Recep Tayyip Erdoğan, “AK Parti Genel Başkanı” olarak yaptığı açıklamada “Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte başlattığımız, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirdiğimiz terörsüz Türkiye sürecimizde hamdolsun önemli merhaleler katettik. Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye'nin kuzeyindeki sorun, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara'nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu. Entegrasyon süreci çeşitli güçlerle karşılaşmasına rağmen hamdolsun başarıyla hayata geçiriliyor. Biz de süreci yakından takip ediyor gerekli katkıyı sunuyoruz. 13,5 yıllık iç savaşın ardından Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine yeniden sahip çıkmalarını memnuniyetle karşılıyoruz.
Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra düzenlemeyi Meclis'in takdirine sunacağız. Devletimizin niteliklerinden milletimizin değerlerinden taviz vermeden meseleyi çözecek kapasiteye sahip olduğumuza inanıyorum." dedi.
***
Suriye’deki sorunu Şara, nasıl çözdü?
PYD/YPG’yi hükümete ve orduya ortak ederek değil mi?
Şara’nın PYD/YPG’yi hükümete ve orduya ortak etmesine “kuşatıcı yaklaşım” denildiğine göre benzer bir süreç de Türkiye’de planlanıyor demektir. Zaten Suriye’de PYD/YPG ile mutabakat imzalandığı zaman “AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü” Ömer Çelik, "Cumhurbaşkanı'mızın tek Suriye'ye yaptığı vurgu, Suriye'yi bütün Suriyelilerin beraber yönetmesi gerektiğine dair vurgusu, bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil etmektedir. Suriye'deki, Irak'taki terör yapılarının tasfiyesi, Türkiye'nin terörsüz bölge hedefiyle son derece uyumludur" demiş, DEM Parti adına da Pervin Buldan, "Kürtler Suriye'de 'statü’ elde etti. Şimdi sıra Türkiye'de..." diye konuşmuştu...
***
Bu hazırlıklar sürerken, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Şeyh Said'in hatırasına hakaretten" yargılandığı davada, 8 bin 700 TL para cezasına çarptırıldı, hükmün açıklanması geri bırakıldı. Kararı istinafa taşıyacaklarını belirten Özdağ, "Şeyh Said'i tarihte ait olduğu yerde değerlendiriyoruz ve orada değerlendirmeye de devam edeceğiz" dedi.
Özdağ, “Bu bana karşı verilmiş bir ceza değil esasen; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne verilmiş bir ceza. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, terörle mücadele eden, ayaklanmayı bastıran güçlerimize verilen bir ceza ve ne yazık ki doğru değil.” diye konuştu.
***
Millî Egemenlik Platformu ise yayınladığı bildiride “Bölücü terör örgütü uzantılarının 27-28 Haziran’da 4 ilimizde düzenleyeceklerini açıkladıkları ‘Öcalan’a Özgürlük mitingleri’ terör ve terörizm karşısında diz çökmek anlamına gelecektir. Türkiye Cumhuriyeti böyle bir zillet içerisine düşürülemez.
Millî Egemenliğimiz, milletimizin birliği, vatanımızın ve devletimizin bölünmez bütünlüğü geçici süreyle yetkilendirilmiş iktidarların devamından çok daha önemlidir. Türk Yargısının mahkûm ettiği eli kanlı katillere af veya özgürlük mitingleri yargıya da başkaldırıdır, müsaade edilemez.
Bu düşünceden hareketle partiler üstü millî bir görev olarak kabul ettiğimiz 27 Haziran Tandoğan mitingine tüm mensuplarımızla katılacağız. Milletimizi, ortak hedef ve endişelerimizi taşıyan kişi, kurum ve kuruluşları mitinge katılmaya ve katılım çağrısı yapmaya davet ediyoruz.” denildi.
***
Özetle Erdoğan, Suriye PKK’sının devlete ve hükümete ortak edilmesini, “kuşatıcı yaklaşım” olarak nitelendirdiğine göre, örgütün Türkiye’de de devlete ve hükümete ortak edilmesi söz konusu...
“Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak yasal çerçeve, Meclis’in takdirine sunulacak” ama ortada Meclis mi kaldı?
Ana muhalefet partisi, görevi olmayan bir mahkeme tarafından ikiye bölündü. Erdoğan ise CHP hakkında “Sabahın 9'unda gelip salon işgal edeni mi ararsın; birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın; dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın; dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın... Tekmili birden mevcut. Çerçi dükkânı gibi yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet... Ne ararsan hepsi var.” diyebiliyor.
CHP’yi bu duruma kim düşürdü; PKK’yı ülke yönetimine ortak etme çağrılarının yapıldığı ortamı kim hazırladı?
Bu gidişle, Abdullah Öcalan’a “terörist başı” veya “bebek katili” demek de suç haline getirilir...
Devlete isyan etmiş ve idam edilmiş Şeyh Sait’e dokunana ceza veriliyor ya; ne farkı var?
Erdoğan bir de “MHP ile birlikte başlattığımız, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirdiğimiz terörsüz Türkiye sürecimiz” dediğine göre, bu süreç devlet politikası değildir.
Çünkü bağımsız bir devlet, kendisine ortak aramaz.