Orta Doğu ve Doğu Akdeniz hattı, ardı ardına gelen dron saldırıları, füze krizleri ve sabotaj iddialarıyla barut fıçısına dönüştü. Güney Kıbrıs’taki İngiliz RAF Akrotiri üssüne yapılan kamikaze dron saldırısı, Türk hava sahasında imha edilen İran menşeli füze ve Suudi Arabistan’daki Aramco tesislerine yönelik esrarengiz operasyonlar; "Büyük bir oyun mu kuruluyor?" sorusunu akıllara getirdi.

Özellikle İngiltere’nin, üssünü hedef alan dronun İran’dan kalkmadığını açıklaması, dikkatleri "false flag" (sahte bayrak) ihtimaline çevirdi.

Uzmanlar, saldırıların arkasında İngiltere’yi savaşa çekmek isteyen ABD ve İsrail’in olabileceğine dikkat çekiyor.

haberglobal.com.tr'nin haberine göre: Kıbrıs’taki İngiliz üssünü hedef alan kamikaze dron saldırısı, Türk hava sahasında düşürülen İran füzesi ve Aramco tesislerine yönelik sabotaj iddiaları bölgede yeni bir güvenlik tartışması başlattı.

İngiltere’nin saldırıyı gerçekleştiren İHA’nın İran’dan kalkmadığını açıklaması ise “false flag” ihtimalini gündeme taşıdı. Doğu Akdeniz’den Körfez’e uzanan gelişmeler, savaşın perde arkasında yürütülen daha büyük ve karmaşık oyunlara işaret ediyor.

Güney Kıbrıs’taki İngiliz askeri üssünü hedef alan kamikaze dron saldırısı, Türk hava sahasına yönelen İran kaynaklı balistik füzenin NATO unsurları tarafından düşürülmesi ve Suudi Arabistan’daki Aramco tesislerine yönelik sabotaj iddiaları; savaşın gerçek hedefleri ve saldırıların arkasındaki aktörlere ilişkin yeni soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Tartışmaların fitilini ateşleyen ise Güney Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünü hedef alan kamikaze dron saldırısı sonrası yapılan açıklamalar oldu. İngiltere Savunma Bakanlığı’nın saldırıyı gerçekleştiren İHA’nın İran topraklarından kalkmadığını açıklaması, olayın arka planına ilişkin belirsizliği daha da artırdı.

FALSE FLAG İHTİMALİ

ABD ve Batılı savunma kaynakları, söz konusu dronun Lübnan ya da Suriye hattından havalanmış olabileceğini gündeme getirse de birçok güvenlik analistine göre olay, “false flag” yani provokasyon ihtimali taşıyor.

Analistlere göre bu tür saldırılar, bölgedeki askeri tansiyonu yükseltmek amacıyla ABD ve İsrail, istihbarat birimleri tarafından planlanmış olabilir. Bununla birlikte şimdiye kadar kamuoyuna yansıyan hiçbir resmi istihbarat raporu, bu iddiaları doğrulayacak somut bir kanıt ortaya koymuş değil.

İSTİHBARAT MERKEZİ

Öte yandan Kıbrıs’ın stratejik konumu da tartışmaların merkezinde yer alıyor. Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın kesişim noktasında yer alan Kıbrıs, adeta bir ileri gözetleme platformu olarak işlev görüyor. İngiltere’nin Akrotiri ve Dikelya üsleri ise NATO’nun bölgedeki en önemli radar ve istihbarat noktalarından biri olarak biliniyor. Bu üslerden elde edilen veriler yalnızca askeri operasyonların planlanmasında değil, aynı zamanda elektronik istihbarat faaliyetlerinde de kullanılıyor. Uydu bağlantıları, sinyal izleme sistemleri ve radar ağları sayesinde Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi’ne uzanan geniş coğrafyadaki hava ve deniz hareketliliği anlık olarak izlenebiliyor.

STRATEJİK ÜS AKROTİRİ

Bu nedenle Akrotiri’ye yönelen bir saldırı, yalnızca bir askeri tesise yapılan sınırlı bir saldırı olarak değil; aynı zamanda Batı’nın bölgedeki istihbarat ve operasyon altyapısına verilmiş bir mesaj olarak da yorumlanıyor. Batılı savunma kaynaklarına göre Filistin ve Doğu Akdeniz’deki hava hareketliliğinin önemli bir kısmı Akrotiri üzerinden koordine ediliyor. Bölgedeki radar ve erken uyarı sistemleri, İran ve müttefiklerinin füze ve dron faaliyetlerini izlemek için kullanılıyor.

ARAMCO BİLMECESİ!

Bölgedeki gelişmeler yalnızca Doğu Akdeniz’le de sınırlı değil. Geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan’daki Aramco tesislerine yönelik İran kaynaklı saldırı iddiaları, enerji güvenliği açısından yeni bir risk başlığını gündeme getirdi. Küresel petrol arzının önemli bölümünü sağlayan Körfez altyapısı, yıllardır İran ile ABD eksenli rekabetin en kırılgan alanlarından biri olarak görülüyor. İran yönetimi Aramco tesislerine yönelik son saldırıyla ilgisi olmadığını açıklarken, kafalarda ciddi soru işaretleri oluştu.


"LUCAS DRON OLABİLİR"

Gelişmeleri haberglobal.com.tr'ye değerlendiren Emekli Hava Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla ise bölgedeki bazı saldırıların arkasında farklı senaryolar olabileceğini ifade ederken, şunları söylüyor: “İngiliz üssünün vurulmasına yönelik iki ihtimal var. Birincisi false flag ihtimali. ABD’lilerin Lucas adı verilen, Şahid-136 benzeri dronları var. CIA kanalı üzerinden böyle bir operasyon yapılmış olabilir. İngilizler aslında bu savaşa doğrudan girmek istemiyor. İngiltere, kendisine alan açmaya çalışan bir politika izliyor. ABD, İngiltere’yi daha fazla dahil etmek için bir false flag senaryosu kurmuş olabilir.

"ABD-İSRAİL ŞÜPHESİ"

İngilizlerin saldırı sonrası Kıbrıs’taki üslerini ABD’ye açmak zorunda kaldığını sözlerine ekleyen Fazla, şu bilgileri de verdi: “İngiliz hükümeti kamuoyu baskısından çekindiği için ABD’ye açık destek veremiyor. Bu nedenle İngiliz derin devletinin de içinde olduğu bir komplo ihtimali konuşuluyor. Açıklama yapılmasının nedeni de bu olabilir. Şahsen bu saldırının arkasında ya İsrail’in ya da ABD’nin olduğunu düşünüyorum. Lübnan Hizbullahı’nın elinde Şahid tipi dron bulunmuyor.

KİM DOĞRU SÖYLÜYOR!

"Türkiye’ye atıldığı söylenen İran füzesinin nereden geldiği de net değil. İran saldırı yaparken genelde aynı anda 5, 6 füze fırlatırken, hava savunma sistemlerini kandırmak için de en az 10 dron gönderiyor. ABD’liler SM-3 füzeleriyle bunları vurmasa zaten çoğundan haberimiz bile olmayacak. Bu olayda bir tuhaflık var. ABD tarafı bir şey söylüyor ama İran Genelkurmayı da açıklama yaptı ve 'Türkiye’ye füze atmadık' dedi. İran gerçekten Türkiye’yi hedef almak istese zaten bunu açık şekilde yapardı."

MEZHEP SAVAŞINI KÖRÜKLER

İsrail ve Körfez ülkelerinin hava savunma füze stok seviyelerinde ciddi azalma olduğunu da belirten Dr. Fazla, "Asıl tehlike Suudi Arabistan liderliğinde Körfez ülkelerinin havadan İran’ı vurmaya başlaması. Bahreyn, İran’ı bombalamaya başlarlarsa ülkedeki Şii nüfusun ayaklanma ihtimali doğar. Böyle bir tablo mezhep savaşını körükler" dedi.