İşgal altındaki Batı Şeria’da zeytin toplama sezonu, Filistinli aileler açısından güvenlik kaygılarının arttığı bir döneme dönüştü. Washington Post’un bölgedeki incelemesine göre çiftçiler, arazilerine ulaşmaya çalışırken saldırılarla karşılaşıyor; evlerini ve araçlarını korumak isteyen köylüler ise kesintisiz nöbet tutuyor. Ramallah yakınındaki Ebu Felah köyünde yaşananlar, şiddetin gazetecilere, insan hakları savunucularına ve yabancı diplomatlara da uzandığını gösteriyor.
GAZETECİ LEVİNE’İN OMURLARI VE KABURGASI KIRILDI
16 Ekim’de Ebu Felah çevresinde Washington Post foto muhabiri Heidi Levine, İsrailli işgalcilerin saldırısına uğradı. Taşların atıldığı ve silah seslerinin duyulduğu olayda, üzerinde hem önünde hem arkasında “PRESS” yazan basın yeleği bulunan gazeteci yere düştü.
Tanıkların ifadelerine ve görüntülere göre saldırganlar Levine’i tekmeleyip sopalarla dövdü, yaklaşık 10 metre sürükledi ve fotoğraf ekipmanlarıyla telefonunu aldı. Gazetecinin dört omuru ile bir kaburgası kırıldı. Filistinli Ehmeid Hamayel, Levine’in sesinin kesilmesi üzerine öldüğünü düşündüklerini anlattı. Gazeteci, çevredeki Filistinlilerin ve aktivistlerin müdahalesiyle kurtarıldı.

Şiddet 17 Ekim’de Taybeh yakınlarında Avrupalı diplomatları ve aktivistleri de hedef aldı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, İbranice konuşan bir kişinin Fransa’dan gelen bir belediye başkanına yumruk attığı görüldü.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi ilk aşamada haberleri sorgulayarak İsrail’e ve Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimcilere karşı koordineli bir karalama kampanyası yürütüldüğünü ileri sürdü. Güvenlik makamları daha sonra soruşturma başlatıldığını, iki işgalci ileri karakolunun kaldırıldığını ve olaylarla ilişkili 10 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.
EBU FELAH’TA AİLELER SALDIRILARA KARŞI ÖRGÜTLENİYOR
Köyün çevresindeki tepelerde İsrailli işgalciler tarafından oluşturulan üç yeni ileri karakol bulunuyor. 38 yaşındaki aktivist Ehmeid Hamayel ile 35 yaşındaki marangoz Raed Hamayel, tepelerdeki hareketleri takip ederek gelişmeleri köylülerin WhatsApp grubuna bildiriyor. Ehmeid Hamayel, evlerine yönelik en az 12 saldırı girişimi yaşandığını belirtti.
Ekim ayındaki olaylar 13 Ekim’de maskeli grupların köye taş atarak girmeye çalışmasıyla başladı. 14 Ekim Çarşamba günü saat 02.00 civarında ise saldırganların köy dışındaki bir karavana ulaştığı ve uykudaki çiftçi Nader Abu Murrah’ın üzerine benzin döktüğü bildirildi. Levine’in yaralandığı 16 Ekim saldırısının ertesi günü işgalciler aynı zeytinliklere dönerek çiftçileri taciz etti.

Taybeh bölgesinde yaşayan 50 yaşındaki Hussain Kaabneh’nin ailesi de benzer tehditlerle karşı karşıya. Daha önce evlerinin camları kırılan ve araçlarından biri yakılan aile, yeni bir saldırıda hızla uzaklaşabilmek için araçlarını evden uzakta tutuyor. Aile üyeleri geceleri sırayla uyuyup çevreyi kontrol ediyor. Kaabneh’nin eşi Muntaha, koşullarını “Bir hapishanede yaşıyorum” diye tanımladı.
SALDIRILARIN GEÇMİŞİ VE İSRAİLLİ YETKİLİLERİN AÇIKLAMALARI
Ebu Felah sakinleri, şiddetin 8 Mart’ta yakınlardaki bir tepeye işgalcilerin yerleşmesiyle başladığını aktarıyor. İlk olaylarda zeytinliklerin yakıldığını, yangını söndürmeye çalışan iki köylünün başlarından vurularak öldürüldüğünü belirtiyorlar. Filistin Sağlık Bakanlığı ise İsrail askerlerinin kullandığı göz yaşartıcı gazı soluyan başka bir köylünün de yaşamını yitirdiğini bildirdi.
Dönemin Batı Şeria’daki İsrail ordusu komutanı Avi Bluth, saldırıları kabul edilemez bulduğunu ve sıfır tolerans uygulanacağını açıklamıştı. Köylüler ise ölümler nedeniyle kimsenin gözaltına alınmadığını, saldırıların devam ettiğini söylüyor.
Eski İsrailli general Ilan Paz, Washington Post’a verdiği demeçte Batı Şeria’daki şiddetin daha önce görülmemiş boyutlara ulaştığını belirterek Netanyahu hükümetini sorumlu tuttu. Bölgede piyade tugayı komutanlığı ve İsrail sivil idaresinin başkanlığını yapmış olan Paz, hükümetin saldırıları engelleyecek yetkilerini kullanmadığını savundu. Ayrıca 27 Ekim’deki İsrail seçimleri öncesinde siyasi gerekçelerle müdahalelerin sınırlandığını öne sürdü.

Savunma Bakanı Israel Katz, işgalcilerin karıştığı suçlarda idari gözaltına başvurulmayacağını ve kolluk sorumluluğunun polise ait olduğunu söyledi. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir ise bazı gençlerin sınırı aşmış olabileceğini kabul ederken bölgedeki asıl mağdurların Yahudiler olduğunu iddia etti.
ZEYTİN ÜRETİMİ GERİLİYOR, ÇİFTÇİLER DESTEK ARIYOR
Filistinli ailelerin önemli gelir kaynaklarından zeytin hasadı, 2023’ten bu yana saldırılar ve İsrail ordusunun araziye erişim kısıtlamaları nedeniyle ciddi biçimde geriledi. Çiftçiler, zeytinliklerine gidebilmek için çoğu zaman İsrailli ve uluslararası aktivistlerden eşlik desteği alıyor. Bu gruplar arasında Amerikalı hahamların katıldığı insan hakları kuruluşları ile İsrailli sivil toplum temsilcileri de yer alıyor.
Amerikan Yahudi insan hakları kuruluşu T'ruah'ın yöneticisi Jill Jacobs, çiftçilere refakat edilmesinin bazı saldırıları önleyebildiğini ancak her zaman yeterli olmadığını belirtti. Jacobs, Filistinlilerin kendi topraklarında ürün toplama ve yanlarında destekçilerini bulundurma haklarının altını çizdi.
Washington Post’un aktardığına göre Ehmeid Hamayel, Levine’in saldırıya uğradığı noktada yerde kalan eşyaları ve kullanılmış gaz fişeklerini göstererek çevredeki yanmış bitkilere dikkat çekti. Yakındaki tepelere yeni işgalci gruplarının geldiğini söyleyen Hamayel, köylülerin durumunu şu sözlerle özetledi:
“Her gün, her gün. Etrafımız sarıldı.”