Medya nedir!?

Bilgi veya verileri depolamak ve iletmek için kullanılan radyo, televizyon, dergi veya internet gibi kitle iletişim araçlarını ve bu araçlar tarafından üretilen içerikleri ifade eder.

Her sektörde olduğu gibi habercilikte de içerikler, çeşitlik başlıklar altında toplanarak ele alınır.

Örneğin; siyaset, yurt içi, yurt dışı, ekonomi, spor, asayiş, kültür ve sanat vb.

Başlıklar tabii ki de çoğaltılabilir ama genel hatları ile biçim bu şekilde ilerler.

Uzun zamandır, haber değeri olan gelişmeleri sözcüklerle kayıt altına alarak, aktararak ve yorumlayarak kitle iletişim sürecinde aktif olarak görev almaktayım. Kültür ve sanat alanındaki gelişmeleri ve ayrıntılarını haber, söyleşi ve değerlendirme yazıları ile okuyucularla buluşturmak da işimin bir parçası.

Kitle iletişim araçlarını ana eksenine yerleştirmiş sanatsal üretimler ortaya çıktığı zaman da doğal olarak gözler bu üretimlerin üzerine odaklanıyor.

Geçtiğimiz günlerde, haber ve habercilik kavramlarını da ele alan bir yapım izledim.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İstanbul BB) Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenen 'Öylece Durur Zaman' adlı çalışma, savaş alanında fotoğrafçılık yapan bir kadın fotoğrafçının yaşamını sahne üzerine taşıyor.

Herhangi bir savaş ortamında gerçekleştirilen habercilik faaliyetleri sırasında; savaş muhabiri, foto-muhabiri ya da fotoğrafçısı, her anı ölümle yüz yüze yaşayarak geçirir. Bu bağlamda da sektörün en yüksek riskli alanı olarak anılır.

Oyunda da, yıllarca savaş bölgelerinde başarılı bir şekilde görev almış ödüllü bir fotoğrafçı olan Sarah’ın, son görevi sırasında yakınına düşen bir bombanın etkisi ile ağır yaralanması sonrası yaşanan gelişmelere odaklanıyor.

Dramatik unsurların yoğun olduğu oyunda, yaşam ve ölüm arasındaki çizginin hassasiyeti, haber etiği, yaşam etiği, ilişkiler, iç hesaplaşmalar ve toplum eleştirisi gibi ciddi sorgulamalar yer alıyor.

Savaş zaten başlı başına dramatik bir unsur. Oyun, oldukça önemli mesajları ana metnine yerleştirmiş durumda. O nedenle izleyicinin, izleme listesine almadan önce, oyunu incelemesini öneririm.

Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles imzalı oyun metni, Irmak Bahçeci çevirisi ve Mehmet Ergen rejisi ile sahnede. Oyun reji noktasında iyi kurgulanmış.

Amerikalı oyun yazarı tarafından kaleme alınan oyun, Amerikan tiyatrosunun iyi bir örneği olarak sahneye taşınmış. Dengeli ve abartılı anlatımlardan uzak, mesajını en basit şekilde aktarma çabası içerisinde.

Oyuncu kadrosunda; Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat ve Sevil Akı gibi deneyimli oyuncular rol alıyor. Oyunun duygu dengesini oluşturan iki rolünü, kadınlar üstleniyor.

Oyun sonunda, izleyicinin alkışları ile gösterdiği ilgiden de anlaşılabileceği üzere, Sevil Akı’nın canlandırdığı çelik gibi sertleşmiş kişiliğe karşın, Pervin Bağdat’ın yaşam verdiği hassas ve çocuksu kişilik oldukça başarılı. Mert Tanık ve Murat Coşkuner performansını da es geçmemek gerek.

Oyunun göz alıcı sahne tasarımında; dekor tasarımı Barış Dinçel’e, kostüm tasarımı Ahsen Nur Yaman’a, ışık tasarımı Fatih M. Haroğlu’na, efekt tasarımı Metin Kücükyılmaz’a ve görüntü tasarımı ise Emre Turgaylı’ya ait. Ödüllü tasarımcı Barış Dinçel’in, bu çalışmada da kullanışlı dekor tasarımı ile öne çıktığını belirtmek gerek.

İki perde, 120 dakika