Ak Parti grup toplantısında, genel başkan olarak Erdoğan 2026 yılının reform yılı olacağını söyledi ve “Türkiye Yüzyıl Reform Programı” olarak, ekonomi, sosyal yardım sistemleri, dijital, güvenlik ve diğer alanlarda olacağını açıkladı.

Reform programı ne olur? Detaylı açıklanınca öğreniriz. Ancak ismiyle açıklanan tek reform olarak dijital alanda reform var.

Dijital reform, bilgi çağının temel belirleyicisidir. Bilgi Çağı; Bilgisayar Çağı, Dijital Çağ da deniliyor.

Türkiye Dijital reformun neresindedir?

Türkiye’nin dijital çağın neresinde olduğunu iyi görmek için, dünya ülkeleri ile karşılaştırmak gerekir.

Freedom House tarafından 16 Ekim 2024 tarihinde açıklanan rapora göre ise Türkiye özelinde internet özgürlüğü tehdit altındadır.

İnternet özgürlüğü alanında erişim engelleri, içerik üzerindeki sınırlamalar ve kullanıcı hakları ihlalleri gibi 21 göstergeye dayalı değerlendirmede Türkiye, 100 üzerinden 31 puan almıştır. Özgürlük statüsüne göre Türkiye özgür olmayan ülkeler arasında yer aldı.

Raporda, Hükümetin çevrimiçi içeriklere yönelik sıkı denetimleri, sosyal medya paylaşımları nedeniyle verilen hapis cezaları ve internet erişimindeki engelleri tenkit edilmektedir.

Öte yandan Türkiye de bazı şehir ve bölgelerde altyapı yetersizdir. Haber içerikleri ve sosyal medya paylaşımlarına dönük çok sayıda engelleme/kaldırma, VPN engelleri var.

  1. OECD DGI yaklaşımında dijital devlet, kamu hizmetlerinin:
  • Vatandaş odaklı
  • Veri temelli,
  • Açık ve katılımcı,
  • Çevik ve bütüncül bir şekilde tasarlanması ve sunulması anlamına gelir.

Bu endekse göre OECD ortalama puanı 5,2 puandır. Türkiye‘nin puanı ise 2,3 puandır. (Aşağıdaki grafiği aynen aldım.)

Osmanlı sanayi devrimini kaçırdı, Türkiye bilgi çağını kaçırmak üzeredir - Resim : 1

İnsan sermayesi ve yazılım OECD ortalamasına göre Türkiye de zayıftır. AR-GE düşüktür.

Veri koruma siber güvenlik kapasitesi OECD ülkelerinde yüksek, Türkiye’de orta seviyededir.

Türkiye’nin bilgi çağını kaçırma riski yüksektir.

Türkiye 2013 yılına kadar, bilgi teknolojilerine önem verdi. Sonrasında hız kaybetti. Osmanlının sanayi devrimini kaçırması gibi, Türkiye’nin de bilgi çağını kaçırması riski arttı.

Osmanlıda din faktörü, sanayileşmeyi engelledi. Türkiye’de dinin siyasi alanda kullanılması, gerek doğrudan ve gerekse tarikatlar yoluyla son yıllarda arttı.

Osmanlıda mülkiyet güvencesi zayıftı. Padişah azlettiği insanların aynı zamanda malına el koyardı. Şimdi kayyumlar türedi. Bu nedenle o günde bugünde son yıllarda sermaye birikimi zayıfladı.

Osmanlıda kapitülasyonlar yerli sanayii vurdu. Bugün de sanayi üretimi ithal girdiye bağımlıdır.

Osmanlıda kurumsal eğitim gelişmedi. Türkiye’de eğitim olsa da, beyin göçü nedeni ile vasıflı işgücünü tutamıyoruz.

Ne yapmamız gerekiyor?

Tarafsız yargıyı tartışılmayacak şekilde kurmalıyız. Kayyum işine son vermeliyiz. Tasarrufları teşvik etmeliyiz ki, sermaye birikimi ve dijital yatırımlar artsın.

Devleti ve eğitimi kurumsallaştırmalıyız. Eğitimi ideolojik baskıdan çıkarmalıyız. Yüksek öğrenime idari ve bilimsel özerklik getirmeliyiz.

Devlet Ar-Ge yatırımlarına daha çok kaynak aktarmalıdır. Beyin göçü için önlem almalıyız.