Anadolu’nun bereketli topraklarında yüzyıllardır yoğrulan, her lokmasında derin bir tarih ve büyük bir emek barındıran kete, kış aylarının ve özel günlerin vazgeçilmez lezzeti olarak sofralardaki sarsılmaz yerini koruyor. Özellikle Doğu Anadolu, Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin gastronomi simgesi haline gelen bu eşsiz hamur işi, geleneksel yöntemlerle yaşatılmaya devam ederken, modern mutfakların da en çok aranan ve merak edilen lezzetleri arasında başı çekiyor. Kete, sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda Anadolu insanının misafirperverliğini ve bereketini simgeleyen kültürel bir miras olarak kabul ediliyor.
HERKES KENDİ RUHU KATIYOR
Kete, sıradan bir unlu mamulden çok daha fazlasıdır; o, sabır, maharet ve köklü bir geleneğin harmanlandığı bir mutfak zanaatıdır. Bu lezzeti diğer hamur işlerinden ayıran en temel unsur, hamurunun kat kat açılması ve içerisine tereyağında kokusu çıkana kadar kavrulmuş unun (iç harcın) eklenmesidir. Erzurum’da "içli kete" olarak bilinen ve doyuruculuğuyla öne çıkan, nispeten daha kalın formdaki türü revaçtayken; Kars, Ardahan ve Iğdır civarında daha ince, pul pul dökülen ve yerel tereyağının geniz yakan o eşsiz kokusunun buram buram hissedildiği çeşitleri tercih ediliyor. Sivas’ta ise "açma" tekniğiyle hazırlanan, rulo yapılıp kendi etrafında döndürülen keteler, hem görsel bir şölen sunuyor hem de damaklarda unutulmaz bir iz bırakıyor. Her yöre, kendi iklimine ve el alışkanlığına göre bu tarife kendi ruhunu katıyor.

KURTARICI ANA ÖĞÜN
Ketenin bölge halkı için önemi sadece lezzetinden değil, sağladığı uzun süreli tokluk hissinden de kaynaklanıyor. İçeriğindeki kavrulmuş un ve kaliteli hayvansal yağlar sayesinde kan şekerini dengede tutan kete, özellikle Ramazan ayında sahur sofralarının "kurtarıcı" ana öğünü olarak başköşeye oturuyor. Anadolu’nun köylerinde kadınların "imece" usulüyle bir araya gelerek hazırladığı, dev taş fırınlarda odun ateşinde pişirilen keteler, aynı zamanda bir sosyal dayanışma kültürünün en somut örneğidir. Komşuların birbirine yardım ederek hazırladığı onlarca tepsi kete, sadece karınları değil, gönülleri de doyuran bir paylaşım aracıdır.
GASTRONOMİYE KATKISI BÜYÜK
Son yıllarda coğrafi işaret tescilleriyle koruma altına alınan kete çeşitleri, artık sadece yerel bir lezzet olmaktan çıkıp ulusal bir marka haline dönüştü. Şehir dışından gelen yoğun talepler doğrultusunda vakumlu paketlerle Türkiye’nin dört bir yanına, hatta yurt dışına gönderilen keteler, yerel üreticiye ciddi bir gelir kapısı açıyor. Gastronomi turizminin yükselişiyle birlikte, yerli ve yabancı turistler bu asırlık lezzeti yerinde tatmak için bölgeye akın ediyor. Gurbetteki vatandaşlar için sıla hasretini dindiren bir sembol olan kete, geleneksel fırınların bacasından tüten dumanla gelecek nesillere aktarılmaya devam ediyor. Anadolu’nun bu çıtır çıtır mirası, modern fırıncılık tekniklerine direnerek orijinalliğini korumayı sürdürüyor.