İran’ın dışında, Ortadoğu’daki İran bağlantılı milis güçleri de İsrail ve ABD’ye kendi çağlarında karşılık vermeye çalışıyor. Bu çatışma ve vekil savaşlarında da bölge ülkelerinde ve çatışma alanlarında yaşayan halk büyük bir panik içinde. İran'ın bölgedeki stratejik noktalara artan saldırgan tutumu, Ortadoğu'da İran’a yakın grupları barındıran üç ülke olan Lübnan, Irak ve Yemen’in de kendilerini bir anda çatışmalarda bulmasına neden oldu. İran destekli milis grupların topyekûn bir savaşa dahil olma kararı almasıyla bu ülkeler ağır bedeller ödemekle karşı karşıya kalmış durumda.
Lübnan'daki Hizbullah'tan Irak'taki Haşdi Şabi'ye ve Yemen'deki Husilere kadar bu milis yapıları, devlet egemenliğinden bağımsız olarak İran rejimi safında yer alma kararı aldılar. Bu durum; güvenlik kaosuna, devasa ekonomik kayıplara ve ağır insani bedellere yol açtı.
MİLİS GRUPLAR İÇİN HESAPLAŞMA VAKTİ
Hizbullah, İran'a olan "sadakati" nedeniyle, Dini Lider Ali Hamaney'in suikasta uğramasının ardından 2 Mart'ta İsrail'e yönelik saldırılarla savaşa dahil oldu. 11 Mart'ta saldırıların şiddetini artıran örgüte karşı Tel Aviv, Beyrut'un güneyine (Dahiye) geniş çaplı hava saldırılarıyla yanıt verdi ve kademeli olarak sınırlı bir kara harekatı başlattı.
Reuters'ın Lübnanlı yetkililere dayandırdığı verilere göre, Hizbullah'ın İran'a destek için savaşa girmesinden bu yana İsrail saldırılarında 124'ü çocuk olmak üzere yaklaşık 1.189 kişi hayatını kaybetti.
Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan raporda şu ifadelere yer verildi:
"Hizbullah'ın bu savaşa katılması Lübnan perspektifiyle açıklanamaz. Bu hamle, ancak milislerin özünde İran Devrim Muhafızları'nın (Kudüs Gücü) bir uzantısı olduğu hatırlandığında anlam kazanır. Son aylarda, operasyonel kararların bizzat İranlı subaylar tarafından alınmasıyla, Devrim Muhafızları ile Hizbullah arasındaki o hassas sınır tamamen ortadan kalktı."
Raporda ayrıca, Lübnan'daki Şii toplumunun tehlikeli bir yol ayrımında olduğu, İran'ın 2024'teki ağır saldırılar ve Hasan Nasrallah'ın suikastı sonrası sessiz kalmasının ciddi bir kırılmaya yol açtığı vurgulanıyor.
ÖLÜMLER VE MİLYARLARCA DOLARLIK KAYIP
Londra merkezli El-Arab gazetesine göre, Irak'ta ABD güçleri ile İran yanlısı Haşdi Şabi milisleri arasındaki karşılıklı çatışmalar açık bir savaşa dönüşme eğiliminde. Washington, bu durumu milislerin Irak'taki askeri ve siyasi rollerini bitirmek için bir fırsat olarak görüyor.
İran, Irak'ın egemenliğini ihlal ederek Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği'nin yanı sıra Ayn el-Esad, Harir üsleri ile Bağdat ve Erbil havalimanlarına saldırılar düzenledi. Reuters verilerine göre, savaşın başından bu yana Irak'ta aralarında sivillerin ve askerlerin de bulunduğu en az 100 kişi hayatını kaybetti.
CNN Ekonomi'nin raporuna göre:
-Irak, petrol ihracatının aksaması nedeniyle milyarlarca dolar zarar ediyor.
-Petrol gelirlerine bağımlı olan Irak ekonomisi; maaşlar ve emekli aylıkları konusunda büyük bir krizle karşı karşıya.
-Fitch Solutions, petrol üretimindeki uzun süreli bir kesintinin, hükümetin her ay 6,5 milyar dolar tutan kamu maaşlarını ödeme kabiliyetini felce uğratacağını öngörüyor.
Iraklı ekonomist Abdurrahman el-Meşhedani, "Irak'ın uzun bir savaşın yükünü kaldırması imkansız, Merkez Bankası'ndan borç almaktan başka seçenek yok," diyerek durumun vahametini özetliyor.
GERİLİMİ TIRMANDIRMA STRATEJİSİ
Husi milislerinin Cumartesi günü İsrail'e füze fırlatarak savaşa dahil olduklarını açıklamasından önce, uzmanlar bu grubun kademeli bir gerilim stratejisi izleyeceğini öngörmüştü. Kızıldeniz'deki deniz trafiğinin aksatılması, küresel enerji piyasaları ve ticaret üzerinde büyük bir baskı aracı olarak kullanılıyor.
İran'ın Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz üzerindeki baskısı, zaten kırılgan olan Yemen ekonomisini yeni bir testle baş başa bıraktı. Ülkede akaryakıt fiyatları, nakliye ve sigorta maliyetleri hızla yükselirken, halkın satın alma gücü dibe vurmuş durumda. Yemen hükümeti birkaç aylık stok bulunduğunu iddia etse de, piyasalardaki durgunluk halkın geleceğe dair kaygılarını artırıyor.