Türk sinemasına 32 yıldır omuz veren Adana Altın Koza Film Festivali, 26 Eylül - 4 Ekim 2026 tarihlerinde 33. defa yeni filmlere kucak açacak. Festival’in “Ulusal Uzun Metraj” bölümünde bu sene on film Altın Koza için yarışacak. Bunların beş tanesi dünya prömiyerini (world premiere) Adana’da yapacak. Beklenti (Ali Özel), Canavar (Tunç Şahin), Moda Evlilik (Miraç Atabey, Patates Kızartması (Sinan Biçici), Varlık (Muzaffer Mehmet Çağlar). Gönül ister ki, bu yeni filmler ilk gösterimlerinde Batı Avrupa film festivalinde olduğu gibi tüm dünyadan eleştirmenler, büyük dağıtımcılar, satış şirketleri, yapımcılar, festival programcıları, uluslararası basın tarafından da izlenecek olsun! Ancak -bildiğim kadarı ile- Adana Altın Koza FIAPF (International Federation of Film Producers Associations) kurumunca akredite bir festival olmamasına rağmenworld premiere” yapacak bu filmler bulması onun uluslararası alanda görünür kılabilir. Umarım Altın Koza bu istikrarlı yürüyüşünü devam ettirerek tıpkı Antalya gibi FIAPF tarafından akredite edilmiş uluslararası bir festival olur. Bu hem Türkiye hem Türk sineaması açısında çok değerli bir kazanç olur. Özetle Altın Koza’nın ulusal yarışma bölümünde festival seyircisine sunulacak diğer filmler de şöyle: Bir Arada Yalnız (Ali Vatansever), Günyüzü (Banu Sıvacı), Karanlıkta Islık Çalanlar (Pınar Yorgancıoğlu), Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri Alphan Eşeli- Türkiye Prömiyeri), Ölü Köpekler Isırmaz (Nuri Cihan Özdoğan).

Altın Koza’nın seçkisindeki dünya prömiyeri ifadesi üzerine bazı şeyleri merak ettim ve festivallerimizin ulusal ve uluslararası durumları hakkında bir röportaj yaptım. Adını yazmamı istemeyen uzmanımız ile şunları tartıştık:

Bir film festivalinin unvanına “Uluslararası” eklemek ne anlama gelir?

Ülkemizde festivali denildiğinde akla birkaç güçlü isim geliyor: İstanbul Film Festivali, Antalya Altın Portakal, Adana Altın Koza ve Ankara Film Festivali. Bu dördünün Türk sinemasında kendine özgü yeri, tarihi ve seyircisi var. İşin içine “uluslararası festival” kavramı girdiğinde tablo değişiyor. Çünkü bir festivalin adının başında “Uluslararası” yazmasıyla, dünya sinemasında gerçekten uluslararası bir ağırlık taşıması aynı şey değil. Dünyanın önde gelen festivallerine baktığımızda bunun ne anlama geldiğini daha iyi görüyoruz. Cannes, Venedik ve Berlin yalnızca filmlerin gösterildiği organizasyonlar kadar, yapımcıların, yönetmenlerin, oyuncuların, dağıtımcıların, satış şirketlerinin, festival yöneticilerinin, eleştirmenlerin ve gazetecilerin buluştuğu devasa sinema etkinlikleri. Bir filmin Cannes, Venedik veya Berlin'de dünya prömiyerini yapması bu yüzden önemlidir. Festival salonundaki birkaç bin seyirciden çok daha büyük bir döngü söz konusu ki, film o etkinliklerden herhangi birine dahil olduğunda dünya sinemasının dolaşım ağına girer.

“Dünya prömiyeri” neden önemli?

Festival dünyasının görünür kurallarından biri de filmin ilk gösteriminin nerede yapıldığıdır. “Cannes, Venedik ve Berlin” gibi büyük festivallerde filmin daha önce nerede gösterildiği önemli bir seçim kriteridir. Yönetmen açısından bu, filmini dünya sinema çevresine ilk kez güçlü bir vitrinde sunabilmek demektir.

Türkiye'deki festivallerin önemli bölümünde ise çıta farklıdır. Örneğin Antalya Altın Portakal'ın uluslararası yarışmasında Türkiye prömiyeri şartı öne çıkar. Başka bir ülkede gösterilmiş olan film, Türkiye'de ilk kez Antalya'da seyirci karşısına çıkabilir. Aradaki fark küçük görünse de aslında festivalin dünya sineması içindeki yerini anlatan önemli göstergelerden biridir. Bir başka ifadeyle Cannes, “Bu filmi dünyaya ilk kez burada gösteriyorum” iddiasını taşırken, Antalya çoğu durumda “Bu filmi Türkiye'de ilk kez burada gösteriyorum” diyebilir.

Adana'nın yeri nerede?

Adana Altın Koza söz konusu olduğunda değerlendirme biraz daha farklı yapılmalı. Adana'nın Türk sinemasındaki tarihsel ağırlığı tartışılmaz. Festival özellikle ulusal uzun metraj yarışmasıyla Türk sinemasının önemli vitrinlerinden biri. Ancak uluslararası yarışma ve uluslararası sektör görünürlüğü bakımından Antalya ve İstanbul'un gerisinde olduğu söylenebilir. 2026 programında uluslararası yarışma kısa filmlerle sınırlı. Uluslararası kısa film yarışmasına farklı ülkelerden yönetmenlerin filmleri katılabiliyor. Buna karşılık festivalin asıl ağırlığını yine ulusal uzun metraj yarışması taşıyor.

Özet olarak?

Altın Koza için en doğru tanım şu olabilir: Ulusal sinemada güçlü, uluslararası alanda ise gelişme aşamasında olan bir festival. Bu, Adana'nın zayıf olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, Adana'nın gücü başka yerde. Türk yönetmenlerinin, oyuncularının ve yapımcılarının buluştuğu; ulusal sinemanın tartışıldığı önemli bir merkez. Ancak dünya festivalleriyle kıyaslandığında henüz aynı uluslararası dolaşım ağına sahip değil.

“Ankara?”

“Ankara başka bir damar.”

“Peki o zaman o damara daha sonra girelim!”