İktidarın Mutlak Butlan davasını kullanarak Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP Genel Başkanlığına yeniden oturtmaya yönelik bir operasyon hazırlığı içinde olduğu tartışmaları bu ara yeniden alevlendi...
Temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp yeniden servis edilen bu konu sıktı artık...
Bana sorarsanız bu konuda içim gayet rahat!
Bu konuda içim gayet rahat çünkü; Kılıçdaroğlu'nun kaybetme yeteneğine güveniyorum. Recep Bey Kılıçdaroğlu'nu yeniden CHP'nin başına getirmek için her şeyi yapsa bile hiç merak etmeyin Kılıçdaroğlu bir yolunu bulur, ne yapar yapar ve gene kaybeder...
Kılıçdaroğlu’nun ne yapmaya çalıştığını ben anlamıyorum anlayan varsa beri gelsin bana da anlatsın lütfen...
Adam neredeyse seksen yaşına gelmiş, makam mevki sahibi olmuş ve epeyce de itibar görmüş biri. Tamam siyasi hayatı hep kaybetmekle geçmiş, hatta en son yaşadığı ağır seçim yenilgisinden sonra kendi seçtiği delegelerin bile oyunu alamayıp Genel Başkanlık koltuğunu bile kaybetmiş ama bu gidişle sadece seçim ve koltuk kaybetmekle kalmayacak halihazırda var olan tüm itibarını da kaybedecek...
Bir insan kendisine bunu niye yapar?
İşte ben bunu anlamakta çok zorlanıyorum...
2023 seçimleri öncesinde neredeyse tüm anketler Erdoğan karşısında iki adayın; Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın rahatça, hatta açık ara fark ile Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacağını gösteriyordu. Kılıçdaroğlu bu anketleri hiç mi hiç kaale almadı ve hemen hemen herkes kazanamasın dediği halde kimseyi dinlemedi ve aday oldu.
Meral Akşener’in bu gelişme üzerine son derecede çirkin bir tavırla masayı nasıl devirdiğini, zaten kazanma ihtimali düşük olan Kılıçdaroğlu’nun kazanma şansını nasıl daha da zora soktuğunu hepimiz hatırlıyoruz.
Neyse olanla ölene çare yok ne yapalım diyerek 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde bende Kılıçdaroğlu’nu desteklemiş ve oyumu ona vermiştim...
Sonuç malum Kılıçdaroğlu kaybetti ve Erdoğan bu kritik seçimi de kazandı...
Kılıçdaroğlu’nun adaylığı kesinleşince ben bir yazı yazmış ve: Cumhurbaşkanlığını kim kazanır bilemem, ama sonuç her ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanlığı koltuğunun boşalacağını bilirim. Bilirim çünkü Kemal Bey kazanırsa zaten “partili cumhurbaşkanı olmaz” sözüne istinaden bu koltuktan kalkması gerekir. Yok eğer bunca uyarıya rağmen kendi adaylığını dayattığı bu seçimi kaybederse hiçbir güç onu o koltukta tutamaz demiştim.
Normal şartlar altında benim Kılıçdaroğlu’ndan bekleyeceğim tavır daha seçim akşamı çıkıp “yarattığım hayal kırıklığından dolayı herkesten özür diliyorum, uyaranları dinlemedim ve sonuçta başaramadım. Elbette ki bu başarısızlığın bedelini ödemek benim yükümlülüğüm, bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı görevimden istifa ediyorum. Yerime gelecek yeni genel başkanın benden çok daha başarılı olmasını umuyorum, hakkınızı helal edin.” Demesiydi...
Peki, Kılıçdaroğlu ne yaptı...
İstifa etmek bir yana baskılar üzerine Kurultayı topladı aday oldu ve seçime girdi.
Sonuçta Cumhuriyet Halk Partisi delegesi biletini kesti, zat-ı alilerini emekliye sevk etti ve Genel Başkanlık koltuğuna Özgür Özel’i oturttu.
Bu noktada Kılıçdaroğlu’nun beni büyük bir hayal kırıklığına uğratan iki davranışı daha oldu.
Bu davranışlardan ilki seçimin ilk turunda kaybettiğini idrak edemeyip ikinci tura devam etmesiydi.
İkincisi ise Kurultayda seçimi kazanan Özgür Özel’i tebrik etmeden arkasını dönüp, sıvışıp gitmesi oldu.
Sonrası malu lüks villarda özel ofisler tutmak falan filan...
Benim için bardağı taşıran son damla 19 Mart operasyonundan sona ne Saraçhanede ve nede herhangi bir mitingde Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine destek vermemesi oldu.
Bundan sonra Kılıçdaroğlu’nu sildim...
Hüsamettin Cindoruk’un cenazesinde Özgür Özel’i görmezden gelip, elini sıkmaması ise bütün bunların üstüne resmen tüy dikti.
Kendi Genel Başkanını görmezden gelmek, elini dahi sıkmamak sizce de hadsizlik ve hazımsızlık değil midir?