YENİÇAĞ - Fatih ERBOZ / Özel Haber
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, Türkiye ile Yunanistan arasında merhum Dışişleri Bakanı İsmail Cem döneminde olduğu gibi bir diyalog zeminin oluşturulabileceğini ancak sorunların teknik içeriğin ötesinde bir yaklaşım da gerektirdiğini belirtti. Özülker, “İki ülke arasında sorun olarak ortaya çıkan 7 başlık söz konusu. Bu başlıklar da elbette teknik boyut önemli ancak bakıyorsunuz Yunanistan Ege Denizindeki kıta sahanlığını 12 mile çıkarma konusunda ısrar ediyor. Türkiye’nin ulusal çıkarları ile örtüşmeyen bu durumda elbette sorun yaratıyor. Dolayısıyla bu tavır görüşmelerin olumlu bir havada geçmesi söz konusu olsa bile sorunları çözmeye yeterli olmuyor. En son yapılan görüşmelerde de sorunların çözümünde bir ivme yakalandığını söylemek zor” dedi.
Türk-Yunan ilişkilerinde sorunların çözülmesi için görüşme ortamının oluşturulması noktasında merhum Dışişleri Bakanı İsmail Cem döneminde diyaloğa dayalı bir zemin oluşturulduğunun altını çizen emekli Büyükelçi Özülker, “O dönem Türk Dışişleri kendi içinde bir toplantı gerçekleştirdi. O toplantıda Yunanistan’ın tavrı konusunda daha dikkatli olunmasına, işbirliği imkan ve kabiliyetini ortadan kaldırmadan bir diyalog zeminin, görüşme zemininin oluşturulmasına yönelik bir tavır benimsenmesi konusunda uzlaşıldı. O dönem merhum Cem Yunanistan’a gitti, sonuçta bir diyalog ortamı oluştu. Bugüne baktığımızda ise yine bu ortanın oluşabileceğine dair izlenim edinebiliyoruz. İki ülke arasında şu anda 7 konu var ki bunların çözümü hiç de kolay değil” diye konuştu.
Doğu Akdeniz ve Ege Denizi2ndeki karasuları konularının Türkiye ile Yunanistan arasındaki temel anlaşmazlık konularının arasında olduğunu anlatan Uluç Özülker, şunları söyledi;
“Doğu Akdeniz’de oluşturulan durum Türkiye’nin çıkarları ile örtüşmüyor. Bir diğer önemli. Ege Denizi’nde Yunanistan’ın kara sularını 12 mile çıkarma yolundaki iddiaları Türkiye’nin ulusal çıkarları ile hiçbir şekilde örtüşmüyor. 12 mile çıktığında Türkiye’nin bir limanından diğer limanına gidecek gemi Yunanistan’dan izin almak durumunda kalacak çünkü Ege Denizi’nin yüzde 73’ü Yunanistan’ın kontrolüne geçecek. Durum böyleyken Yunanistan bu konuda neden ısrarcı davranır? Bunu da anlamak çok zor” ifadelerini kullandı. Yunanistan’ın Fransa ve ABD ile yaptığı anlaşmada kendisine yönelik bir saldırıda saldırının ABD ve Fransa’ya da yapılmış sayılacağının hükme bağlandığını hatırlatan Uluç Özülker, “Bugünkü ortamda bu anlaşmada bulunan ABD ve Fransa’nın Yunanistan’ın yanında olacağını ifade eden 4’üncü madde hangi ülke için anlaşmaya konmuş söylemeye gerek yok. Bunu neden kaldırmıyor Yunanistan, adalara neden bayrak çekiyor, bu tavırlar anlaşılabilir bir komşuluk tavrı mıdır.”
İçinden geçtiğimiz süreçte ise Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in bazı gerçekleri gördüğünü vurgulayan emekli Büyükelçi Özülker, “Yunan başbakanın açıklamalarına da aslında bu yansıyor. Türkiye’nin savunma sanayisinde yaptığı atılımları da dikkate alarak Türkiye’nin güçlü bir ülke olduğuna vurgu yapıyor. Türkiye bizden üstün ifadelerini kullanırken savunma bakanı Dendias 180 derece farklı açıklamalar yapıyor. Bunun da temel nedeni yakın zamanda Yunanistan’da seçimlerin yapılacak olması. Yunanistan’ın bu süreçteki tavrında bu da önemli” diye konuştu.
ABD ve AB’nin son dönemde uluslararası politikada yaşanan gelişmelerden dolayı Türkiye’yi ön plana çıkardıklarını da vurgulayan Uluç Özülker, şunları kaydetti: “AB ülkeleri güvenlik toplantısında Türkiye olamadan AB ülkelerinin savunmalarının olamayacağını anladı. Bu nedenle son dönemde AB ülkelerinin başbakan, dışişleri bakanları, AB’nin genişlemeden sorumlu yetkilileri Türkiye’yi ziyaret ediyor. BU Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik hayata geçirdiği elbette Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile birlikte AB’ye tam üyelik konusundaki veto politikasını ilişkilerde bir araç olarak sık kullanmasını kısıtlıyor. Diğer yandan ise AB tam üyelik konusunda hiçbir adım atmıyor. Türkiye ile her türlü ilişki geliştirilebilir ancak tam üyelik bir kenarda dursun diyebiliyor. Türkiye’nin politika oluştururken bu gerçekleri de unutmaması gerekiyor.”