Durun siz aynı ademi merkeziyetin taraftarısınız! Gelin en kritik ama konuşulmayan “ademi merkeziyet” ortak noktasını inceleyelim.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, yürütülen sürecin klasik bir “çözüm süreci” veya siyasi müzakere olmadığını, devlet inisiyatifiyle şekillenen bir “geçiş süreci” niteliği taşıdığını söyledi.
Mehmet Uçum, sürecin kimi çevre ve başlıklarla ‘aksatılmaya’ çalışıldığını öne sürdü.
DEM Parti içinde bir “iç çekişme” olduğu ifade eden Mehmet Uçum, şu açıklamayı yaptı:
“DEM’in yeniden yapılanma süreci veya Demokratik Cumhuriyet Hareketi ya da Yurtsever Sol Demokrasi adları altında yeniden bir yapılanmaya girilmesi, pozisyon ve statü savaşlarını tetikliyor olabilir. Bunlar, elbette kendi konularıdır. Nasıl yöneteceklerine kendileri karar verir ancak bu iç çekişmelerin süreç açısından sorun üreten diller kurulmasına, özellikle etnik siyasete savrulmaya sebebiyet verdiği de bir gerçektir. Yine yapıcı demokratik muhalefet yerine yanlış bağlamlarda ve yavan yaklaşımlarla 'Kim devletin genel ve özel uygulamalarına daha fazla itiraz ediyor' yarışına giriliyor. Türkiye’ye yönelik ve süreci de baltalamak isteyen Batıcı ve neoliberal ideolojik saldırıların destekçiliğini yapanlara rastlanıyor.”

Mehmet Uçum’a yanıt DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel’den geldi.
X hesabından Mehmet Uçum'un açıklamalarını alıntılayan DEM Partili Tayip Temel “Aksatan sen ve senin gibileridir” diyerek şu ifadeleri kullandı:
“Sürecin yerli yerine oturmaması, karşılıklı barış iradesinin gelişmemesi ve en önemlisi de Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin sürece ve müzakerelere konu olan başlıklara dair umudunun gelişmemesi için ilk günden itibaren tahrik edici bir çaba içindesiniz.”

İmralı sürecinde her gerilim ya da atışma döneminde olduğu gibi yine Özgür Özel’in kapısı çalındı.
DEM Parti heyeti, Mehmet Uçum-Tayip Temel gerilimi medyada tartışılırken 2 saatlik bir görüşme yaptı.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür ile YENİ Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Görüşmenin ardından verilen en önemli mesaj, “çerçeve yasa hemen hayata geçirilmeli.”
DEM Partili Tuncer Bakırhan şöyle anlattı:
“Çerçeve yasayla birlikte yeni bir döneme girdik. Bu yeni dönemde toplum, artık uygulama aşamasını görmek istiyor. Yapılması gereken ikincil düzenlemeleri toplum bekliyor. Dolayısıyla bu yasanın uygulanması için başta topluma, emek ve meslek örgütlerine, sendikalara, siyasi partilere, Meclis’e büyük görev ve sorumluluk düşüyor. Meclis Başkanımız da bu konuda bir sorumluluk almalı, bir an önce bu yasanın uygulanması için gerekli adımların atılmasına artık biraz yol açmalıdır.”
Toplumun dikkati çekecek, siyasetin yoğunlaşacağının öngörüldüğü buna benzer adımların öncesinde de Özgür Özel’in ziyaret edildiğini ya da partilere turlar yapıldığını görmüştük.
Bu kez “çerçeve yasa” uygulanması süreci var.
Çerçeve yasa ile 3.500 ile 5.000 arası PKK/KCK hükümlü ve tutuklusunun cezaevinden çıkması bekleniyor.

İmralı sürecinin her eşiğinde AK Parti iktidarının mesafeli bir duruş gösterdiği ancak buna karşılık ise MHP kanadından üst düzeyde üst perdeden açıklamalar geldiğini gördük.
Yine gündem İmralı sürecinde önemli bir eşik yani çerçeve yasanın hayata geçirilmesi ve Cumhurbaşkanlığını temsilen önemli bir isim olan Mehmet Uçum ile DEM Parti’nin kritik ismi Tayip Temel’in arasında gerilim ile adım atıldı.
Siyasetin bu perde oyununa karşılık, biz gerçeklere bakalım ve “Durun siz aynı ademi merkeziyetin taraftarısınız!” diyelim.
Gelin, en kritik ama konuşulmayan “ademi merkeziyet” ortak noktasını inceleyelim.

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Asrın Hukuk Bürosu avukatı Özgür Faik Erol, 16 Şubat tarihinde İmralı'ya giderek terör örgütü PKK lideri Öcalan ile görüşme yaptı.
Bu görüşmenin ardından kamuoyuyla Öcalan’ın notları paylaşıldı.
Bu notlarda Öcalan, Suriye için şunu önerdi:
“Bir kent ya da köy olabilir, bunların kendilerini özgürce ifade etme ve kendilerini yönetme hakkı olmalıdır. Yerel yönetimin şartları belli. Ayrı devlet, bölge demiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur.”
Bu aslında DEM Parti’nin de Öcalan’ın da başında beri savunduğu hatta çözüm sürecinin ilk döneminde liberaller üzerinden gündeme getirilen “ademi merkeziyet” idi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “belediyelerde reform” diyerek yerel yönetimleri tartışmaya açarken Mehmet Uçum ise “Üniter yapıyı destekleyecek, yerel meclisleri denetim, yerel bütçe taslakları, ilçe ve il hizmet ve yatırım programlarının oluşturulmasında yetkilendirecek, yerel icrada merkezin sorumluğunu artırarak tek teşkilat, tek bütçe ve tek icra yaklaşımını hayata geçirecek bir yerel yönetimler reformu kaçınılmaz hale gelmektedir” diyerek ademi merkeziyeti akıllara getirmişti.
Öcalan Suriye’de istediği ademi merkeziyeti Türkiye’de de istediğini açıkça vurguluyordu.
NEDİR BU ADEMİ MERKEZİYET?
Ademi merkeziyet Türkiye için de dönem dönem tartışılmıştı.
AK Parti’nin iktidara gelmesinden bugüne Tayyip Erdoğan dönem dönem ademi merkeziyetçilik konusu gündeme getirdi. Ademi merkeziyetçilik yoğun olarak birinci çözüm süreci döneminde tartışılmıştı. AK Parti’nin "akil insanlar" dediği kişilerin toplantılarında ademi merkeziyetçilik uzun uzun konuşuldu. AK Parti ile FETÖ’nün barış döneminde de FETÖ’cüler de ademi merkeziyetçilik savunuyordu.
Erdoğan, 2010 yılında ademi merkeziyetçilik tanımına ilişkin konuşmuş ve kendisinin, ademi merkeziyetçiliği savunan birisi olduğunu belirtmişti.
Ademi merkeziyetçiliğin üç tanımı olduğunu bunların siyasi, idari ve hizmet tanımı olduğunu söyleyen Erdoğan, "Biz siyasi tanımına karşıyız, idari tanıma da karşıyız. Biz hizmet içerikli olanın yanındayız" demişti. Bu tanımların birbirlerinde ayrı olarak değerlendirilemeyeceğinin bilinmesine karşın Erdoğan’ın böyle bir ayrım yapma ihtiyacı duyması dikkat çekmişti.