Nisan sonu geldi ve her ay olduğu gibi bu ayda TÜRK-İŞ açlık yoksulluk sınırını açıkladı.

TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay, düzenli olarak yapılan bu araştırmanın 2026 Nisan ayı sonucuna göre:

-Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 34.586,86 TL’ye,

-Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 112.660,80 TL’ye

-Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 44.802,03 TL’ye yükseldi.

Asgari ücret Nisan ayı itibariyle açlık sınırının 6 bin 500 lira, en düşük emekli maaşı ise 14 bin 500 lira kadar altında kalmış bulunmaktadır.

İktidara soruyorum: İnsanları aç biilaç çalışmaya mahkum etmek ayıp değil mi?

Siz iktidarsınız ve eğer TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından açıklanan bu veriler yanlışsa gereğini yapın "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu" kapsamında derhal soruşturma açın...

Yok eğer bu hesaplamalar doğruysa o zaman da asgari ücret ve en düşük emekli maaşında gerekli düzenlemeleri yaparak emekli ve emekçilerin aç açına çalışmasının önüne geçin!

Her ikisini de yapamıyorsanız derhal istifa edin, hemen seçime gidin yapabilecek yeni kişiler iktidara gelsin...

Bakın benden hatırlatması; bu dediklerimi yapmazsanız kaçınılmaz olarak yarın bu günden kötü, öbürsü gün yarından da kötü olacaktır...

Bugün iktidarda olanların vatandaşa çektirdiği acılar yüzünden sandığa gömülmesi, iktidardan düşmesi elbette beni hiç mi hiç ilgilendirmez, neticede atalarımız “kendi düşen ağlamaz demiş” beni ilgilendiren bu süreçte gereksiz yere acı çeken çoluk çocuğuna, ana babasına mahcup olan halkımızın derdidir.

İktidara her kim; “reel ücretleri düşürelim, vergiler ile vatandaşların harcanabilir gelirini elinden alalım, halk harcama yapamaz hale gelsin. Bu yöntem sayesinde talep düşer, talep düşünce firmalar zam yapamaz ve hatta indirim bile yapmak zorunda kalır bu şekilde enflasyonu kontrol altına alırız” aklını verdiyse çok ama çok yanlış bir iş yapmıştır!

Bu akla inanıp uygulamaya geçiren iktidarın da son derecede yanlış bir yola girdiğini buradan söyleyeyim.

Bu yol çıkmaz yoldur!

Bu yolla enflasyonu düşüremeyeceğiniz gibi ülkede yerli ve milli üretim gücünün çökmesine de yol açarsınız, üstelik halk boşu boşuna eziyet çekmiş olur.

Atalarımız “kurt kışı geçirir ama yediği ayazı da unutmaz” diye boşuna dememiş!

Vatandaşları balık hafızalı sanıp seçimler yaklaşırken açarız kesenin ağzını, parayı krediyi bol bulamaç dağıtırız, parayı bulan halk çektiği acıları unutur döner gelir gene bize oy verir diye düşünenler feci bir şekilde aldanmaktadır...