Gaziantep’te Sırma Halı işçilerinin eyleminde yaptığı açıklamalar nedeniyle dün gözaltına alınan Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, mahkeme kararıyla tutuklandı.

Savcılığın talebi üzerine adliyeye sevk edilen Türkmen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlaması yöneltilmiş, soruşturma sürecinde suçlamanın "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" olarak değiştirildiği öğrenildi.

'KOLU KOPAN İŞÇİLERİN HAKKINI ARADIĞI İÇİN TUTUKLANDI'

Gazeteci Bahadır Özgür, Birtek-Sen Başkanı Mehmet Türkmen’in Halk TV’de yazdığı köşe yazısında fabrikada çalışırken kolu kapan işçilerin hakkını aradığı için tutuklandığını öne sürdü.

“Mehmet Türkmen, pandemi günlerinden beri de korkunç bir olayın peşinde” diyen Özgür, köşe yazısının ilgili bölümünde Türkmen ile ilgili şunları söyledi,

“Gaziantep Başpınar OSB’de kurulu tekstil fabrikalarının adı ‘fabrika’ değil, ‘mezbaha!’ Çünkü eski makinelerle, uzun saatler yapılan üretimde nice işçi elini, kolunu kaybetti. Yıllardır işleyen bu ‘kıyma makinesi’ patronların baskısıyla gizleniyordu. Pek çok işçi ‘çolak’ kaldı. Ve bunlar raporlanmadı, üzeri kapatıldı.

İşte Mehmet son birkaç yıldır ‘çolak işçilerin’ de hakkını arıyor. Neden hiçbir patronun ifade dahi vermediğini, niye Çalışma Bakanlığı’nın denetim yapmadığını soruyor.

Bugün işçilerin ücretlerini ödemeyen Sırma Halı’nın sahibi olan Şireci Tekstil de bu ‘kıyma makinelerinden’ birisi.

Geçtiğimiz aylarda 47 yaşındaki Murat Doğan, Şireci Tekstik fabrikasında iki kolunu makineye kaptırdı. Daha önce olduğu gibi işçiler sürekli makinelerin eski olmasından, güvenlik önlemlerinin yetersizliğinden, uzun saatler süren ağır çalışma koşullarından şikayet ediyorlardı. Sonunda Murat Doğan da o uyarılara rağmen ‘çolak’ kalan işçilerin arasına katılanlardan birisi oldu.

'MEHMET TÜRKMEN KOPAN KOLUN HESABININ SORULMASINI İSTEDİ'

Mehmet bu işin de peşindeydi. Nitekim Sırma Halı işçilerine yaptığı konuşmada da bir kez daha ‘kopan kolun hesabının sorulmasını’ istedi.

Onu tutuklayan savcının asıl ‘kin ve düşmanlık’ saydığı konu buydu işte. Kararda kolu kopan işçi ile ilgili soruşturmanın devam ettiğine atıfla, Mehmet’i suçladı. Oysa ‘sürüyor’ denilen soruşturma da, tıpkı daha öncekilerde olduğu gibi, patronu aklamaya doğru ilerliyordu. Mehmet buna isyan etti.

Tutuklama kararı sonrasında adliye koridorunda da bağırarak bunu dile getirdi:

“Şu memlekette her yıl on tane işçi ölüyor fabrikalarda, kolları elleri kopuyor. Bir tane patron ifade bile vermiyor ama bir sendikacı bunu dile getirdiği için patronun şikayetiyle tutuklanıyor.”

Tekrar soralım öyleyse: Mehmet niye tutuklandı?

Çünkü kopan kolun hesabını sordu!”