Türkiye'de yargının siyaseti dizayn etme ve muhalif kesimi sindirme aracına dönüşmesi adalete olan güveni dip seviyeye geriletti. Gazeteci Fatih Altaylı da bugünkü yazısında söz konusu tabloya CHP'li belediyeler ve tutuklu gazetecilere düşman hukukunun nasıl uygulandığını anlatarak dikkat çekti.
Tutuklu gazeteci İsmail Arı'nın durumuna değinen Altaylı, "İstenen ceza, suçlama akılcı olmasa dahi, 1 yıl ila 3 yıl arası hapis. Üst sınırdan ceza alsa, ki alması için bir gerekçe yok, yattığı süre üst sınırdan verilecek cezayı bile fazlası ile karşılıyor. Peki İsmail Arı niye hala tutuklu, niye hala cezaevinde." dedi. Casusluk davasında da benzer duruma dikkat çeken Altaylı, "Ayrıca da paniğe gerek yok, İmamoğlu serbest kalmayacaktı. Sadece Merdan Yanardağ çıkacaktı hapisten, diğerleri değil." ifadelerini kullandı.
Altaylı, yazısını "Adalet duygusuna asıl büyük zararı işte bu kararlar veriyor, bilmem yargının imajını düzeltmek isteyenler farkında mı!" şeklinde bitirdi.
Altaylı'nın yazısının ilgili bölümü şu şekilde;
Belediyelere yönelik operasyonlarda sadece CHP’li belediyelerin hedef alınıyor olması, arada bir iki küçük iktidar belediyesine de operasyon yapılsa bile tutuklananların genelde CHP’li belediye başkan ve bürokratları olması elbette adalete güveni sarsan, yapılanların siyasi olduğunu gösteren hamleler ama adaleti bundan daha çok yıpratan dava süreçlerinde meydana gelenler.
Mesela.
İsmail Arı. Genç muhabir, pek de makul olmayan ve kimsenin de inandırıcı bulmadığı gerekçelerle gözaltına alındı, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Hadi tutuklandı. Suç belli olmasa da, en azından suçlama belli. İddianamesini hazırlamak 10 dakikalık iş. Hadi 1 saat olsun. Arı, iki aya yakın bir süre iddianame bekledi. Hadi bunu da kabul edelim. Savcılar çok yoğundu, yazamadılar.
İddianame de ortaya çıktı. İstenen ceza, suçlama akılcı olmasa dahi, 1 yıl ila 3 yıl arası hapis. Üst sınırdan ceza alsa, ki alması için bir gerekçe yok, yattığı süre üst sınırdan verilecek cezayı bile fazlası ile karşılıyor.
Peki İsmail Arı niye hala tutuklu, niye hala cezaevinde.
Bu durum, adaleti en azından tutuklama kararı kadar, hatta daha fazla yıpratmıyor mu!
Keza İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan’ın tutuklu yargılanmalarına neden olan Casusluk Davası. Özkan ve İmamoğlu başka davadan da tutuklu olduğu için onlar açısından belirleyici değil ama Yanardağ sadece bu dava nedeniyle tutuklu ve sadece bu dava nedeniyle televizyonu elinden alınmış, dahası satışa çıkarılmış vaziyette.
Dava ise daha ilk duruşmada çöktü. Casuslukla suçlanan adam, pek çok Bakanlık ile çalıştığını, Devlet’in bakanlıklarının kendisine temsil yetkisi verdiğini anlattı. Sızdırıldığı iddia edilen bilgiler ise İBB CHP’ye geçmeden önce sızdırılmış. Hadi hemen beraat beklemeyelim ama böyle iler tutar tarafı kalmamış bir dava nedeniyle tutukluluk olur mu! Mahkeme en azından “tutukluluğun sona erdirilmesine” yani hiç değilse tahliyeye karar veremez miydi!
Hadi tutuklama kararı veren hakim savcılığın iddialarını ciddiye aldı, mecbur kaldı tutuklamaya, bugün artık bu iddiaların geçerliliği kalmamışken bir tahliye kararı yargı için çok da doğru olmaz mıydı!
Ayrıca da paniğe gerek yok, İmamoğlu serbest kalmayacaktı. Sadece Merdan Yanardağ çıkacaktı hapisten, diğerleri değil.
Adalet duygusuna asıl büyük zararı işte bu kararlar veriyor, bilmem yargının imajını düzeltmek isteyenler farkında mı!