Gazeteci Levent Gültekin, eski İçişleri Bakanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu’nun "Siyaseti bıraktım, haftada bir gün Meclis’e gidiyorum" açıklamalarını değerlendirdi. Gültekin, asgari ücretli vatandaşın yaşadığı geçim derdi ile Soylu’nun aldığı maaş arasındaki uçurumu vurgularken, Gülistan Doku davası üzerinden de Soylu'yu eleştirdi.
"EN KÜÇÜK BİR AHLAKI OLAN BUNU DER Mİ?"
Allah bir insanı zeval duruma düşürdüyse o insanın önünde kimse duramaz. Bir insan çıkıp kendi ağzıyla 'Ben vekilim ama hiçbir Meclis toplantısına katılmıyorum, sadece hafta bir gidiyorum. Siyaseti bıraktım.' der mi? En küçük bir ahlakı, hassasiyeti olan, devlet hakkı, millet hakkı, yetim hakkı, yoksul hakkı düşünen birisi bunu der mi? Süleyman Soylu'nun aylık vekil maaşı ve emekli vekil maaşı 500 bin lira.
ASGARİ ÜCRETLİNİN GEÇİM DERDİ VE SOYLU'NUN MAAŞI
"Ama beyefendi haftada bir gün gidiyormuş meclise. Kebap iş! Bir taraftan onun vekili olduğu, temsil ettiği bir vatandaş günde 8-10 saat çalışıyor; ayda 28.000 TL asgari ücret alıyor. Beyefendi haftada bir gün meclise gidip gırgır şamata yapıyor, karşılığında 500.000 TL alıyor. Herhangi bir önergesi filan da yok bu arada bunların; zaten yok.
"O DAVA SANA BİLE MERHEM OLMAMIŞ"
Ve orada enteresan bir cümle daha ediyor: 'Siyaseti bıraktım ama davamı bırakmadım.' Davan ne? Ahlakı olmayan, hassasiyeti olmayan, içinde en küçük bir dürüstlük ve temizlik barındırmayan bir şey ne kadar kirli bir dava olabilir. Nedir o? Yani senin davan nasıl bir dava ki, sana aldığın maaşın hakkını vermeyi bir ahlak, bir karakter olarak bile öğretemiyor? O dava sana bile merhem olmamış, senin yarana bile..."
"BÜNYE AHLAKSIZLIĞI GÖRMEYECEK KADAR BAĞIŞIKLIK KAZANMIŞ"
Yaptığı açıklama o kadar berbat bir durum ki; hani insan der ki 'Bir insan kendine niye bu kadar kötülük yapar?' Çünkü bunu; bunun ayıp bir şey, bunun ahlaksız bir şey olduğunu bile artık görmeyecek kadar bağışıklık kazanmış. Bünye bunu görse zaten söylemez. O kadar kanıksamış ki: 'Haftada bir gün gidiyorum, ayda 500.000 lira maaş alıyorum, siyaseti bıraktım.' Arkadaş, sen tatil yapasın diye mi bu? Siyaseti bıraktıysan çık ver istifanı, maaşını da alma. De ki: 'Arkadaş ben siyaseti bırakıyorum.'
GÜLİSTAN DOKU CİNAYETİ: HUKUK YOK, TEHDİT VAR
Peki, siyaseti bıraktığında davan nedir? Hangi davayı bırakmadın? Davanı da söyleyelim şimdi sana: Gülistan Doku. Orada bir cümle daha ediyor, o ayrı bir korkunçluk. Gülistan Doku meselesinde çok büyük bir 'yiğitlik' yapmış arkadaşlar. Ne yapmış biliyor musunuz? Gülistan Doku'nun erkek arkadaşını aramış. Zaynal Abarakov yurt dışına kaçıyor o süreçte; 'Eğer' demiş, 'sen yurt dışından geri dönmezsen babanı ihraç ederim.' Bak bak, beyefendiye bak! Hukuk yok.
Davaya bakar mısın ya? Adamdaki devlet yönetimine bak. Adamdaki insan hakları, hukuk düzeni ve devlet yapısı anlayışına bak: 'Eğer sen geri dönmezsen babanı polislikten ihraç ederim' dedim diyor. 'Annen de Dağıstanlı biliyorum, annenin de oturma iznini iptal eder, toplama merkezine (geri gönderme merkezine) alırım' dedim diyor. Çok büyük iş yapmış! Bunu da övünerek anlatıyor; 'Toplama merkezine gönderirim' diye."
"MAFYA MISIN SEN KARDEŞİM? SEN HUKUK MUSUN?"
Adama bak, bunu nasıl bir cengaverlikmiş gibi anlatıyor. Gülistan Doku meselesinde çok önemli bir sorumluluk almış! Arkadaş, sende hiç mi zeka yok, hiç mi utanma yok? Demiyor musun; 'Ben devlet miyim, ben hukuk muyum? Ben bir İçişleri Bakanı olarak bir adamı nasıl babasıyla, annesiyle tehdit edebilirim?' Mafya mısın sen be kardeşim?
"VALİYİ KORUMA ARZUN NEREDEN GELİYOR?"
Sen mafya mısın ki bir insanı 'babanı ihraç ederim' diye tehdit ediyorsun? Geri gelmesini sağlamak senin işin değil ki; adamın bir suçu varsa kırmızı bülten çıkarırlar, yargı bir karar verir, zaten doğal yollardan onu getirirler. Başkalarını getirdikleri gibi... Sen kim oluyorsun da bir İçişleri Bakanı olarak bunu yapıyorsun? Bir de Gülistan Doku meselesiyle niye bu kadar ilgileniyorsun? Bu valiyi koruma arzun da nereden geliyor?"
"TASFİYE EDİLMESİNE KILIF UYDURUYOR"
Ya bir tarafta adamın hukuksuzlukla olan İçişleri Bakanlığı anlayışı, bir tarafta meclise gitmeden maaş almanın verdiği rahatlık ve bunu büyük bir pişkinlikle topluma anlatabilme durumu... Öbür taraftan bir cinayet meselesinde kendi adamını korumak üzere birini tehdit etmesi... Bütün bunları bir araya getirdiğinde 'Terk etmedim davamı' dediği o davanın ne kadar kirli ve berbat bir dava olduğunun net, berrak fotoğrafı çıkıyor ortaya.
'Siyaseti bıraktım' meselesine gelince; tasfiye olduğunu söyleyemiyor, gözden çıkarıldığını söyleyemiyor. Hani 'o kovmadı, ben istifa ettim' demeye getiriyor. Ben böyle yorumluyorum. Siyasete bir mesajı yok; kimse şu anda, ne Erdoğan'ın ne de iktidarın umurunda değil. Süleyman Soylu, Gülistan Doku meselesinde şimdi ismi çok geçiyor ya, 'ucu bana dokunmasın, beni yargılamayın' demeye çalışıyor. Ben tamamen gözden çıkarılmaya bir kılıf uydurduğunu düşünüyorum. 'Ben siyaseti bıraktım zaten' diyor; hani kedi ulaşamadığı ciğere mundar dermiş misali... Madem bıraktın, niye aday oldun? Bıraktıysan niye istifa etmiyorsun?"
"600 Milletvekili Değil, Ulufe Dağıtımı"
İhtimalle seçimlere daha 1,5 yıl var; yani bırakmasına rağmen 1,5 yıl daha maaş almaya devam edecek. Zaten vekil dediğin gelip 5 yıl görev yapıp gidiyor. Ya 5 yıl ne? 3 ay çalışıyorlar ya! Geriye kalan gezme tozma zaten. 600 vekilin ne hayrını görmüş bu ülke? Hangi yaramıza merhem olmuş bu vekillik dediğin? Oradaki vekiller, liderlerin el kaldıran el indiren kuklaları. Yani vekiller olmazsa Erdoğan neyi yapamayacak? Vekiller olmazsa Bahçeli neyi yapamayacak? Vekiller olmazsa Özgür Özel neyi yapamayacak?
Bir de yetmedi, sayıyı 450'den 600'e çıkardılar. Çünkü ulufe dağıtıyorlar; bizim sırtımızdan ulufe dağıtmaktır bu. Ne kadar ortalıkta siyaset üzerinden kendine bir alan açmaya çalışan soytarı varsa onu buluyorlar, getiriyorlar, milletvekilliği veriyorlar. Yetmiyor; bir de ömür boyu sağlık sigortası, kırmızı pasaportu, diplomatik pasaportu... Akla gelen bütün imkanlarla bildiğin ulufe dağıtıyorlar."