Soruşturma kapsamında Kozinoğlu’nun mezarı açıldı ve ilk incelemelerde, aradan yaklaşık 15 yıl geçmesine rağmen ceset bütünlüğünün büyük ölçüde korunduğu ve yumuşak dokuların bulunduğu tespit edildi. Peki, 15 yıl sonra nasıl iç organları ve yumuşak dokular bozulmadan kalabildi? İşte Turgut Özal’ın mezarından konunun uzmanı Sevil Atasoy’a uzanan ipuçları…
Milli İstihbarat Teşkilatı’nda (MİT) 24 yıl görev alan ve tutuklanana kadar görüntülenmediği için “Hayalet” adıyla anılan eski MİT Orta Asya Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun dosyası raftan indi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul ve şüpheli ölümlere ilişkin kurduğu ekip çalışmalarını sürdürüyor.
Kaşif Kozinoğlu, 12 Kasım 2011’de Silivri Cezaevi’nde rahatsızlanıp ambulans ile hastaneye götürülürken yolda bir başka ambulansa taşınmıştı. Kozinoğlu ambulansla Silivri Devlet Hastanesi’ne götürülürken yaşamını yitirdi.
O dönem Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin bir soruşturma yürütüldü ancak dosyadan bir şey çıkmadı.

YUMUŞAK DOKULARI VE İÇ ORGANLARI BOZULMAMIŞ
Soruşturma kapsamında Kozinoğlu’nun mezarı açıldı ve ilk incelemelerde, aradan yaklaşık 15 yıl geçmesine rağmen ceset bütünlüğünün büyük ölçüde korunduğu ve yumuşak dokuların bulunduğu tespit edildi.
Yaklaşık üç saat süren çalışma sonrası elde edilen bulgular ve alınan örnekler, ayrıntılı inceleme yapılması için Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
İlk tespitlere göre Kozinoğlu’nun kemiklerinin yanı sıra bozulmamış yumuşak dokularından da numuneler alındı. Ayrıca kefenin de tamamen çürümediği belirtildi.

Peki, Kozinoğlu’nun 15 yıl sonra nasıl iç organları ve yumuşak dokular bozulmadan kalabildi?
Bunun yanıtını en iyi bilen kişi, dünyaca ünlü Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy…
Öncelikle, beden bütünlüğünün, yumuşak dokuların ve iç organlarının bozulmaması, “sabunlaşma” ya da “mumyalaşma” olarak tarif ediliyor.
Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy’a göre, sabunlaşmanın en önemli unsurlarından biri, kilolu veya vücut yağ oranı yüksek olan bireyler… Yağ oranı yüksek insanlarda sabunlaşma doğal olarak gerçekleşebiliyor.
Ancak, Kaşif Kozinoğlu düzenli ağır spor yapan özel kuvvetler mensubu bir özel asker ve istihbaratçı olduğundan “yağ oranı” unsuru nedeniyle gerçekleşemeyeceği düşünülüyor.

ORTAM ŞARTLARI VE İLAÇ VERİLMESİ
Prof. Dr. Sevil Atasoy’un verdiği bilgilere göre, mezardaki vücut bütünlüğünün bozulmaması için iki önemli faktör var; birincisi oksijensiz, rutubetli, nemli ortam, ikincisi ise cesedin bozulmasını engelleyen aksine mumyalaşmasını sağlayan ilaç verilmiş olması…
Prof. Dr. Sevil Atasoy, genel olarak 15 yılda mezardaki vücut bütünlüğünün bozulması beklenirken istisnai de olsa Kozinoğlu örneğindeki gibi vücut bütünlüğünün bozulmadığı örnekler mevcut…

Bu noktada en çarpıcı örnek, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın naşının bozulmamış olması…
Turgut Özal’ın ölümünden 19 yıl sonra 2012 yılında mezarı açıldığında, cesedin özellikle üst kısmındaki yumuşak dokuların bozulmadığı görülmüş ve bu durum kamuoyunda büyük şaşkınlık yaratmıştı.
Prof. Dr. Sevil Atasoy, Turgut Özal’ın mezarının açılamasından sonra şunları söylemişti:
“Bir beden defnedildiği zaman bir süre sonra çürür. Ve kemikler, tırnaklar, saçlar kalıncaya kadar da bedenin yumuşak dokusu kaybolur. Nitekim bu olayda da 19 yıl sonra Özal’ın kabrinin açılıp açılmaması uzun süre tartışıldı. Ben ilk günden itibaren açılmasından yanaydım. Her kuşku da mutlaka açmak gerekir. Ne kadar zaman geçerse geçsin, bu örnekte olduğu gibi çok özel bir ihtimalin olabileceği, korunmuş bedenle karşılaşabiliriz. Çok enderdir; çünkü birçok koşulun bir araya gelmesini şart koşar.
Bu, halk dilinde sabunlaşma dediğimiz; çürümenin durduğu, beden yağının bir mum gibi orada bir tabaka oluşturduğu, yağın fazla olduğu yerlerde bir tabakanın oluştuğu ve bu tabaka sayesinde bedenin korunduğu çok özel bir olay. Fakat, burada su var bunu oluşturan. Su olmasa da başka koşullarda da oluşur, su şart değil.
Burada oksijensiz ortamda belli bazı enzim aktivitesiyle, bakterilerin etkisiyle ortamda yağların sabunlaşması olayı. Beden yağ oranı erkeklere göre yüksek olan kadınlarda, bebeklerde ve kilolu olanlarda görülen bir durum. Mesela 13. yüzyıldan kalma bir bebek cenazesinde beyin incelemesi yapılabilmiş ve beynin her türlü ayrıntısı incelenmiştir.
Özal’ın iç organların bulunduğu yer korunmuş olabilir. Ben, ‘Bu beden konuşmak istiyor’ diyorum. Burada çok özel bir durum var. Kolay kolay bir araya gelmeyecek birçok şart bir araya gelmiş. Cenazenin defnedildiği derinlikten, sıcaklığa, mevsime varıncaya kadar... Etraftaki mikroorganizmaların içeriden ya da dışarıdan etki etmeden bir film tabakasının oluşması o kadar ender görülen hadiseler ki... Aynı yerde yan yana defnedilmiş iki ya da daha fazla cenaze arasından sadece birinin sabunlaştığını öbürlerinin çürüdüğünü biliyoruz.”