YENİÇAĞ - Kulis Ankara / Nihat BOZKURT
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, fon krizi başta olmak üzere gündemle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Türkiye, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir arınma sürecinden geçmektedir" dedi.
Fon piyasasında tasarruf ya da yatırım yapmada sorun olmadığını söyleyen Bahçeli, "Burada esas olan söz konusu fonların idaresi sırasında finansal sistemi ve ekonomiyi istikrarsızlaştırma aynı zamanda da bilgi sızdırmak suretiyle piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi kanunsuzlukların olup olmadığıdır" ifadelerini kullandı.
Bahçeli "Bu nedenle yatırımcının güven duyacağı bir finansal sistemi tesis edecek ve sürekli kılacak hukuki, idari ve yapısal tedbirler alınmalı" dedi.
***
odatv ise İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun geçen yıl yaptığı uyarıları hatırlattı ve "Müsavat Dervişoğlu haklı çıktı" başlığını kullandı.
Haberde, "Son dönemde finans piyasalarında patlak veren büyük fon ve borsa soruşturmaları geçtiğimiz yıl 22 Ekim ve 12 Kasım’da İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun yaptığı uyarıları bir kez daha haklı çıkardı. Sektörde peş peşe gelen gözaltılar, üst düzey soruşturmalar ve milyarlarca liralık fon transferi iddiaları, Dervişoğlu’nun aylar önce Meclis kürsüsünden dile getirdiği 'kamu gözetiminde soygun' ve 'organize manipülasyon' tespitlerini doğruladı" denildi.
Hebere göre Dervişoğlu, geçen yıl yaptığı açıklamalarda Türkiye borsasında bizzat kamu gücü ve devlet makamları kullanılarak manipülasyonlar yapıldığını vurgulamıştı. 6,5 milyondan fazla küçük yatırımcının aileleriyle birlikte toplamda 15-20 milyon insanın mağdur edildiğini belirten Dervişoğlu, bu düzenin sürdürülemez olduğunu savunmuştu. Dervişoğlu, Türkiye Varlık Fonu, Merkez Bankası, BDDK, Rekabet Kurumu, kamu bankaları ve SPK başta olmak üzere tüm aktörlerin iş ve işlemlerinin ivedilikle denetlenmesi gerektiğini belirterek TBMM'de bir komisyon kurulmasını talep etmişti.
Dervişoğlu 12 Kasım 2025'te şunları söylemişti:
"Kurumlar ve kurallarla iflas etmektedir. Güven ilişkisi iflas etmektedir. İki hafta önce de dile getirdik. Bu ülkenin borsasında manipülasyon bizzat kamu gücü kullanılarak, devletin verdiği makamlar kullanılarak yapılıyor. Mehmet Şimşek geçen hafta çıktı, 'Bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını biliyoruz' dedi. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Ömer Gönül, 'Piyasa dolandırıcılarını biliyoruz' dedi. Bunca zamandır biliyorlarmış ama susmuşlar.
Yani biliyorlarmış ama önlememişler. Bu suskunluk, bu sessizlik suça verilmiş açık bir izindir. Ve şimdi yeni bir skandal daha ortaya çıktı. Bir yatırım bankasının geçen hafta gözaltına alınan genel müdürü özel bir bankanın davasında da yargılanmış. Evet, yanlış duymadınız. Piyasa dolandırıcılığı iddialarının ortasındaki bir banka yöneticisi meğerse zaten davalıkmış. Kim korudu bu insanları? Kim izin verdi bu düzenin sürmesine? Tabii ki iktidar. Açıkça söylüyorum, bu artık bireysel bir suç değildir, organize bir suç vakasıyla karşı karşıyayız. Bu çürümeden, çürümeden kopma aşamasına geçmektir. Bu ülkenin borsasında dolandırıcılık yapılırken iktidarın yapması gereken şey neydi diye düşünüyorum. Ne yapmalıydı iktidar? Vatandaşı korumaktı görevi. Peki ne yaptılar? Rant çevrelerini ve borsa çetelerini korudular."
***
Bahçeli’nin fon krizinin arınma sürecinin sonucu olduğu düşüncesine katılmıyorum. Çünkü krizin patlayacağını Maliye Bakanı söyledi, SPK Başkanı da söyledi ama hiçbir tedbir alınmadı. Dervişoğlu'nun belirttiği gibi, "Türkiye borsasında bizzat kamu gücü ve devlet makamları kullanılarak manipülasyonlar yapıldı." Öyleyse bu bir organize suç örgütünün işidir. Bakan uyarırken, SPK başkanı uyarırken, Dervişoğlu uyarırken iktidarın hiçbir tedbir almaması ve fon soygununa göz yumması, bilinçli bir kararın sonucudur. Bu karar, "organize suç örgütü" nün varlığını doğrulamaktadır.
Fon soygununun siyasi ayağına dokunulmaması hatta suçluların alenen korunması ise suç ortaklığının delilidir.
Organize suç örgütünün siyasi ayağı etrafındaki çember daralıyor!