İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a ait gemilere müdahalelerle ilgili "korsan gibiyiz" şeklindeki açıklamalarına ilişkin, “Bu, uluslararası denizcilik seyrine yönelik eylemlerinin suç teşkil eden niteliğine dair doğrudan ve mahkûm edici bir itiraftı.” ifadelerini kullandı.
“Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, İran gemilerine yasadışı el konulmasını açıkça ‘korsanlık’ olarak nitelendirerek, ‘Biz korsanlar gibi davranıyoruz’ diye cüretkârca övünmüştür.” değerlendirmesinde bulunan Bekayi, bunun bir “dil sürçmesi” olmadığını söyledi.
***
Korsanlık, denizde silahlı soygun yapmaktır ve esasen, sömürgeci devletlerin, denizlerde uyguladığı bir askeri politika olarak gelişmiştir. Korsanlarla sözleşme imzalayan devletler, el konulan gemilerden elde edilen gelire belirli bir yüzde ile ortak olurdu.
Vikipedi'ye göre girişimciler, eski savaş gemileri ve yeniden donatılmış ticaret gemileri de dahil olmak üzere birçok farklı gemi türünü silahlandırarak korsan gemisine dönüştürürdü. 1588'de İspanyol Armadası'na karşı koyan İngiliz filosunun bir parçası, birçok korsan gemisinden oluşuyordu.
Amerika Birleşik Devletleri, Bağımsızlık Savaşı'nda donanma ve korsan gemilerinden oluşan karma filolar kullandı.
Fransız Devrimi'nin ardından, Fransız korsan gemileri, Batı Atlantik ve Karayipler'de İngiliz ve Amerikan gemileri için bir tehdit haline geldi.
Bütün bu devletler, donanma gemilerinde görev yapan denizcilere ücret öder ve yiyecek verirken, ticaret gemilerinde ve korsan gemilerinde görev yapan denizciler, ganimetlerden pay alırdı.
- ve 18. yüzyıllarda denizdeki toplam askeri gücün büyük bir bölümünü korsan gemileri oluşturuyordu. Birinci İngiliz-Hollanda Savaşı'nda, İngiliz korsanları, 1000'den fazla Hollanda ticaret gemisini ele geçirdi. İspanya ile yapılan sonraki savaşta, İspanyol Krallığı'nın hizmetindeki İspanyol ve Flaman korsanları, 1500 İngiliz ticaret gemisini ele geçirerek Hollanda'nın uluslararası ticaretinin yeniden canlanmasına yardımcı oldu.
Prusya, özel mülkiyete ait ve mürettebatı özel olan, ancak ganimet parası almaya hak kazanan gemilerden oluşan bir “gönüllü korsan donanması” kurdu.
İngiltere ve İskoçya, 1707'de Büyük Britanya Krallığı'nı kurmak üzere birleştikten sonra hem ayrı ayrı hem de birlikte korsanlık faaliyetlerinde bulundular. Bu, İspanyolların ve Portekizlilerin Yeni Dünya'dan aldıkları zenginliklerden bir kısmına el koymanın bir yoluydu.
Amerikan devriminden sonra birçok Amerikalı korsan olmak için kaydoldu ve yaklaşık 55.000 Amerikalı denizci korsan gemilerinde görev yaptı.
***
Korsanlık, sömürgeci ülkelerin bütün dünyada sürdürdüğü sistematik bir soygundu. Korsanlar, başka ülkelerin ele geçirdiği ganimetlere el koymak için de savaşırdı. Korsanlık, uluslararası hukukun gelişmesiyle büyük ölçüde rafa kaldırılsa da zaman zaman yine devletlerin desteğiyle diriltilmektedir.
ABD Başkanı Trump'ın İran gemilerine el konulmasıyla ilgili olarak, "Biz korsanlar gibi davranıyoruz" demesi, gerçeğin ifadesidir. Yalnız, ABD korsanlığı, sadece İran’a karşı değiş Venezuela'ya karşı da uygulanmıştır. Trump, Küba’ya karşı da korsanlık uygulayacağını açık açık söylemektedir.
Trump, Ocak 2026'da yaptığı açıklamalarda kendisini durdurabilecek tek şeyin hukuki düzenlemeler değil, “kendi ahlakı” olduğunu ifade etmiştir. Trump, New York Times'ın, uluslararası hukuka uyup uymayacağı sorusuna, “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok” şeklinde cevap vermiştir. Trump, uluslararası arenadaki yetkilerinin sınırının kendi ahlakı ve aklı olduğunu vurgulamıştır.
***
Devletler, ABD örneğinde olduğu gibi uluslararası hukuktan ayrılarak korsanlığa başlayabiliyor. Bazı devlet yönetimleri de şiddet kullanma yetkisini ve hukuk sistemini kendi halklarına karşı kullanıyor ve işbirliği içinde oldukları yerli veya yabancı şirketlerin bekçisi durumuna düşüyor.
Bu durumda hukuk sistemi, kolluk kuvvetleriyle birlikte devleti hukuka aykırı olarak ele geçirenlerin, iktidarda kalabilmek için halkı sindirme aracı olarak kullanılıyor. Öyle ki bu tür yönetimler, halkın toprağına, suyuna bile el koyabiliyor!