140journos’un yeni belgeseli “Miras Davası”, YouTube’da yayımlanmasının ardından kamuoyunda yeni tartışmaları beraberinde getireceğe benziyor. Atatürk’ün kurucu liderliği ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın inşa etmeye çalıştığı siyasal anlatı arasındaki gerilimi merkeze alan belgesel, farklı ideolojik ve siyasal çizgilerden gelen sert değerlendirmelerle dikkat çekiyor.
Belgeselde, Atatürk mirasının nasıl tanımlandığı ve bu mirasın güncel iktidar tarafından nasıl yeniden çerçevelendiği sorusu merkezde yer alıyor. Bu kapsamda belgeselde; gazeteci ve yazar Sevan Nişanyan, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, akademisyen Bahadır Dinçaslan, siyaset bilimci Fatih Bora Ekim, siyasetçi Altan Tan, gazeteci Ali Bayramoğlu, tarihçi Galip İlhaner ve akademisyen Murat Utkucu görüşleriyle yer aldı.
Belgeselin dikkat çeken bölümlerinden birinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atatürk vurgusu da ele alındı. Erdoğan’ın bu konudaki sözleri belgeselde şu şekilde aktarıldı:
“Şimdi birileri çıkmış, biz Atatürk’e Atatürk dedik diye kendilerine göre bir sürü senaryo yazıyor. Cumhuriyetimizin kurucusunun adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise bizim bunu ifade etmemizden daha tabii ne olabilir?”
“ATATÜRK İMGESİ DARALTILIYOR OLABİLİR”
Bu açıklamayı değerlendiren siyaset bilimci Fatih Bora Ekim, Erdoğan’ın kullandığı dilin sembolik bir dönüşüme işaret ettiğini savundu. Ekim’e göre burada vurgulanan figür, tarihsel ve siyasal anlamlarıyla bütünlüklü bir Atatürk değil; daha dar bir çerçeveye çekilmiş bir kurucu imge.
Ekim, belgeselde yaptığı değerlendirmede şu yorumu paylaştı:
“Orada da gene kastettiği Gazi Mustafa Kemal Paşa. Artık sadece ‘Atatürk’ demekten çekinmiyor. Yani Atatürk imgesi, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya çekilip orada tutulmak isteniyor olabilir.”
Bu yaklaşımın, Atatürk’ün devrimci, kurucu ve ideolojik yönlerinden ziyade tarihsel bir şahsiyet olarak sınırlandırılmasına işaret ettiği ifade ediliyor.
BAHADIR DİNÇASLAN: “HİKÂYESİZ, KİMLİKSİZ BİR TOPLUM YARATILDI”
Belgeselde konuşan Bahadır Dinçaslan ise Erdoğan döneminde ortaya çıkan toplumsal tabloyu “kuruculuk” kavramı üzerinden eleştirdi. Dinçaslan’a göre, kurucu bir lider yalnızca bir yönetim modeli değil; anlam, estetik ve hikâye taşıyan bir toplum inşa etmek zorundadır.
“Yeni bir sosyete kuracaksın. Ama şu gençlerin çoğu ya çete üyesi ya sanal bahis oynuyor. Genç kızların en büyük hayali influencer olmak. İslamcıların kendi çocukları da böyle olmak istiyor. Hikâyesiz, kimliksiz, arayışsız, estetikten uzak bir vatandaş tipi yaratıldı.”
ÜMİT ÖZDAĞ: “BURADAN KURUCULUK ÇIKMAZ”
Ümit Özdağ ise Atatürk’ün kurucu liderliği ile Erdoğan’ın siyasal pratiği arasında kıyas yapılamayacağını belirterek, “kurucu baba” tartışmasına sert bir çerçeve çizdi:
“Atatürk’ün kuruculuğuyla Erdoğan’ın kuruculuğunu kıyaslarsanız buradan kuruculuk çıkmaz.”
Özdağ’a göre Erdoğan’ın kurucu baba olarak anılabilmesi, mevcut cumhuriyet düzeninin yıkılması ve yerine yeni bir siyasal yapı kurulmasıyla mümkün olabilir. Bunun da tek başına gerçekleşemeyeceğini savunan Özdağ, bu sürecin Öcalan ve Bahçeli ile birlikte yürütülebileceğini öne sürdü.
SEVAN NİŞANYAN: “SORUN ERDOĞAN’DAN ÖNCE BAŞLIYOR”
Sevan Nişanyan ise tartışmayı Erdoğan dönemiyle sınırlamanın eksik olduğunu savundu. Türkiye’de yaygın olan “Erdoğan öncesi işleyen bir demokrasi vardı” algısını eleştiren Nişanyan, siyasi yapının cumhuriyetin kuruluşundan itibaren sorunlu olduğunu söyledi.
“Cumhuriyetin kuruluş aşamalarından başlayarak adım adım çöken, adım adım kötüye giden bir siyasi düzen vardır.”
ATATÜRK MİRASI SİYASAL MÜCADELENİN MERKEZİNDE
“Miras Davası” belgeseli, Atatürk’ün halkın kolektif hafızasındaki kurucu figürü ile güncel iktidarın yeniden tanımlamaya çalıştığı Atatürk anlatısı arasındaki gerilimi görünür kılıyor. Belgeselde dile getirilen görüşler, Atatürk mirasının artık yalnızca tarihsel bir referans değil, doğrudan siyasal bir mücadele alanı hâline geldiğini ortaya koyuyor.


