yağma. Kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak’ dememizdir. Bizim suçumuz; herkesin toplu iş sözleşmesinin olduğu, grev hakkının olduğu sendikayı Türkiye işçi sınıfına vaat etmektir. Şunu bilelim. CHP’de kavga yoktur. Öyle esas mesele; kayyım gidecek, seçilmişler gelecek. Elbette öyle olacak. Seçilmişler hiçbir yere gitmedi, gitmeyecek. Ama esas mesele; demin itiraz ettiğim, ‘Kayyım gidecek biz geleceğiz’ değil. ‘Tayyip gidecek biz geleceğiz’ meselesidir. Erdoğan gidecek bu milletin iktidarı gelecektir. Yoksa partideki bir tartışma, partideki bir kapışma değil. Esas mesele; çeyrek yüzyıldır süren sömürü düzeninin bitmesi, Erdoğan iktidarının gitmesi, halkın iktidar olma meselesidir. Bu ülkede bir kavga varsa millet ile AK Parti’nin kara düzeni arasındadır. O yüzden bu kara düzende uzlaşanlara, bu kara düzene teslim olanlara, bu kara düzene aparat olanlara nefes tüketmeyeceğim. Tüm nefesimi milleti iktidar yapmak için büyük yürüyüşte tüketeceğim. Biz partide ya da devlette hakimiyet alanları arayanlar değiliz. Biz meydanlardan meşruiyet alanlarız. Meydanlardan güç alan ve meydanlara umut verenleriz. Çünkü kara düzende hesap karşısındaki rakibi kendi belirlemektir. Kara düzende gerçek bir sandık, gerçek bir rakip, gerçek bir seçim ve değiştirme ihtimali yoktur. Kara düzen, AK Parti’nin kara düzeni, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet düzenini hedef almaktadır. AK Parti’nin kara düzeni Tom Barrcak’ın, Trump’ın hesaplarıyla, ‘Vicdanlı monarşiler, tek adam rejimleri’ deyip Türkiye’ye aynı Ortadoğu’daki gibi ülkenin başında kimin olduğuna Amerika’nın karar verdiği bir düzen dayatmaktadır. İşte biz seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi, biz sizin evlatlarınız, Özgür Özel, emekli öğretmen çocuğu Özgür Özel Amerikan emperyalizmine itiraz ettiği için hedeftedir. Korkuyor muyum? Korkmuyorum. Neden korkmuyorum? Bu meydanı görüyorum, cesaret doluyorum, cesaret alıyorum.”

“EVLATLARI NEREDEYSE BABA EVİ ORASIDIR”

“Biz partimize butlan atanıp, polis gelip, bizi söke söke o partiden atmaya çalıştığı gün; bir binayı gerimizde bırakıp, arkamızda eski nesil bir anlayışı geride bırakıp, eskimiş ve köhneleşmiş, yozlaşmış bir kara düzeni arkamızda bırakıp yağmurun ve dolunun altında çıktığımız yolda; hedefimizin, parolamızın yürüyüş, pusulamızın millet, hedefimizin iktidar olduğu bir yürüyüşü başlattık. Bunun için çok sevdiğimiz baba evimizden ayrıyız, fiziken. Ancak baba evi Atatürk’ün evidir. Evlatları neredeyse ev orasıdır. Baba evi Lüleburgaz meydanıdır. Erdoğan, bir paniğin içinde ve Erdoğan bu değişimi, bu heyecanı, bu tepkiyi ve milletin sahip çıkışını görüyor. Erdoğan sokaktaki heyecanı ve milletin idrakını görüyor. Bu yüzden büyük bir telaş içinde, ‘Biz bu işin içinde değiliz, hiçbir yerinde yokuz, bu iş CHP’liler arasındadır’ demektedir. Ben Erdoğan’a buradan sesleniyorum: Diyorsun ya ‘Ben bu işin neresindeyim?’ Sen bu işin tam göbeğindesin. Ama ona da şu müjdeyi vereyim. Siz de ona bu müjdeyi bugün veriyorsunuz. Erdoğan ve onun gibi düşünenler, onlar yolun sonunda biz daha yolun başındayız. Attıkları çamurlar hiçbirisi Allah’a bin şükür bize bulaşmaz, yapışmaz, yapışamaz. Bize, bu partinin evlatlarına ‘hırsız’ dediler, ‘yolsuz’ dediler, ‘terörist’ dediler, ‘casus’ dediler, FETÖ’cü dediler. Bunların hiçbirisi bize yakışmaz. Ellerindeki kiri bize bulaştırmaya çalışıyorlar, o kir bu bedene tutmaz. Hadi oradan kendi kirinizle, kendi pisliğinizle kalın.”

“MEYDANA KİM HAKİMSE ENİNDE SONUNDA O KAZANIR”

“İşte benim güvendiğim tek şey sizlersiniz. Onların ellerinde devletleri, tomaları, gazları, jopları, savcıları, hakimleri vardır. Ama hiç unutmasınlar ki meydana kim hakimse eninde sonunda o kazanacaktır. Biz bu ülkenin bir avuç yargı çetesine, AK Toroslar çetesine, AKP yargı kollarına indirmiyoruz koskoca Türkiye yargısını, Türk yargısını. Şunu biliyoruz ki yüzde 98’lik bir çoğunluk yapılanlardan utanarak, tasvip etmeyerek ve bu yapılanların felaket ürettiğini bilerek ibretle, korkarak ve sabırla takip ediyor. Ben buradan açıkça söylüyorum. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir avuç zümrenin zapt edebileceği bir devlet değildir. Bu ülkenin kurucu partisinin seçilmiş Genel Başkanı olarak söylüyorum; millet bizimledir, devlet bizim devletimizdir. Siz sonuçta ne askersiniz, ne kul bana, ne teba, ne üye. Siz benim bu vakitten sonra Lüleburgaz’da tüm Türkiye’ye söylüyorum, bu sahip çıkışta bulunan herkes, siz benim ailemsiniz. Aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa ona sığınırız. Yüzümüzü ona döneriz. Aile merkezdir. Şunu söyleyeyim ki bu vakitten sonra hem şikayeti olan, hem de yapılanı doğru bulmayan Türkiye’nin tüm demokratları da bizim ailemizdir. Tüm demokratları kucaklıyorum. Aslan sosyal demokratların içindeyim, oradan çıktık yürüyoruz. Muhafazakar demokratların, milliyetçi demokratların, Kürt demokratların, liberal demokratların, sosyalist demokratların… Ama yeter ki bu iktidarı hep beraber değiştirip, halkın iktidarını kuralım. Tüm demokratları ailemiz görüyoruz. Ailemizi biliyoruz."