Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davası için "mutlak butlan" kararı verdi.

Alınan karara göre, CHP'nin 47 sene sonra birinci parti olmasını sağlayan Özgür Özel ile yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırılırken, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetimi yeniden göreve gelecek.

Son olarak karara ilişkin YSK'ye yapılan itiraz bugün reddedildi.

"HAİN KEMAL SLOGANLARI ATILDI"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan kararının ardından ikinci kez partisinin genel merkezinde toplanan kalabalığa seslendi. Özel'in konuşması öncesi, "Hain Kemal" sloganları atıldı.

Özel, Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesini anlattı.

"BİZ EN KISA ZAMANDA SANDIK İSTİYORUZ"

Özel, "Dünün şartları, psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık. Bugün akşam üstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte ne konuştuğumu ne olacağını ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün, dedim ki "Sokağı görüyor musun?" "Milleti duyuyor musunuz?" "Bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladımı görüyor musunuz?" "Türkiye'nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz?"

"Bugün Türkiye'nin tüm sendikaları, siyasi partileri, en sağdan en sola tüm dostlar yan yana duruyor. Ve insanlar sizden bir şey bekliyor" dedim. Bir soru aldım, "Siz ne diyorsunuz diye?" Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" sözlerini sarf etti.

"ÖNCE KURULTAY SANDIĞINI, SONRA SEÇİM SANDIĞINI KURTARACAĞIZ"

En kısa zamanda kurultay için harekete geçeceklerini belirten Özel, "Önce kurultay sandığını kurtaracağız, sonra seçim sandığını kurtaracağız, bu ülkenin geleceğini kurtaracağız" dedi.

Özgür Özel, açıklamalarının devamında şunları söyledi,

"Bugün, son yerel seçimleri kazanan kadrolar, baskıcı, otoriter ve despot bir iktidarın saldırısı altındadır. Onların hedefinde biz varız. Bizim suçumuz seçim kazanmak. Bizim suçumuz kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz koltukta oturmayıp iktidarı hedeflemek. Bu yüzden mesele CHP meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir. Mesele, milletin sofrasından gidenlerin hesabını sormaktır. Mesele, AKP'nin kara düzeninin çarkına çomak sokmaktır. Mesele budur.

"AKP'NİN BU BUTLAN KOLLARI CHP'Yİ YÖNETEMEZ"

Dün bu karar çıktığından beri, 2 gündür buraya siyasetin en sağından en soluna kadar, bu ülke için mücadele etmek isteyenler, bu ülkeyi AKP'den kurtarmak isteyenler koşup geldiler. Onlarca sendika geldi, dayanışmalarını bildirdi. Dernekler, barolar, meslek örgütleri, Türkiye'nin dört bir yanından ses yükselttiler, bizim yanımızda oldular. Bugün biz CHP'yi değil, sandığı, seçme ve seçilme hakkını savunuyoruz. Atanmış kayyumlar bu ülkeyi yönetemezler. AKP'nin butlan kolları CHP'yi yönetemez, yönettirmeyiz.

"BUGÜN YAŞANANLAR YARININ İKTİDARININ DOĞUM SANCISIDIR"

Şu işe bakın, AKP'nin ana kademesi pes edecek, kadın kolları ve gençlik kolları başaramayacak. Ve AKP'nin yargı kolları üzerinizdeki cübbelerle bize saldıracak. AKP'nin butlan kolları da gelecek, CHP'yi yönetecek. Yok öyle yama. Burada yaşanan zulüm, yaşanan acılar, akıtılan gözyaşları, bir matemin, bir hüznün, bir kaybın, teslimiyetin işareti değildir. Bugün yaşananlar yarının iktidarının doğum sancısıdır. Biz bu sancıya dayanacağız. Biz bu sancının bir müjde olduğunu anlayacağız. Katlanacağız. Çünkü biz 100 yıl sonra bir kez daha bu ülkenin umudu olacağız. Bu milleti kurtaracağız. Sancıya dayanmadan çarklar kırılamaz. Acılara katlanmadan, AKP'nin kara düzeni yenilemez. Bu darbecilerin işkencesine katlanmadan güzel günler gelemez. Katlanacağız ve en sonunda biz kazanacağız.

"ERDOĞAN BİR DAHA SEÇİM KAZANAMAYACAĞINI BİLİYOR"

Erdoğan bir daha seçim kazanamayacağını biliyor. Bu yüzden milleti partisiz bırakmak istemektedir. Kimse başını kaldırmasın, kimse itiraz etmesin, bir kişi kimsenin umudu olmasın. Bir parti sisteme alternatif olmasın. Bu rejim hiç kaybetmesin, kahrolan emekliler olsun, zenginlerin yüzü gülsün istemektedir. İşte itiraz tam da buradadır. İtiraz AKP'nin kara düzeninedir. Rüzgar artık halktan yana esmektedir.

"KİMSEYİ GERİDE BIRAKMADIK, BIRAKMAYIZ"

Buradan ilan ediyorum. Öyle birileri bizi bir başımıza, tek başımıza bırakıp da hedefe koyup da, itibarsızlaştırıp da bu mücadelenin belini kıracağını sandılar. Geçen sene Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nu Türkiye'yi yönetecek kadroyu hedef aldılar. Onlara yapılanlara susmamızı beklediler. Biz bu milletin her zorluğu görmüş, ama asla birbirine sırtını dönmemiş, birbirine menfaat ilişkisiyle bağlı olmayan, kardeş bağı ile bağlı olan, birbirini seven evlatlarız. Kimseyi geride bırakmadık bu zamana kadar. Kimseyi de bırakmayız.

"BUTLANA KARŞI GENEL MERKEZDE KALIYORUM"

Ben yıllarca arkadaşlarımız için büyük mücadeleler ettim. 10 yaşında Manisa'dan 2 öğretmenin evladı olarak, bir elimde beyaz valizle İzmir'e okumaya gittim. Devletin karşılık beklemeden yatılı okuttuğu çocuklardan biriydim. 10 yaşından 17 yaşına kadar devletin yatılı kursunda büyüdüm. Hep hayatım oralarda geçti. Meslek örgütümde yıllarda bir dolap ve yatakla yaşadım. Şimdi geçen sene Saraçhane'de Ekrem başkanı aldıkları gece, onun yerine kayyım atadıklarında, Saraçhane'de bir kanepe buldum ve günümü gecemi orada geçirdim. Kaderde hep bir dolap, yatak ve valiz var. 10 yaşında başlayan mücadelem Saraçhane'de devam etti. Sonra dün dedim ki, baba evini terk edemem. Burada yatacağım. Bu butlana karşı, burada kalmaya, direnmeye, mücadele etmeye devam ediyorum.

"AÇIK BİR KUMPASLA KARŞI KARŞIYAYIZ"

Değerli dostlar, dün dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayan kuralla, getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya yapmış olduğu, şahitlerin kendilerini savunamadıkları, "görmüştüm, birinden duydum, hatırlamıyorum" diyerek sırf AKP'nin işine gelsin diye verilen düzenli talimatlarla Türkiye'nin kurucu partisine yıllar sonra butlan kararı vererek, kendilerinin de savunamadıkları, sahip çıkamadıkları, bir vicdansıza bu kararı verdirerek, CHP'yi karıştırmaya, akıllı sıra partiyi bölmeye, kendi içinde meşgul etmeye, bu fırsattan istifade iktidarını korumaya çalışan, açık bir kumpasla karşı karşıyayız. Bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu rejim ve aparatlarıyla uzlaşarak ya da olmayan pazarlıklarla yapacak halimiz yoktu. İşte bu yüzden buradayım, buradasınız. İyi ki buradasınız.

"BU MEYDANIN GÜCÜYLE SANDIKLARI GETİRECEĞİZ"

İki şeye ömür vermeye, can vermeye razı olmuşum. Bunlardan birincisi CHP'nin delegesinin önüne Atatürk'ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu ülkenin önüne seçim sandığı gelecek ve bu iktidar değişecek. Herkes şunu bilsin, zaman zaman diyorum: "Evde oturma, pijamayı çıkar, kumandayı bırak, geleceğine sahip çık." Bu iktidardan rahatsız olan, bu iktidardan rahatsız olan, maaşı yetmeyen, evladının geleceğinden endişe eden herkese diyorum ki, çare senin çaresiz hissetmen değil, bizimle mücadele etmendir. Buradan herkese sesleniyoruz. Eğer bu kahraman insanlar, bu baba ocağını böyle doldurmasalar, bugün İstanbul'da 39 ilçe sel olup akmasa, bugün Balıkesir'den Mersin'e bu mücadeleye sahip çıkmasa bizi yok ederler. Bunlar meydandan, kalabalıktan anlar. Bu meydanın gücüyle sandıkları getireceğiz, emeklinin ve emekçinin hakkını alacağız.

"ŞAHLIĞINA GÜVENEN GÜN GELİR MAT OLUR"

Gün gelir çivisi çıkar dünyanın, konuşamayanlar hatip, şifa veremeyenler tabip, yazamayanlar katip olur. Ama yine öyle bir gün gelir ki işler ters döner, aldatan bir gün sadakat için, çalan bir gün adalet için, döven bir gün şefkat için yalvarır. Piyon deyip geçme gün gelir şah olur, şaha da fazla güvenme gün gelir mat olur. Şaha da söylüyorum, şaha güvenenlere de bu milleti küçük görmeyin, tektir, yalnızdır bu oyunda yalnızdır demeyin, gün gelir şah olur, şahlığına güvenen de gün gelir mat olur.

Piyonları şah yapacağız, ayakları baş edeceğiz, kibirli olanlara yeter diyeceğiz. Bu milleti karınca görüp ezerim sanmayın, karıncanın kardeşi var, o da bu meydanın kendisidir. Buraya dertten, tasadan kurtulmaya, buraya zulme direnmeye, buraya adaletsizliğe karşı meydan okumaya geldiniz. Siz bu ülkenin, bu milletin, bu halkın kurtuluşusunuz. Mücadele edenler kazanacak."