Eğitimci-yazar Mahiye Morgül, Yunus Emre Erdölen'in Youtube üzerinden yaptığı yayınlarda, yapay zekânın ABD ve İsrail tarafından nasıl kullanıldığına dair bilgi verdiğini hatırlatarak “Aferin bu gençlere, tam anlattıkları gibi. Mesela, çocukken insanın suça eğilimli olduğunu etiketliyor ve sen metroda suçlu tarama makinesine takılıyorsun, bittin. O Palantir makinesi hatasız kabul edildiği için kesin suçlu muamelesine tabi oluyorsun.

İran savaşında ve Filistin'de soykırım böyle işleniyor. Son teknoloji yapay zekâ devrede. Mesela yapay zekâ ‘polis’ adı geçen bütün yerlere ateş emri mi kurguluyor; polis parkı da bombalanıyor, eski polis eğitim binası olan ilkokul binası da. Bu soykırım türü, atom bombasından sonra icat edilmiş en büyük silahtır." diyor.

Morgül ayrıca, Türkiye'de eğitimde uygulanan "çoklu zekâcı eğitim"in Palantir şirketinin ürettiği bir teori olduğunu, ders kitaplarına kullanılan içeriğin her yıl bu merkezden güncellendiğini söylüyor.

Morgül şöyle diyor:

"Bakanlık, dava ettiğim bazı kitapları hızla yenileyip o sayfaları ya kaldırdı ya değiştirdi. Dava açtığım ders kitaplarında çocuğun zihinsel varlığına tehdit olacak yüzlerce kötülük örneği var. Sonuçlarını bizim gibi ülkelerde test ediyorlar.

Pedagojiyi silah olarak kullanmak bizim kültürümüzde yoktur. Bize SPAN Heyetiyle ‘Çoklu Zekâ Teorisi’ kılıfıyla geldi. 2004 den beri bütün ders kitapları bilgisayarlı hazır paketlerle hazırlanıyor. “ (SPAN, eğitimde AB standartlarına uyum programıdır.)

Bir örnek: Mavi balina intihar tuzağı, İnternet'ten yayıldı, aynı tarihlerde 2016-2017-2018 ilkokul ders kitaplarına bolca resmedildi, sevimlileştirildi, sayı öğretildi, çizgi öğretildi, dinleme metni oldu, boyama resmi oldu, pek çok etkinlikte kullanıldı. İlkokulun 1-2-3-4. sınıf kitaplarında baskın görsel bu katil balina...

Küresel bir çete müdahale etmiş olmasa böyle olamazdı.

Suç duyurusu yaptığım kitaplardan dolayı savcılık veya idare mahkemesi MEB'den savunma istedi. MEB, üç kitapta aynı hafta içinde şikâyet ettiğim görseli değiştirdi, kitabın meb.gov tr deki pdf sayfasında değişiklik yapıldı, ama tüm okullara o baskı öyle gitti. O sayfa Protestan Baptist kilisesinin ‘Beberobo’ robot bebeğinin reklâmıydı.

Böyle eğitim bilimine aykırı, çocuğa zararlı, küresel çeteye hizmet ögesiyle dolu kitaplar.

Ders kitaplarını tümden reddeden İsveç çok doğru bir ilk adım atmıştır. Darısı bize.

Son kitabım ‘Okulda Zihin Terörü'nde bu konuları ayrıntılı anlattım."

***

Palantir, devasa, dağınık ve birbirinden bağımsız veri yığınlarını analiz edip, tek bir anlaşılır tabloya dönüştüren yazılımlar (Foundry, Gotham) geliştiren, veri analitiği ve yapay zekâ şirketidir.

Palantir Gotham ise ABD İstihbarat kurumları ve ABD Savunma Bakanlığı tarafından kullanılan bir istihbarat programıdır. Sistem, veri analizine dayalı olarak suç işleme eğilimli insanları tespit ediyor.

Yunus Emre Erdölen ise konuyu şöyle değerlendiriyor.

“Yaklaşık iki milyon Gazzelinin bütün verileri bir veri havuzunda. Bir çevrimiçi toplama kampı gibi düşünün. Kişinin, cep telefonu, adresi, evi, konumu, eve ne zaman girip çıktığı, her şeyi sisteme kayıtlı... Senin telefon numaran daha önce Hamas gruplarının olduğu bir WhatsApp grubunda var mı yok mu? Mesela bir Hamasçıyla telefonda konuşmuş musun?

Onların yaşadığı yoğun mahallede, toplantının yapıldığı mahallede ne kadar görülmüşsün? İsrail’in kullandığı Lavanter programı, bu tür bilgilerle sana puan veriyor. Puanın 20 bini geçmişse hedef oluyorsun. Tamamen dijital ilişkiler takibi; insan istihbaratı yok.

Yapay zekâ bakıyor mesela İran'da polis parkı adında bir park var. Adı polis park... Google Maps'te polis park diye gözüküyor. Onu vurdular. İran'da ilkokul çocuklarının öldürüldüğü okulun da bulunduğu yer... Haritalara devrim muhafızlarının eski üssü filan diye görünüyor.

Büyük ihtimalle Amerika İran'da hedef seçerken yapay zekâyla seçti. Bu başlı başına zaten korkunç bir savaş suçu. Çünkü sen hata payı yüksek ve insanların katledilmesini otomatize eden bir süreç işletiyorsun.

Çin'de de vatandaşlık puanları yapay zekâ ile otomatize ediliyor.

Yani kişinin sosyal medyadaki bütün davranışları analiz ediliyor ve buna göre puan ve ceza veriyorlar. New York’ta da böyle...

Bu şirketlerin hiçbir denetimi de yok.

Bu durum, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü tamamen ortadan kaldırıyor.”

***

Kısacası, yapay zekâyla, bütün dünyada yeni diktatörlükler kuruluyor.