Her ne hikmetse birden bire PKK lideri Abdullah Öcalan'a statü bulma derdine düşen Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli son konuşmasında Öcalan’a "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" verilmesini önerdi...

Oysa bu havanda su dövmeye benzeyen son derecede avara kasnak bir iştir Öcalan’ın statüsü bellidir...

Bebek katili olarak da bilinen PKK terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan ağırlaştırılmış müebbete mahkum bir terör suçlusudur!

Aslında işlediği suçlardan dolayı Türk Milleti adına karar veren, hüküm kuran bağımsız mahkemeler bu teröristi idam ile cezalandırmıştı...

Devlet Bahçeli’nin de içinde olduğu zamanın hükûmeti yasayı değiştirdi, bunu ipten aldı ve cezasını da ömür boyu ağırlaştırılmış müebbete çevirdi yoksa şimdiye kadar çoktan asılmış eti meti çürüyüp börtü böceğe yem olmuş hatta kemikleri bile toprağa karışmıştı...

Bahçelinin bu teklifi üzerine siyasetçiler arasında sadece İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan için önerdiği bu statü bulunması ve koordinatörlük verilmesi teklifine gerekli sertlikte bir tepki göstermiş bulunmaktadır.

Bahçeli'nin Öcalan için kullandığı "barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü" ifadesi hakkında, 50 bin insanın katiline böyle bir misyon yüklenmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Dervişoğlu, "Bu yapılan iş doğrudan doğruya suçu ve suçluyu övmektir. Bu durum rezilliğin dik alasıdır" dedi.

Açıkça söylemek gerekirse aklı izanı yerinde, vicdanını kaybetmemiş birinin Musavvat Dervişoğlu’nun bu tespitlerine katılmaması mümkün değildir...

Konuşmasının devamında MHP Lideri'nin kullandığı dilin PKK'nın diliyle örtüştüğünü savunan Dervişoğlu, Türkiye'nin bir savaşta olmadığını, bu nedenle "barış süreci" ifadesinin yanlış olduğunu vurguladı. "Demokratik Cumhuriyet", "siyasallaşma" ve "yasal düzenleme" gibi kavramların Öcalan'ın talepleriyle paralel olduğunu ve bu altyapının Bahçeli tarafından oluşturulduğunu öne sürdü.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu konuşmasının son bölümünde ise Bahçeli'nin önerilerine karşı asıl konuşması gereken kişinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu ifade ederek Dervişoğlu şunları söyledi: “Bu önermeye bir şey demesi gereken Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bu suskunluğa farklı anlamlar yüklenebilir. Rol paylaşımı yapılmış olabilir diye de bakabilirsiniz. Tayyip Erdoğan’ı zor durumda bırakacak bir siyasi hamle gözüyle de değerlendirebilirsiniz. O sebeple Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu tarz taleplerin uygunluğu söz konusu değilse, kendisinin buna göstermesi icap eden tepkiyi sergilemesi gerekliliğine işaret ediyorum”

Dervişoğlu ayrıca ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm bir hükümlüye resmi bir görev tevdi etmenin Türk hukuk sisteminde yeri olmadığını ve bunun uluslararası alanda Türkiye'yi zor duruma düşüreceğini söyledi. Bu çıkışların, Öcalan'ın serbest bırakılmasına yönelik bir "ön hazırlık" izlenimi yarattığına dikkat çekti. Dervişoğlu, süreci "güncellenmiş Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir aparatı" olarak tanımlayarak, "İhanetin zaman aşımı yoktur, vakti geldiğinde hesabı sorulacaktır" şeklinde bir uyarıda da bulundu.

Yukarıda da dediğim gibi daha yeni 2023 seçimlerinde “altılı masanın altında PKK var” diye propaganda yapmaktan çekinmeyen, “belediyeler bunlara geçerse su faturalarını PKK’lılar getirecek” diye iftira atmaya utanmayan ve hatta seçim mitinglerinde zamanın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlunu PKK’lılar ile birlikte gösteren sahte videolar paylaşan zevat şimdi kalkmış bebek katiline umut bağlayıp, statü falan vererek PKK ile bir çözüm süreci yürütmeye çalışıyor.

Bakın arkadaşlar yol yakınken sonu felakete giden bu yoldan dönün!

İktidar koltuğunu terk etmemek için bebek katiline umut bağlamayın!

Üç beş oy daha alır, eski tas eski hamam yola devam eder miyiz hevesi ile böyle saçma işlere girişmeyin!

Öcalan hükmü kesinleşmiş cezası infaz edilmekte olan bir teröristtir!

Şapkadan tavşan çıkaran bir hokkabaz gibi bebek katili bir teröristten barış güvercini çıkaramazsınız!

Bu gün bu yaptıklarınız geleceğin teröristlerini heveslendirir!

Potansiyel teröristlerde bizde her ne yaparsak yapalım, hangi suçu işlersek işleyelim yarın öbürsü gün biri çıkıp bizi de affedebilir, bize de statü verebilir bizde kazanabiliriz kanısını oluşturur.

Oluşacak böyle bir kanı başımıza envai çeşit çorap örebilir...

Sonuç olarak memleketini seven, Türk Milletini sayan umudunu ve siyasi geleceğini bir bebek katiline bağlamamalıdır!