Gazeteci Barış Tekelioğlu, Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin başlattığı İmralı sürecine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Bahçeli'nin ısrarla muhatap olarak Öcalan'ı işaret etmesine dikkat çeken Tekelioğlu, İmralı sürecine ilişkin MHP liderinin kaygılarını da tek tek açıkladı.
İşe Tekelioğlu'nun konuya ilişkin değerlendirmeleri:
Bahçeli'nin son dönemde ısrarlı bir şekilde bu kurucu irade lafını önceden kullanmıştı. Dem Parti'ye yönelik kurucu iradeye bak kurucu irade bak kurucu irade lafını hatırlatması tesadüf değil.
Yine aynı biçimde cuma günü bizim bir anda Meclis'in sayfasını açtığımızda Abdullah Öcalan'ın orada tutanağını görmemiz de tesadüf değil.
Bizim o akşam biraz önce söylediğin gibi Ahmet Özer kararını Devlet Bahçeli'nin açık ve net bir şekilde bu arada şunu söyleyeyim.
Bir gazeteci arkadaşımız eleştirirse belki o tweetin içeriği yüzünden ki olmadı mı yani Furkan'ın başına kaç kere geldi tweetleri yüzünden. Yargıyı etkilemeye teşebbüs, işte hedef gösterme filan gibi suçlamaya da maruz kalabilirdi ama Devlet Bahçeli açık bir şekilde fikrini de ortaya koydu. Ben bu süreci bak ben eleştiriyorum başından beri ama soğuk bir şekilde Devlet Bahçeli'nin ne yapmaya çalıştığını anlatacağım. Defalarca ne diyorduk? Bu süreç Suriye'yi bekliyor diyorduk. Suriye'deki gelişmeleri bekliyor diyorduk. Suriye'de adım atılmasını bekliyor diyorduk. 18 Halep'te bir operasyon oldu. 18 Ocak'ta bir anlaşma yapıldı.
BAHÇELİ SURİYE'DEKİ GELİŞMELERDEN İKİ İHTİMAL GÖRDÜ
Bu anlaşma SDG adına çok ağır bir içeriği olan anlaşmaydı. Hatırlayın SDG, IŞİD'le mücadele koalisyonunda öncü bir güç olmuştu. Devlet Bahçeli Suriye'deki yaşanan gelişmelerde iki ihtimal olduğunu gördü. Bir bu gelişme itibariyle Türkiye'deki çözüm süreci ya hızlanacaktı ya da oranın yarattığı enfeksiyon Türkiye sınırları içerisinde sürecin bitmesine neden olacaktı.
Aslında olan hikaye bu. Mesela dikkat edin neler oldu o kanatta yapılan tespitler. Bir süreç enfekte olabilecek noktaya geldi. İçerideki eylemler, Türk bayrağının indirilmesi, birtakım provokatif eylemler.
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne bomba atıldığın, bomba konduğuna dair olaylar gibi arka arkaya sıralayabileceğimiz şekilde Türkiye'de herkeste acaba yeniden çatışma süreci mi başlayacak? Bu herkese belirgin bir şekilde neden oldu.
BAHÇELİ'DE SÜREÇ BİTER ENDİŞESİ Mİ VAR?
Devlet Bahçeli dikkat ederseniz 1 Ekim'den itibaren görünür şekilde normalde 1. açılım sürecinin de öne çıkmış Erdoğan'dan da daha ileri bir şekilde bu süreci ilerletmeye çalışıyor. Devlet Bahçeli'de de süreç biter mi endişesi açıkçası vardı.
Devlet Bahçeli kendisini bir anlamda sürecin sigortasının bir ayağı olarak görüyorsa Abdullah Öcalan da sürecin diğer ayağı olarak görüyor.
Sürekli olarak Abdullah Öcalan kurucu iradedir diyerek DEM Parti adına da sürecin devam ettiği mesajı veriyor. Sonuç olarak şu noktaya giriyorum.
Devlet Bahçeli sürecin bir türbülansa girdiğini gördü. Suriye'de yaşanan gelişmenin Türkiye içine başka bir biçimde sirayet etme ihtimalini gördü.
Arabanın devrilme treninin devrilme ihtimalini gördü ve söylenen şeyi anlatıyorum.
Yani cuma akşamından itibaren daha görünür bir şekilde sürece müdahale etmeye başladı. Ne yaptı? Şöyle bir şey söyleniyordu. 16 aydır bu süreç devam ediyor ama hiçbir adım atılmıyor.
Örneğin dikkat edin bugün Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş dedi ki; rapor bitmek üzere bu hafta veriyoruz dedi. Raporun bitmesi şu anlama geliyor. Meclis'te artık yasaların geçeceği anlamına geliyor. Bu bir anlamda MHP'nin bastırmasıyla oldu.
'BAHÇELİ BENİM SÖYLEDİKLERİMİ ÖCALAN DA SÖYLÜYOR DİYOR'
Fethi Yıldız başta olmak üzere ama Devlet Bahçeli net bir şekilde bir Ahmet Özer, iki Ahmet Türk üzerinden görevlerine iade edilmeleri gerektiğinin net bir mesajını verdi.
Arkada görmüş olduğunuz kilim hikayesi aslında Devlet Bahçeli şunu diyor ya Abdullah Öcalan fiilen bakın benim söylediklerimi Abdullah Öcalan da söylüyor diyerek Dem parti mesaj veriyordu. Bunun altını çizdi.
ÖCALAN SURİYE'DE AYRI BİR DEVLET İSTEMİYOR
Cuma günü meclis tutanağını yayınlayarak tutanağı okudunuzsa 16 sayfa bakıldığında Türkiye Büyük Millet Meclisi Öcalan'a, "Ya sen Suriye'de ne istiyorsun demeye gitmiş arkadaşlar. Gerisini atın. Gerisini tutanağın gerisini çöpe atabilirsiniz." Öcalan'da ben Suriye'de ayrı bir devlet istemiyorum.
Ayrı bir ordu istemiyorum. Komün dediğim şey belediye demektir zaten. Batıda da yerel yönetimler olsun istiyorum diyor. O tutanağın yayınlanması da bu anlamda şu mesajı verdi. Bakın Abdullah Öcalan da bugün Suriye'deki çözümü destekliyor mesajı verdi.