MHP lideri Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan 'Terörsüz Türkiye' adımları şehit yakını ve gazilerin tepkilerine rağmen sürüyor. Gazeteci Sedat Bozkurt'un iktidar ortağı MHP ile ilgili Kısa Dalga da yayımlanan köşesindeki açıklamaları dikkat çekti.

Bozkurt'un "MHP çizgisine itirazın en temel noktası, ne kadar devlete bağlanırsa bağlansın, “önder Öcalan” kadar mevcut Milli Eğitim Bakanı ile yeni atanan İçişleri Bakanı’nın referansları olmalıdır. MHP’nin bu 2 bakanın arkasında yer alması politik yörüngesinin tartışmaya açılması demektir" değerlendirmesi gündem oldu.

Bozkurt MHP'li Fethi Yıldız'ın “Süreç, tartışmaya kapalı, ertelenemez ve geri dönülemez bir devlet meselesidir” açıklamasını da değerlendirerek Hüda-Par'ı hatırlattı.

Bahçeli’nin başbakan yardımcısı olduğu 1999 yılında “tartışmaya kapalı devlet meselesi” olarak “irtica ile mücadele”nin olduğunu hatırlatan Bozkurt "Bahçeli’nin yanında durduğu Hüda-Par da o dönem, başbakan yardımcısı koltuğundayken “mutlak” mücadele edilmesi gereken Hizbullah adlı yapının bir anlamda devamı." dedi.

'PARTİLERİN KAFASINI EN ÇOK KARIŞTIRAN SİYASETİN ADI MHP'

Bozkurt "Son dönemde partililerinin kafasını en çok karıştıran siyasetin adı MHP’dir." diyerek MHP'nin, siyasetsiz bir parti kimliğinde olduğunu öne sürdü. Bozkurt, MHP'nin bu eksikliğini hep “devlet” kavramını kutsal hale getirerek, arkasına saklanarak gidermeye çalıştığını da iddia etti. 12 Eylül darbesini hatırlatan Bozkurt, "Yaşadıkları şok da sahibi olduklarını ve korumaya çalıştıklarını sandıkları “devletin” aslında sahiplerinin başkaları olduğunu anlamaları nedeniyledir" ifadelerini kullandı.

Bozkurt, devletten daha çok “memleket” derdi olan Ülkücülerin ayrışmasının da MHP siyasetinde böyle başladığını söyledi.

'MHP'NİN BU 2 BAKANIN ARASINDA YER ALMASI...'

Sedat Bozkurt'un Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile yeni atanan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'yi işaret ederek "MHP çizgisine itirazın en temel noktası, ne kadar devlete bağlanırsa bağlansın, “önder Öcalan” kadar mevcut Milli Eğitim Bakanı ile yeni atanan İçişleri Bakanı’nın referansları olmalıdır. MHP’nin bu 2 bakanın arkasında yer alması politik yörüngesinin tartışmaya açılması demektir." değerlendirmesi de dikkat çekti.

“MHP- devlet” meselesine, Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın açıklamalarından birisi nedeniyle girmesi gerektiğini söyleyen Sedat Bozkurt "Devlet Bahçeli’nin “görev üstlenerek” başlattığı süreçten söz ederken, “Süreç, tartışmaya kapalı, ertelenemez ve geri dönülemez bir devlet meselesidir” dedi. MHP’nin hükümet ortağı olduğu Bahçeli’nin de başbakan yardımcılığı koltuğuna oturduğu 1999 yılında devlet, “tartışmaya kapalı devlet meselesi” olarak “irtica ile mücadeleyi” önlerine koydu. Ve o hükümet de bunun gereğini yaptı. O dönemin Genelkurmay ve MGK belgelerine göre bu mücadele içinde AKP’li kadroların içinde yer aldığı Millî Görüş hareketi de vardı. Şimdi “devlet” onlar. Bugün, muhtelif cemaatler devlet bürokrasinde ilerlemek için yeterli bir referans. O gün ise yok edilmesi gereken yapılardı. Bahçeli’nin yanında durduğu Hüda-Par da o dönem, başbakan yardımcısı koltuğundayken “mutlak” mücadele edilmesi gereken Hizbullah adlı yapının bir anlamda devamı." değerlendirmesi yaptı.

'İNSANLAR NİYE İNANSINLAR'

"Şimdi MHP’nin dillendirdiği “tartışmaya kapalı devlet meselesi” söylemine insanlar niye inansınlar?" diyen Bozkurt yazısına şöyle devam etti:

"O dönem MHP’nin direksiyonunda bulunan devlet “tartışmaya kapalı” bu mücadeleyi kaybetti mi? Kaybetti ise MHP “mücadeleyi” kaybeden taraf olarak “mücadeleyi” kazanan tarafa mı geçmiş oldu? Bu soruların ağır olduğunun farkındayım. Ama devlet kavramını da siyaset biraz dikkatli kullansın, aşındırmasın. Bugünkü devletin o günkü devletin devamının olduğundan emin miyiz?

Şimdi MHP’nin dillendirdiği “tartışmaya kapalı devlet meselesi” söylemine insanlar niye inansınlar?

Son olarak Külliye’deki DEM Parti İmralı heyeti görüşmesinde MİT Başkanı İbrahim Kalın ile AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala da vardı. Valilerin muhtelif ziyaretlerinin ya da toplantılarının tamamında AKP il başkanları ve AKP milletvekilleri var. Devlet denilen kurum siyasi parti haline gelmiş ise bunu “devlet meselesi” olarak adlandırmak da doğru değildir, “parti meselesidir bu” demek daha doğru olur."