Muhalefet arasında aslında en başından beri bazı anlaşmazlıklar bulunuyordu ve süreç içerisinde bu anlaşmazlıklar çözülemediği gibi karşılıklı güvensizlik derinleşerek büyümüştü. Sürecin en başında Koray AYDIN imza toplama usulü ile ilgili ısrarla; liderler imza toplamasın müşterek bir heyet oluşturulsun ve bu heyet delegeden imzaları toplasın şeklinde bir öneride bulunmaktaydı. Sinan Oğan ise kendisinin zaten delege ile uzun bir dönemdir temas halinde olduğunu ve delegenin imza getirmeye hazır olduğunu dolayısıyla kendisi açısından sorun olmadığını ifade ediyordu. Akşener tarafı ise imzaların delegeden ayrı ayrı olarak liderler ve ekipleri marifeti ile toplanılmasını ve ancak teslimatın birlikte yapılması gerekliliğini ifade ediyordu.

Koray Aydın imza toplama usulünü bir ileri safhaya taşıyarak müşterek bir metin kaleme alınmasını bu metnin de liderlerin hazır olduğu bir ortamda Sadi Somuncuoğlu tarafından okunması sureti ile kampanya döneminin başlaması gerektiğini ifade ediyor ve Akşener’e yakın tüm tanıdığı siyasetçi ve delegeleri de bu yönde tavır geliştirilmesi için Akşener’e baskı yapmaya zorluyordu. Akşener’in etrafındaki isimler başta Müsavat Dervişoğlu ve Tolga AKALIN olmak üzere bu plana karşı çıkıyorlardı. Adeta kurtlar birbiri ile dans ediyordu. Kurt politikacı Koray AYDIN Akşener’in siyasi popülerliğinin farkındaydı ve onu gölgelemeye çalışıyordu. Böylece MHP tarihini bilenlerin gayet iyi anlayacağı şekilde yapılacak kongrede Akşener’i 1997 kongresinin Tuğrul Türkeş’i kendisini de Devlet Bahçeli’si yaparak kongreyi kazanmayı istiyordu.

Ancak Akşener tarafı direndi. İmzalar ayrı ayrı toplandı. Böylece delege istediği adaya imza verebileceği gibi, yarınlara ilişkin siyasi makam taleplerini de dile getirebildi. Delege doğrudan temas imkanına kavuştuğu için de toplanan imza sayısı beklenenin çok üzerinde 547 adet oldu.

İmza toplama sürecinin ilk haftasından sonra Koray Aydın ve Sinan Oğan tabanda Meral Akşener’e olan ilgi ile yüzleşince imza veren delegeden kendilerine de imza vermesini isteyerek mükerrer imza toplama yoluna yöneldiler. Bu yaklaşım delegede önemli sıkıntılara sebebiyet verdi. Yine bazı delege elebaşlarının adaylara yakın kişiler tarafından örtülü olarak tehdit edildiği ve delegenin imza vermede adil davranmaması durumunda kongrenin yapılmasının zora gireceği şeklinde uyarıldıkları bilinmektedir.

MHP GENEL MERKEZİ İMZA VEREN İL TEŞKİLATLARINI KAPATIYOR: AKŞENER SAHAYA ÇIKIYOR

MHP Genel Merkezi imzaları teslim aldıktan sonra yaşadığı dağılma atmosferinden Bahçeli’nin tek başına dirayetli duruşu ile hızlıca toparlanarak çıkmaya çalışıyordu. Bahçeli 1300’ün üzerinde delege olduğunu ve muhalefetin tüm desteğe rağmen delegenin yarı oyuna ulaşamadığının farkındaydı. Böyle olunca Osmanlı’nın son 400 yılında isyan eden Yörük-Türkmenlere yaptığının aynısını siyaseten yaptı. Osmanlı kelle almıştı, Bahçeli de siyaseten kelle almaya başladı. Böylece imza veren il teşkilatları görevden alınmaya başlandı. Patron adeta çıldırmıştı.

19 Şubat Aksaray, Uşak, Kilis, Denizli; 22 Şubat Elazığ, Samsun, Tokat, Kırklareli, Tekirdağ, Bayburt, Gümüşhane, Çorum il başkanlıkları parti tüzüğünün 52 ve 54. maddelerine istinaden Türk siyasetinde emsali görülmemiş ve hukuken yok hükmünde bir idari kararla KAPATILMIŞTIR. Daha sonra ortaya çıkacağı üzere bu siyasi nobranlığın sebebi elbette ki iktidardan alınan siyasi ve hukuki destektir.

İLK ZİYARET DENİZLİ: HALK HAREKETİ BAŞLIYOR “BAŞBAKANLIK İÇİN YOLA ÇIKTIM”

Akşener 25 Şubat 2016 yılında ilk ziyaretini Denizli iline yaptı. Denizli iline gitmeden bir gün önce gazetemizi ziyaret eden Akşener:
“Genel Merkezin bu tür uygulamaları bizim için sürpriz değil. Arkadaşlar hepsini hesaplamıştı. Görevden alınanların arasında bir kişi bile ‘Aman koltuğumuzdan olduk’ demiyor. Anadolu’da bizim çok ilginç bir örgütlenmemiz var. Çok genç il ve ilçe başkanlarımız var. Yaş ortalaması 35’in altında. Bu arkadaşlar ülkeyi yönetmek istiyor. Bu çocuklar son derece net. Çok net sorular sorarak, yapılacakları kayıt altına alarak imza verdiler”

Bir gün sonra Denizli’de olan AKŞENER, EGS Kongre ve Kültür Merkezi ile Çal ilçesinde partililere seslendi:

“Yaşadığımız süreçte nezaketimizi, saygımızı koruyarak davrandık. Her imza veren arkadaşımız ve bizler, sayın genel başkanımıza ve genel merkezimize karşı nazik davrandık. Her birimize çok ağır hakaretler edilmesine rağmen sustuk. Çünkü bu yol kutlu bir yoldur. Ülkücü ülkücünün kardeşidir diyerek yola çıktığımız için, milletimizin barışmaya ihtiyacı olduğu dönemde ülkücülerin kavga etmesi doğru değildir. Bundan dolayı saygımızı koruduk ve korumaya da devam edeceğiz. Çok açık söylüyorum. Ne yapılırsa yapılsın, ne söylenirse söylensin asla bir ülkücünün kalbini kırmayacağız. Ama bu kongre mutlaka yapılacak. Nasıl kaçarlarsa kaçsınlar, yapılacak. Nasıl engellerse engellesinler, yapılacak. Niye yapılacak biliyor musunuz? Millet istiyor, yapılacak. MHP geçmişte ihtilallerle kapatıldı, şimdi yönetenler tarafından kapatılıyor. 16 il teşkilatımızı kapattılar. Ama millet meydanlarda, millet kurultay istiyor. Ben, genel başkanlık için değil, başbakanlık için yola çıktım.”

Akşener’in Denizli gezisi kendi lider adaylığında halk ile ilk temastır. Beklenenin üzerinde bir ilgi ile karşılanması Akşener ve etrafındaki siyasi kadroların başını döndürmüştür. Denizli’den sonra tüm kapatılan illere ziyaret yapılması programı alınmış ve kapatılan toplam 16 ilin tamamına Akşener gitmiştir. Bu illerde binlerce araçlık konvoylar salon toplantıları meydan mitingleri yapılmıştır. Partililerin dışında umut arayan başka siyasi partilere mensup insanlar ile geniş halk kesimleri de bu organizasyonlara katılmak sureti ile destek vermiştir. Akşener yıllar sonra bu gezileri bir politik hata olarak değerlendirmiş ve bu gezileri yapmanın iktidarı sürece dahil ettiğini iddia etmiştir. Ancak diğer yandan da bu gezileri yapmanın İYİ Partiyi doğurduğunu da ifade etmiştir.

Akşener bu yorumları ile iktidarı aslında tanımadığı ortaya koymuştur. İktidarın en önemli özelliği her şeyi ölçürmesidir. İktidar çoktan beri her adayın MHP Genel Başkanı olması durumunda MHP’nin oylarının ne olabileceğini birçok defa ölçtürmüş ve politik müdahale sürecini planlamış durumdaydı.

Aynı dönemde benzer organizasyonlara imza atamayan Koray AYDIN ve Sinan Oğan cephesinde ise sonradan katılan Ümit Özdağ da dahil olmak üzere hem Akşener’e karşı bir kıskançlık hem de tedbir alma ihtiyacı belirmiştir.

ADAYLAR ARASI KRİZ

Akşener’in 25 Şubat’ta Denizli’de başlayan ve 16 ili kapsayan ziyaretleri mevcut imza veren delege iradesi ile birleştiğinde; diğer adayların bir kongre yapılması durumunda seçimi kazanmalarının imkansız olduğunu düşünmeleri zor olmadı. Akşener parti içi iktidara yürüyordu. Bu durumda önünün kesilmesine ihtiyaç vardı ve ilk kriz 14 Mayıs’ta çıktı.

İlk hukuk mücadelesini doğrudan iktidarın müdahalesi ile MHP kazanmıştı ve 15 Mayıs’ta kongre toplantısı yapılmaması için Akyurt’taki hotel etrafındaki tüm yollar tutulmuştu. Muhalefet o güne kadar bu kongrenin yapılacağı iddiasını koymuş ve şimdi kongrenin hukuken ve fiilen yapılamayacağı gerçeği ortaya çıkmıştı. Akşener cenahı her koşul altında delegenin ve destek veren kitlenin Akyurt’ta toplanması ve bir güç gösterisi ile protesto yapılması gerektiğini düşünüyordu. Ancak Koray AYDIN’ın başını çektiği Ümit Özdağ’ın da katıldığı diğer muhalif liderler, liderlerin dördünün polis engeli önünde bir basın açıklaması yaparak olayı protesto etmesi ve herhangi bir kalabalığın davet edilmemesi gerektiğini düşünüyorlardı. Taraflar Yusuf Halaçoğlu’nun okuyacağı bir ortak metin altında basın açıklaması yapma konusunda mutabık kaldılar ancak Akşener’in beklentilerin aksine meydandan ayrılma niyeti yoktu. Akşener ve ekibi tüm delegeyi davet eden açıklamalar yaptı ve herkes 15 Mayıs sabahını beklemeye başladı.

TARİHİ GÜN 15 MAYIS 2016

Akşener risk almıştı. Yasal olarak yapılamayacağı bilinen bir kongreye delege ve parti tabanı çağrılmıştı. Delege ve parti tabanının ilgi göstermemesi veyahut korkması ve katılım oluşmaması durumunda süreç başlarken ölü doğabilirdi. Ancak öyle olmadı. Anadolu’nun her yerinde binlerce ülkücü Akşener ve arkadaşlarını yalnız bırakmadı. Akın akın sel oldu Ankara’ya aktı. Emniyet tüm tedbirleri almış adeta kuş uçurtmuyordu. Akşener MHP tabanını arkasına almış polis barikatlarının önünden günlerce kalkmayacağını ilan ediyordu. Kendisine farklı alternatifler sunmaya çalışan eşi Tuncer Akşener’i kast ederek oğlu Fatih Akşener’e herkesin içinde “Fatih al babanı da eve git” diyerek adeta bir kararlılık gösterisi ortaya koyuyordu.

Türkiye adeta ekranlardan Akyurt’ta kilitlenmiş bir kararlı liderin cesur duruşunu hayranlıkla seyrediyordu. Koray AYDIN ve Sinan OĞAN sabah saatlerinde polis barikatının önüne gelmiş basın açıklamasına katılarak meydandan ayrılmışlardı. Yine Ümit Özdağ da polis barikatının önünde birkaç saat durmuş ve ayrılmıştı. Meydan esasen aylardır olduğu gibi tekrar Akşener’e kalmıştı. Diğer adaylar daha sonra birlikte ayrılacaklarını ancak Akşener’in kendilerini aldattığını ifade etmişler Akşener ise anlaşmanın basın açıklamasına kadar olduğunu sonrasının herkesin takdiri olduğunu ifade etmiştir. Akşener’in bu hareketinin karşılığını ödetmek için Koray AYDIN çok kısa bir süre sonra harekete geçecektir.

Akşener bütün diğer adaylar ayrıldıktan sonra günlerce polis barikatında kalma fikrinden vazgeçti ve adeta müstakbel genel başkan olarak bir meydan mitingi yaparak toplanmaya son verdi. Akşener,
“Şimdi evimize gidiyoruz. İktidara sesleniyorum, ne yaparsanız yapın Ülkücü hareketi engelleyemeyeceksiniz. Adalet istiyoruz diyenlerin yolculuğunun güçlü olan bu milli irade hareketinin önüne geçemeyeceksiniz” dedi.