Dünyanın en özel doğa alanlarından biri kabul edilen Ordu Perşembe Yaylası, maden şirketlerinin sondaj faaliyetleri ve buna karşı direnen köylülerin mücadelesiyle sarsılıyor. Gazeteci Ardan Zentürk, son yayınında bölgedeki hukuksuz süreci ve jandarma koruması altında yaylaya sokulan iş makinelerini gündeme taşıdı. Zentürk, "Çıkarılan altının memlekete faydası olmayacak ama bu doğa yok olacak" diyerek, su kaynaklarını ve hayvancılığı tehdit eden siyanür tehlikesine dikkat çekti.
"CANIMIZI KOYDUK BU YOLA"
Ardan Zentürk, konuşmasını noktalamadan önce sözü doğrudan toprağını savunan bölge halkına bıraktı. Yaylada nöbet tutan kadınların feryadı, maden kuşatmasının yarattığı yıkımı şu sözlerle özetledi: "Pancarları yapıyorum, marulu yapıyorum; bunlar olmasa zaten ben yaşayamıyorum. Hayır diyorum buna! Buralara gelseler biz bir daha yaylaya gelemeyiz. Bura olmasa ben duramıyorum. Gelecek çoluk çocuğa rızık olacak emme bize bırakmadılar. Aldılar ekmeğimizi, tarlamızı... Ne yapalım? Yapacak bir şey yok emme sonuna kadar hayır diyoruz. Onların dediği olmayacak inşallah. Fakiriz ne yapalım? Çalışmasak, ekmesek olmuyor. Versek alıyorlar elimizden. Canımızı koyduk bu yola!"
ZENTÜRK: "DEVLET ALANI KAPATMIŞ, HALKI SOKMUYOR"
Zentürk’ün yayındaki değerlendirmeleri ise durumun vahametini şu şekilde ortaya koydu: "Kadın öne çıktı mı, ana öne çıktı mı orada durup düşüneceksin. Çünkü onlar o yaşlarında, torun torba sahibi insanlar olarak jandarmanın karşısına dikiliyorlarsa orada hesap kitap yoktur. Orada atadan dededen kalma bir varlığın torunlara sağ salim aktarılmasının telaşı vardır.
Maden şirketinin araçları sondaj gerekçesiyle Perşembe Yaylası'na girmiş durumda. Araçlar geliyor diye devlet alanı kapatmış; halkı sokmuyor, televizyonları sokmuyor, jandarmayı dikmiş oraya... Oysa bütün bilgilere göre bu bölgede bir hukuki süreç devam ediyor. Mahkeme 'geri dönülemez tahribat olur' diyerek iptal etmiş. Mahkeme kararlarına rağmen şirket hukukun etrafından dolaşıyor."