YENİÇAĞ Gazetesi 13 Eylül 2002’de kurulduğunda Türkiye kritik bir döneme giriyordu. 57. Hükümet’in ortağı Devlet Bahçeli’nin sürpriz çağrısı sonucu 3 Kasım’da yapılan erken seçim, bugüne kadar devam eden AKP iktidarını ülke yönetimine getirmişti. Bu süreçle birlikte 2003 yılından beri, bir gün bile aksatmadan, bu gazetenin sayfalarında milletimin hakikatini yazdım.
Yağmanın, talanın, servet transferlerinin, Türkiye’nin nasıl adım adım çökertildiğinin fotoğrafını çektim. Korkmadım, çekinmedim; elimizi değil, başımızı taşın altına koyarak yazdım. Çünkü bu ülke bizimdi… Çünkü bu bayrak bizimdi…
Arkamızda YENİÇAĞ vardı. Atatürkçülüğü ve Türk milliyetçiliğini temel ilke olarak koymuş; Türkiye’nin karanlık bir tünele sokulduğu yıllarda dimdik ayakta durup ülke gerçeklerini haykıran bir gazete…
AKP iktidara geldiği günden itibaren bu ülkede bambaşka bir senaryo yürürlüğe konuldu. İlk yılların “normal” görüntüsü 2008 sonrası yerle yeksan oldu. Türkiye, siyasi, ekonomik ve toplumsal anlamda ekseninden kaydırıldı.
Millet sistematik biçimde yoksullaştırıldı, dışa bağımlılık devlet politikası hâline getirildi. Bugün binlerce şirket ayakta kalma mücadelesi veriyorsa bunun temel sebebi bu çarpık düzenin ta kendisidir.
Ama dikkat edin:
AKP’ye biat eden, yapılan her yanlışı alkışlayan, her haksızlığı görmezden gelen şirketler bugün dev holdinglere dönüşürken…
Bu bayrağın inmeyeceğini, Türk milletinin susmayacağını, Atatürk milliyetçiliğinin bu topraklarda ilelebet yaşayacağını haykıran YENİÇAĞ gibi gazeteler ekonomik kuşatmanın ortasında bırakıldı.
Dev bankaların, dev şirketlerin uyguladığı reklam ambargosu çoğu iktidar korkusuyla YENİÇAĞ’ı ve müteşebbis şirketlerini ağır bir krizin içine itti. Bu kriz bugün YENİÇAĞ’ın nefesini kesmeye çalışıyor.
Ama bilsinler ki: Bu gazetenin nefesini kesmek, Türk milletinin nefesini kesmek değildir!
YENİÇAĞ’ın müteşebbisi olan Stil Çizgi İnşaat, Turizm, Tekstil A.Ş. 2021’de başlayan kriz nedeniyle konkordato sürecine girdi. Buna rağmen YENİÇAĞ, tek bir gün bile geri adım atmadan bayrağını yere düşürmedi.
2023’te başlayan 48 aylık ödeme planı ilerliyor; son 8 taksit kaldı. Fakat şirketin nefesi artık sonuna geldi.
Ve bugün bir gerçek var:
Bu gazete artık yalnızca bir şirketin değil, Türk milliyetçilerinin omuzlarında yükselecek.
Ben, 20 yılı aşkın süredir gururla yazdığım bu gazetenin yaşaması için Türk milletine, Atatürk’ün izinden yürüyen tüm gönüllere sesleniyorum:
Şimdi YENİÇAĞ’a sahip çıkma zamanıdır.
YENİÇAĞ kimseden sadaka istemiyor.
YENİÇAĞ yalnızca bir dayanışma istiyor.
Bu dayanışma da çok basit:
YENİÇAĞ’ın markası olan UKİ mağazalarından, özellikle de internet sitelerinden yapılacak küçük alışverişler…
Bir gömlek, bir ceket, bir ayakkabı… Sizin için küçük, YENİÇAĞ için nefes demektir.
Unutmayın:
YENİÇAĞ’ın yaşaması, bu ülkenin bağımsız sesi için, Atatürk’ün izinin sürülmesi için, Türk bayrağının göklerde ebediyen dalgalanması için hayati önem taşımaktadır.
Bugün, şimdi, tam da bu anda…
Desteğiniz YENİÇAĞ’ın nefesi; YENİÇAĞ’ın nefesi, Türkiye’nin soluğu olacaktır.
Ben sizleri UKİ’nin mağazaları ve internet sitesinden alışveriş yapmaya davet ediyorum.
Bu dayanışma, bir gazeteyi değil; bir fikri, bir mücadeleyi, bir ülküyü yaşatacaktır.
***
O GÜN BUGÜNDÜR DEDİK...
Evet, “o gün bugün” dedik.
Ve gerçekten de o gün bugün oldu.
Çağrımın ardından yüzlerce mail aldım. Mesajlar geldi. Telefonlar susmadı. YENİÇAĞ dostları, okurları, gönül verenleri “biz buradayız” dedi. Herkes, imkânı ölçüsünde YENİÇAĞ’a destek olmak için harekete geçti.
Şunun altını özellikle çizmek zorundayım:
YENİÇAĞ, sıradan bir gazete değildir.
YENİÇAĞ, kurumsal bir gazetedir.
YENİÇAĞ, bugüne kadar çizgisini bozmadan bu bayrak, bu millet için mücadele etmiş bir gazetedir.
Bu ülkede gazetecilikten para kazanmanın şartları bellidir.
Ya yandaş olacaksınız…
Ya iktidarın aleyhine yazmayacaksınız…
Ya da düpedüz yalakalık yapacaksınız.
Yeniçağ bunların hiçbirini yapmadı.
Doğru bildiğini yazdı.
Atatürk çizgisinden, Türk milliyetçiliğinden zerre taviz vermedi.
Yıllardır da bu duruşla yoluna devam etti.
Ancak gerçekleri de konuşmak zorundayız.
Son iki yıldır tekstil sektörü, belki de Cumhuriyet tarihinin en ağır krizlerinden birini yaşıyor. Binlerce firma battı, konkordato ilan etti, kepenk kapattı. İşte YENİÇAĞ’ın finansmanında önemli bir yeri olan Stil Çizgi de bu fırtınadan etkilendi.
Evet, YENİÇAĞ bu krizden payını aldı.
Stil Çizgi bir yandan YENİÇAĞ’ı ayakta tutmaya çalışırken, diğer yandan ekonomik krizin altında ezildi. İşte geçen hafta bu yüzden size bir çağrı yaptım. “O gün bugün” dedim.
Stil Çizgi’nin en önemli markası olan UKİ’den alışveriş yapmanızı istedim. Sağ olsunlar, çok sayıda okurumuz dönüş yaptı. Mail attı, mesaj gönderdi. Herkes “elimden geleni yaparım” dedi.
Bu dayanışma beni de harekete geçirdi.
“Madem çağrı yapıyorum” dedim, “önce ben yapayım.”
Gittim, UKİ’den alışveriş yaptım. Açık söyleyeyim; bu kadar kaliteli ürünü bu kadar uygun fiyata alacağımı gerçekten beklemiyordum.
Alışverişimi yaptım.
Şimdi bir kez daha, açık yüreklilikle söylüyorum:
YENİÇAĞ’ın yaşaması, bu ülkenin bağımsız kalemlerinin susmaması için sizlerden UKİ’den alışveriş yaparak bu mücadeleye katkı vermenizi rica ediyorum.
Bu bir ticaret meselesi değil.
Bu bir duruş meselesidir.
Bu bir vefa meselesidir.
Gösterdiğiniz ilgi, verdiğiniz destek ve yazdığınız her mesaj için sonsuz teşekkürler.
İyi ki varsınız.
