Hürriyet yazarı Oya Armutçu, bugün kaleme aldığı yazısında "Doktoruma dava açabilir miyim" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Armutçu yazısında, Tekirdağ Barosu avukatı Ergün Vardar'ın okuyucularından geldiği "malpraktis davaları"na dair soruları yanıtladığını belirtti.

Avukat Vardar'a gelen sorular ve verdiği yanıtlar şu şekilde:

"* Malpraktis nedir? Her kötü sonuç dava konusu olur mu?

Malpraktis; hekimin bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle hastaya zarar vermesidir. Burada kritik nokta şu; hekim tedavide başarıyı garanti etmez. Ama o sonuca ulaşmak için gereken özeni göstermek zorundadır. Eğer zarar bu özen eksikliğinden doğuyorsa sorumluluk vardır.

*Hekim ile hasta arasındaki ilişki hukuken nasıl tanımlanıyor?

Yargıtay’a göre bu ilişki bir vekâlet sözleşmesidir. Yani hekim, sonucu değil süreci doğru yürütmekle yükümlüdür. Özenli davranmadıysa, yaptığı işlem hatalıysa doğan zararı tazmin etmek zorundadır.

* Yargıtay bu konuda ne diyor?

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2014/17432esas, 2015/8358 karar sayılı ilamı çok net: Hekim, tedavinin başarısız olmasından değil o sonuca giderken yeterli özeni göstermemiş olmaktan sorumludur. Sorulması gereken 'Hasta iyileşti mi?' değil, 'Doğru şekilde tedavi edildi mi?' sorusudur.

* Hangi durumlarda dava hakkı doğar?

1- Teşhis hataları: Hekim doğru tanıyı koymak için gerekli tüm tıbbi işlemleri yapmak zorundadır. Gözüne tel saplanan hastaya sadece damla verip göndermek bile kusur sayılmıştır. (Yargıtay 4. HD’nin 18.01.2010 tarihli kararı)

2- Tedavi eksiklikleri: Tıp gereklerine uygun davranılmalı. Güncel olmayan ya da hastaya zarar verecek yöntemler uygulanamaz. Başarı zorunlu değil, ama doğru yöntem zorunlu.

3- Hastane kusurları: Sadece hekim değil, hastane de sorumlu. Hijyen eksikliği, yetersiz ekipman, organizasyon hataları.

4- Müdahalede gecikme: Acil hastaya müdahale edilmemesi ya da sürecin ihmal edilmesi açık sorumluluk doğurur.

5- Aydınlatma eksikliği: En kritik başlıklardan biri. Hasta, işlem ve riskler konusunda açıkça bilgilendirilmeli. Üstelik bunu ispat yükü hekime ait. Yargıtay, 'Hastaya riskler anlatılmadıysa eksik inceleme vardır' diyerek karar bozuyor.

* Yargıtay, hekimin sorumluluğunu nasıl tanımlıyor?

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2014/17432 esas, 2015/8358 karar sayılı kararına göre hekim ile hasta arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesidir. Şu ilke ortaya konulmuştur: Hekim sonucun elde edilememesinden değil, o sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın özenli olmamasından sorumludur. Yani sonuç kötü olabilir, ama süreç doğru yürütülmüşse sorumluluk doğmayabilir. Tersine, süreç hatalıysa sonuç ne olursa olsun sorumluluk gündeme gelir.

....

* Peki dava kime açılır?

Özel hastanelerde hasta doğrudan hastane ile muhatap olur. Hasta doğrudan hastane ile sözleşme yapar. Bu nedenle hastane ve hekim birlikte sorumlu tutulabilir. Hekim, hastanenin “ifa yardımcısıdır.” Yani, hem hastane hem doktor birlikte sorumlu tutulur. Devlet hastanelerinde ise iş değişir. Burada ilişki idare hukukuna girer. Dava devlete karşı açılır, doktor doğrudan davalı olmaz.

* Hasta neye dikkat etmeli?

En kritik konu bilgilendirme. Hasta, yapılacak işlemi ve riskleri bilmek zorunda. Belgelerin saklanması, sürecin takip edilmesi ve şüpheli bir durumda zaman kaybetmeden hukuki destek alınması çok önemli. Tıpta her olumsuz sonuç bir hata değildir. Ama özen eksikliği varsa, hukuk bunu görmezden gelmez"