Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bugün 72’inci yaşına girdi. Doğum günü nedeniyle ittifak ortağı Devlet Bahçeli, Erdoğan’a 72 yaşına özel 72 gül gönderirken Mehmet Uçum’dan da doğum günü yazısı geldi.
Yazısına “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum günü kutlu olsun. Nice nice yıllara Sayın Cumhurbaşkanım.” diyerek başlayan Uçum, doğum günü olması nedeniyle Erdoğan’ın liderlik tarzına ilişkin görüşlerini paylaştı.
Erdoğan’ın Türkiye’de temsil siyaseti yerine halka dayalı doğrudan siyaseti, talep siyasetini hayata geçirdiğini ve siyaset yapma tarzında radikal bir değişiklik sağladığını ifade eden Uçum, “Bunun en önemli sonuçlarından birisi ‘tez demokrasisi’ yerine ‘talep demokrasisini’ öne çıkarmasıdır.” dedi.
Uçum’un yazısındaki bir bölüm ise adeta muhalefet partilerine iktidar olma tüyosunu verir nitelikteydi. Uçum, yazısının söz konusu bölümünde “Bundan sonra Türkiye'de hiçbir siyasal aktör sosyolojik siyaset yapmadan, doğrudan liderlik pratiği üretmeden büyük başarılar elde etme şansına sahip değildir. Güçlü meşruiyet kazanabilecek tek siyaset, doğrudan halka dayanan siyasettir. Halkın talep ve ihtiyaçlarını gerçekçi demokratik siyasi programa dönüştürmektir.” İfadelerini kullandı.
Uçum’un yazısı şu şekilde;
Talep siyaseti ve doğrudan liderlikle ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi tarihi ve ortaya koyduğu pratik çok önemli bir örnektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset ve liderlik tarzına getirdiği bu yöndeki yenilikler Türkiye’de demokratik siyasetin esaslarını büyük ölçüde değiştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de temsil siyaseti yerine halka dayalı doğrudan siyaseti yani talep siyasetini hayata geçirerek, siyaset yapma tarzında radikal bir değişiklik sağladı. Bunun en önemli sonuçlarından birisi ‘tez demokrasisi’ yerine ‘talep demokrasisini’ öne çıkarmasıdır.
Tez demokrasisi temsil siyasetine dayanır. Ağırlıklı olarak halk için en iyi olanın siyasi elitler tarafından geliştirilip teze dönüştürülerek halka sunulması ve desteğinin alınmaya çalışılması şeklinde gerçekleşir. Sonucu itibarıyla seçkinci bir siyaset tarzı ortaya çıkar. Oysa talep demokrasisi talep siyasetine dayanır. Halkın talep ve ihtiyaçları üzerinden üretilen gerçekçi bir siyasi programın siyasal sistemi etkilemesi şeklinde hayata geçer. Sonucu itibariyle sosyolojik siyaset tarzını gerekli kılar.
Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan temsili liderlik yerine halkın doğrudan sesi olan bir liderlik yaptığı için liderlik tipini kökten değiştirdi. Pozitif bir tespit olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliği ‘Doğrudan ve Organik Siyasi Liderlik’dir ve bu yeni bir liderlik tipidir. Bu liderlik pratiği şimdiye kadar sınıflandırılmış siyasi liderliklerle tam olarak açıklanamayacak bir özgünlüğe sahiptir. Tabi doğrudan liderliğin kitlelerle ilişkide yarattığı en önemli sonuçlardan biri olan ‘lidere tam güven’ duygusu liderin perspektifine olan inancı çok güçlendiriyor. Böyle olunca da kitleler bazı durumlarda farklı düşünseler de liderin yaklaşımlarına destek veriyor.
Bu yönüyle de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinin diğer özelliği öne çıkıyor. Ona da ‘dönüştürücü liderlik’ demekteyiz. Bundan sonra Türkiye'de hiçbir siyasal aktör sosyolojik siyaset yapmadan, doğrudan liderlik pratiği üretmeden büyük başarılar elde etme şansına sahip değildir.
Güçlü meşruiyet kazanabilecek tek siyaset, doğrudan halka dayanan siyasettir. Halkın talep ve ihtiyaçlarını gerçekçi demokratik siyasi programa dönüştürmektir. Genel bir tespit olarak şunu söyleyebiliriz: Artık temsili demokrasilerde temsil siyaseti, temsili ve öncü liderlik ve tez demokrasisi yaklaşımları yetersiz kalıyor.
Buna karşı; - temsil siyaseti yerine doğrudan halka dayanan siyaset yani talep siyaseti, - temsili ve öncü liderlik yerine doğrudan liderlik, sözcü ve dönüştürücü liderlik, - siyasi seçkinlerin programına dayanan tez demokrasisi yerine halkın programına dayanan talep demokrasisi yaklaşımları bugün için öne çıkıyor. Bu yeni yaklaşımlar temsili demokrasileri doğrudan demokrasilere yaklaştırarak halkla siyasal sistem arasındaki ilişkiyi geliştirebilir. Halkın demokrasiye yabancılaşmasına karşı etkili bir tedbir olabilir.
Demokrasilerin en büyük gücü halkın iradesidir. Halkın iradesini siyasal sistemin işleyişinde mümkün olduğunca etkili kılmanın yolu da halka dayanan siyaset ve doğrudan liderlik olur. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyaset yapma ve liderlik tarzının, temsili demokrasileri liderlik ve siyaset krizinden çıkarmak için çok etkili ve yol gösterici bir örnek olabileceğinin altını çizmek gerekir.