YENİÇAĞ - Fatih ERBOZ / Özel Haber

AKP’nin nas söylemiyle başlayan ekonomideki yanlış uygulamaların Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in göreve gelmesiyle birlikte düzelmediğine dikkat çeken ekonomiden sorumlu Devlet eski Bakanı Ufuk Söylemez, “Uzun yıllara yayılan ‘L’ tipi ekonomik krizin yanına şimdi bir de ‘K’ tipi enflasyon eklendi. Yani bir ülkedeki yüzde 20 oranındaki yüksek gelirli kesimin yüzde 80’lik dar ve sabit gelirli kesimden daha fazla harcama yapması nedeniyle talepte düşme olmaması enflasyonun düşmesine engel oluyor. Bu nedenle Türkiye’de içinden geçtiğimiz süreçte enflasyon tek haneli rakamlara indirilemiyor” dedi.

Türkiye’de ekonomik krizin uzun süreli bir seyir içerisinde oluğunu kaydeden Ufuk Söylemez, şunları ifade etti:

“ABD’de yapılan araştırmalarda tespit edilen 3 tip ekonomik krizden olan ‘V’ ve ‘U’ tipi ekonomik krizler alınan önlemlerle daha kısa sürebiliyor. Bu nedenle ‘V’ tipi ve ‘U’ tipi ismi veriliyor. Ekonomideki kötü gidişler ‘U’ ve ‘V’ tipi krizlerde alınan tedbirlerle doğru orantılı olarak kısa sürelerde yükselişe geçiyor, sonuçta ekonomik krizden çıkılıyor.’ L’ tipi krizlerde ise ekonomik kriz uzun vadeli sürüyor. Yapısal süreç bu yönde izliyor. Bu tespiti yapabiliyoruz. Türkiye’de bugün bu nitelikteki kriz sürecinin yanına bir de ‘K’ tipi enflasyon eklendi. Bu tip enflasyonda kemer sıkma politikaları da fiyatların aşağı doğru seyrinde yeterli olmuyor.”

‘K’ tipi adı verilen enflasyon sürecinde talep düşüne çözüm bulunmasında zorluk çekildiğini anlatan Söylemez, “K tipi enflasyonun özelliği toplumun yüzde 20’lik varlıklı kesiminin diğer yüzde 80 oranındaki dar ve sabit gelirli kesiminden daha fazla harcama yapması talebin düşmesini engellemiş oluyor. Yani çalışan ücretlerine ve emekli maaşlarına enflasyon altında zam yaparak talebi kısma yönündeki politika bir işe yaramıyor. Yüzde 20’lik kesimin harcaması çok yüksek” diye konuştu.

Türkiye’de dar ve sabit gelirlinin ev ya da araba almakta çok zorlandığını kaydeden Söylemez sözlerini şöyle sürdürdü:

”Toplumun yüzde 20’lik yüksek gelirli kesiminin harcaması da çok yüksek. 300-400 dairesi olan insanlardan bahsediliyor. Türkiye’de ev alan kesimler örneğin yine bu kesimler. Gayrımenkul zenginleri yani. Bunun yanında rant gelirleri olanlar, borsada kazananlar da var. Bu kesimlerin harcamaları da çok yüksek. Sonuçta ekonomi yönetimi talebi istese de kısamıyor. Dar ve sabit gelirlinin kemer sıkma politikası da işe yaramıyor. Ekonomi yönetiminin döviz kurlarına ve ücretlere baskı yapması da elbette sonuç vermiyor.”

Dar ve sabit gelirlilerin bu anlamda enflasyondan olumsuz etkilenmeye devam ettiğini dile getiren Ufuk Söylemez, “Dar ve sabit gelirlinin ulaşım, gıda taleplerinden kaynaklanmıyor enflasyon Türkiye’de. Türkiye gibi tarım ülkesi niteliği olan ve özellikle gıdada kendi kendine yetebilecek bir ülkede vatandaş tane ile, gram ile sebze, meyve almak durumunda kaldı. Elbette denetimsizlikte fiyatların artmasında bir etken. Yüzde 6,5 aylık gıda enflasyonu söz konusu. 2026 yılında yüzde 25 enflasyon rakamına alkış bekleyen bir iktidar var. Dünyadaki ve AB ülkelerindeki enflasyon rakamları ise ortada. Ekonomideki sorunları doğru tespit etmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.