İstinafın kısmi bozma kararının ardından suç örgütü lideri olduğu suçlamasıyla yeniden yargılanan Ayhan Bora Kaplan, operasyonu yapan polisleri kastederek, “Adamlar sahte telefon yapmış getiriyor, kabul ediyorsunuz. Biz resmi yazışmalarını getiriyoruz, ama delilleri gizlemek için gözümüze baka baka bizi katlediyorsunuz.” diye mahkemeyi suçladı.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi kampüsündeki duruşma salonunda görülen davanın bugünkü celsesinde Kaplan, Mahkeme Başkanını ve operasyonu yapan polislerin WhatsApp yazışmalarının kendilerine verilmemesini eleştiren Kaplan şöyle konuştu:

"NİYE BU YAZIŞMALARI GİZLİYORSUNUZ?"

“Bunlarda bizim masumiyetimizi ortaya çıkaracak yazışma ve görüntüler var. Ama dijital incelemeyle ilgili olarak sadece Serdar Sertçelik’e işkence yapılıp yapılmadığını sormuşsunuz. Bari polislerin yargılandığı diğer suçlamaları yazsaydınız. Ne yani, ‘işkence yaptık’ diye mi yazacaklardı? Niye bu yazışmaları gizliyorsunuz? Adamlar sahte telefon yapmış getiriyor, kabul ediyorsunuz. Biz resmi yazışmaları getiriyoruz, ama delilleri gizlemek için gözümüze baka baka bizi katlediyorsunuz. 3 yıldır derdimizi anlatamıyoruz. Üstümü başımı yırtacağım ya. Niye o delilleri kapatıyorsunuz? Benim derdim polisler veya hapis yatmaları değil. Murat, Şevket müdür hapis yatsa ne yatmasa ne; umurumda değil. Ayrıca yatmasınlar, çoluk çocukları var. Beni masumiyetimi ispatlamaya çalışıyorum. Hukuk adamısınız, devlet adamısınız; bize akıl verin, ne yapalım?”

HAKİM TEPKİ GÖSTERDİ

Mahkeme Başkanı, bu ifadeleri nedeniyle tepki gösterince Kaplan’ın avukatı, “Şahsileştirmeyin” dedi. Başkan, “O da sataşıyor” karşılığını verince Kaplan, “Sataşmak haddim değil.” dedikten sonra polislere yönelik suçlamalarını şöyle sürdürdü:

“O yazışmalar devlet bilgisi olduğu gerekçesiyle verilmiyor. Hangi devlet bilgisi? Milletin anasına, bacısına sövmüşler, tahsilat yapmışlar. Eğer bu mesajlar yoksa, hakkımda suç duyurusunda bulunun, ağırlaştırılmış müebbet verin. Keşke burada olsalardı da beni dinleseler, bana soru sorsalardı. Murat Çelik buradaki ifadesinde açıkça yalan söyledi. Av. Cengiz Haliç’i de gözaltına alacaklarını, ama Başsavcı Vekili Ahmet Yıkılmaz’ın engellediğini öne sürdü. Bu arada yakalama, gözaltı kararı yokken Cengiz Haliç’i Kırıkkale yolunda gözaltına aldı. Aynı gün Cevheri Güven bunu paylaştı. Ben cezaevindeyim; Ahmet Yıkılmaz’ın, Mustafa Kaya’nın haberi yok. FETÖ’cülerle çalışan asıl bunlar. Yine buradaki ifadesinde önceki mahkeme başkanına ‘şekerim’ dediğimi söyledi. Vallahi, billahi demedim, başka bir ifade kullandım, sonra da hemen düzelttim, özür diledim. Bunlar devleti elma şekeri sanıyor. Kimse benim devletimi elma şekeri gibi göremez. Yazışmalarında benim için ‘piç’ diyor. Anam babam belli, piç değilim. Kendisi olabilir.”

Mahkeme Başkanının, “sataşma” uyarısı üzerine Kaplan, “Bana piç diyor ya. Bana bu düşmanlık niye? Babasını mı öldürdüm? Bunlar polis değil, düşman gibi hareket etmiştir.” karşılığını verip şunları kaydetti:

“Esenboğa’daki operasyon; Murat Çelik ve ekibi belinde silahlarla dizi seti oluşturmuşlar. Ben silahla inseydim daha da şov yapacaklardı. Ellerimi kaldırmama rağmen beni beton zemine yatırdılar.”

Bora Kaplan, buluntu telefon üzerinden kendisinin polislere kumpas kurduğunu iddia edenlerin, bunun üzerinde tepinmekten vazgeçmesini istedikten sonra soruşturma savcısı ve polislerin WhatsApp yazışmalarını okumayı sürdürüp şunları kaydetti:

“Savcı, arkasından bu kadar küfreden o polisleri korumak ve kurtarmak için cansiparane uğraşıyor. Ya polisler bunun bir açığını buldu ya da aynı kliğe, aynı yere hizmet ediyorlar.”

MHP'Yİ KIZDIRACAK İDDİALAR
Ayhan Bora Kaplan davasına bir çete yöneticisinin cep telefonu yazışmaları girmesinin ardından telefondaki yazışmalarda hakim ve savcıların çetelerle güçlü bağını görülmüştü. Sabah gazetesinin atacağı manşetin dahi çete üyeleri tarafından bilindiğini ortaya koyan yazışmalar en çarpıcı bölüm ise Bahçeli’nin grup toplantısına ilişkindi. Çetenin İzzet Ulvi Yönter üzerinden Bahçeli'nin grup toplantısına müdahale ettiği görülmüştü.

Ortaya çıkan bu yazışmalardan bir süre sonra İzzet Ulvi Yönter "MHP'ye sızan ajan" çıkışı yaparak genel başkan yardımcılığından istifa etmişti. İstifanın ardından MHP'de Yönterci teşkilatların tasfiyesi başladı.

Kaplan'ın söz konusu telefonun sahte olduğunu iddia etmesinin ardından gözler MHP'ye çevrildi. İzzet Ulvi Yönter'i tasfiye eden Bahçeli'nin danışmanı Eyyup Yıldız cephesinin nasıl bir yaklaşım göstereceği merak konusu.