Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören dünyaca ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı hayatını kaybetti.

78 yaşındaki Ortaylı’nın yoğun bakımda süren tedavisi sırasında durumunun ağırlaşması üzerine entübe edildiği öğrenilmişti. Yakın dostu Fatih Altaylı’nın altını çizdiği gibi, sağlığından önce yaşamın içinde olmayı, haz almayı önceleyen İlber Ortaylı aramızdan ayrıldı.

“Aydın mıydı yoksa değil miydi?” tartışması yapıldı. “Entelektüel miydi?” sorusu bile soruldu.

Aydın konusundaki yorumlar uzayıp gidiyor. Bu noktada İlber Ortaylı da her insan gibi alkışlanacak ve eleştirilecek işlere imza atmıştır. Ancak İlber Ortaylı’yı henüz son görev yapılmadan, cenaze töreni bile düzenlenmeden derinlemesine ve sert sözlerle eleştirmek pek hoş olmadı.

Tüm dünyada tarih konusunda ilk sırada aranan, dünyadaki tüm çalışmalarda katkı vermesi için ricacı olunan bir değerimizi “yaşam için ne sır vermişti?” yerine ülkemiz için bize ne gibi “kırmızı çizgiler” bıraktı, diye bakmalıyız.

Bugün Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın “mezara götürmediği sırrı” konuşmalıyız.

Peki, nedir İlber Ortaylı’nın mezara götürmediği sırrı?

“BEN ‘TÜRKİYELİ’ FALAN DEĞİLİM, TÜRK’ÜM!”

İlber Ortaylı Türkiye’de belli bir amaçla yürütülen bu “Türkiyeli” uydurmasında çok net bir tavır göstermişti. Açıkça ve gururla “Ben ‘Türkiyeli’ falan değilim, Türk’üm!” diyordu.

Hatta, “Türküm” diyemeyenlere karşılık “Ben bunlara ucuzluk diyorum. İnsanların kendi kimlikleriyle ortaya çıkma cesaretleri yoksa, ben onların hakkını savunmam. Saygı da duymuyorum” sözleriyle rest çekmişti.

Yani, bu konunun altını kırmızı kalın çizgilerle çizmişti İlber Ortaylı…

İlber Ortaylı’nın mezara götürmediği sırrı - Resim : 1

KENDİ MEMLEKETİNİ SAVUNAMAYAN BİR KİTLEYİ…

“Türkiyeli” tartışmasından beklediğini alamayanların ikinci durağı mülteciler olmuştu. Özellikle Suriyeliler konusunda, onlara maddi destek Türk vatandaşına yok. Onlara sağlık bedava, Türk vatandaşına yok. Onlara işe girişlerde öncelik var, Türk vatandaşına yok. Onların çocukları bedava okur, Türk vatandaşına yok. Hal böyle olunca “vatandaş yapılmasınlar, savaş bitince ülkelerine dönsünler” çağrısına yanıt da yok! İşte Türk milleti bu sorunlarla mücadele ederken, bu ayrımcılığa cılı ses duyulurken İlber Ortaylı “Mültecilerin gönderilmesi gerekiyor. Kendi memleketini savunamayan bir kitleyi ben neden vatandaş kitlesi yapayım? Yarın ben bu adamları o zaman orduya alacağım, alabilir miyim, olur mu öyle şey!” diyerek tehlikenin boyutunu gözlerle önüne sermişti.

İlber Ortaylı’nın mezara götürmediği sırrı - Resim : 2

AMERİKA’NIN KÜRDİSTAN HARİTASI GERÇEKLEŞEMEZ!

Ve gelelim İlber Ortaylı’nın Tük milletine bıraktığı en önemli mirasa…

Yani, İlber Ortaylı’nın mezara götürmediği sırrına…

“Kürt hareketi ile İsrail arasında paralel siyasi bir pozisyon görüyor musunuz?” sorusuna İlber Ortaylı şöyle yanıt vermişti:

“Görüyorum tabi. Ben de görüyorum, herkes görüyor, sır değil ki bu. Sır değil ki… Kaldı ki Kürdistan’ın gelecekte tasavvur ettiği arazi, İsrail tarafından tasavvur edilen arazide o ülke iş yapacak.”

İlber Ortaylı bölgede Türkiye’yi de kuşatma altına alacak, planı açıkça ortaya koyup tavır da almıştı.

“Amerika’nın Kürdistan haritası gerçekleşemez. Harita çizerek kendilerinin oranın sahibi olduklarını kimse zannetmesin. Amerika’nın ittirmesiyle sana memleket mi verilir? Ben Akdeniz arazilerimi kimseye kaptırmam. Bu kadar açık bu. 30 sene sonra susuzluktan kuruyacak bütün dünya ve biz şimdi su yollarımızı Fırat ve Dicle’yi muhafaza etmek zorundayız. Biz Akdeniz’e kadar Amerika’nın çizdiği Kürdistan’ı kabul edemeyiz. Bunu milliyetçilikle falan ilgisi yok. Bir kere Kürtler Akdeniz milleti değildir, Orta Doğu milletidir. İkisi farklı coğrafyadır. Ve bizim coğrafyamız üzerinden Antakya üzerinden Akdeniz’e uzanan Kürdistan modeli kabul edilemez. Biz su kaynaklarını bırakamayız. O su kaynaklarını baraj haline getirmek için üç nesil bu memlekette enflasyonla yaşadık. Canımız çıktı, o barajlar yapılana kadar… Şimdi ben kalkıp da oraya mı yedireceğim? Ben ne içeceğim sonra? Suyumuzu kaptıramayız bu kadar açık, bunu bilin”

İlber Ortaylı yaşamı boyunca, Türkleri dünyayı bekleyen su krizi konusunda, Kürdistan planı konusunda ve Amerika – İsrail oyunları konusunda çok açık uyarmıştı.

İlber Ortaylı’nın mezara götürmediği bu “sırları” hep aklımızda tutmamız ve Hocaların Hocası İlber Ortaylı’nın sözüyle, tam da anayasa değişikliği konuşurken “Ben ‘Türkiyeli’ falan değilim, Türk’üm!” diyebilmeliyiz!