Medyada bir "OVP" söylemidir gidiyor. Sokak röportajcıları, "OVP nedir?" diye sorsa vatandaşın yüzde biri bile doğru cevap veremez.

OVP, Orta Vadeli Program" demek.

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, BBC Türkçe için yazdığı inceleme yazısına "Orta Vadeli Program, hedeflerinin neredeyse hiç tutmaması ve her yıl baştan yazılması yüzünden kamuoyunun pek gündemine girmeyen bir belge. Oysa tam da bu yüzden okunmaya değer. OVP bir kehanet olarak işe yaramıyor ama hükümetin bir yıl içinde neyi feda edip neyi etmediğini, tüm demeçlerden çok daha dürüst biçimde ele veriyor." diye başladı.

Demiralp, "Yeni OVP"nin neler getirdiğini, özetle şöyle anlattı:

"Yeni OVP'de de pek çok hedef bir yıl öncesine göre baştan yazıldı.

Enflasyon patikası hem daha yukarı hem daha sağa kaydı, yani 'kâğıt üzerinde bile olsa' tek haneye inişin tarihi iki yıl daha ertelendi.

Cari açık kalıcı olarak genişledi. Bütçe, önümüzdeki yıl yeniden gevşiyor. Ama tüm bu revizyonların arasında bir gösterge şaşırtıcı bir sabitlikle duruyor ki o da büyüme.

2026, 2027 ve 2028 için hedeflenen büyüme oranları, geçen yılki programa göre en fazla 0,5 puan aşağı çekilmiş durumda.

Eski programda 2026 için %3,8, 2027 için %4,3, 2028 için %5,0 büyüme hedeflenmişti.

Yeni programda bu sayılar sırasıyla %3,3, %4,2 ve %4,6'ya çekildi, yani ortalama 0,3 puanlık bir aşağı revizyon yapıldı.

Buna karşılık aynı üç yıl için enflasyon hedefleri %12,4, %12,0 ve %5,5 puan yukarı çekildi.

İşsizlik hedefi de aynı korumacı mantıkla hareket ediyor. 2026 için %8,4 yerine %8,1 telaffuz edilmiş, yani büyüme kadar olmasa da işsizlik tarafında da kötü bir sürpriz yok.

En geç 2028'de seçimlerin beklendiği bir takvimde iktidar büyüme ve istihdam hedeflerini aşağı çekmek istemez. Bunu anlıyorum. Ancak esas sorun 2023 genel seçimleri sonrasında geçen üç yıllık dönemde de enflasyonu düşürmenin hiçbir zaman politika önceliği olmamış olması.

Türkiye'de enflasyonu düşürmemenin siyasi maliyeti çok az.

Enflasyon düşmediği sürece, istatistiklerde görülen büyüme sofraya yansımıyor.

Enflasyon yüksek seyrettikçe reel ücretler geriliyor, büyüme kâğıt üzerinde gerçekleşse de hane halkı bunu hissetmiyor.

Üstelik ücret zamlarının geçmiş enflasyona endekslenmesi alışkanlığı sürdükçe, bugünkü yüksek enflasyon yarının ücret pazarlıklarına da taşınıyor."

***

AKP iktidarı enflasyonu düşürmeden, seçimlere nasıl gidecek? Muhalefeti budamaya devam ederek mi?

CHP'yi butlana teslim ederek parçalanmasına yol açtılar. Üsküdar örneğinde olduğu gibi belediyeleri, tutuklama tehdidiyle ele geçirme girişimini yaygınlaştırmayı planladıkları anlaşılıyor.

Melih Gökçek hakkında soruşturma açılması da "Yurt dışına servet kaçıran AKP'lilere gözdağı" olarak yorumlanıyor.

Birkaç yıl önce kendisinden sonraki başbakanın servet edindiğini anlattı diye eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında soruşturma açılması da bu çerçevede görülüyor...

AKP'liler bile AKP'den umudunu keserek, AKP döneminde elde ettikleri servetlerini yurt dışına kaçırıyorsa, iktidarda nasıl kalacaklar? Bir iktidar, baskı rejimini genişleterek ayakta kalabilir mi?