İlk olarak 1997’de yayımlanan ve Kırmızı Kedi’de 2016 yılından itibaren 13 baskı ve toplamda 70 baskı yapan Reis – Gladio’nun Türk Tetikçisi, yeniden gündeme geldi. Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul imzasını taşıyan eser, Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran karanlık ilişkiler ağını mercek altına alıyor.
Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı’nın 12 Eylül öncesindeki eylemleri, Ülkücülükten derin devlete ve uluslararası planda Gladio’ya açılan bağlantıları, geniş bir araştırmaya dayanılarak, belgelerle ortaya konuyor.
Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul’un kaleme aldığı “Reis”, yakın siyasi tarihimizde derin ve kanlı izler bırakmış olan Abdullah Çatlı’nın portresi çerçevesinde geniş karanlık ilişkiler ağını gözler önüne seriyor, bir dönemin otopsisini gerçekleştiriyor.
Reis, Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı’nın yaşamöyküsü çerçevesinde ve 40 yıllık bir perspektif içinde derin devletin gizli ilişkilerinin ve örtülü eylemlerinin perde arkasına ışık tutuyor. Bu bağlamda kitap, bugün daha da önem kazanıyor. Kitapta yer alan bilgiler, geçmişten ders alınmamasının, kangren olmuş yapıların kesilip atılmamasının sonucunun nerelere varabileceğinin çok sarsıcı bir belgesi sayılabilir.

ABDULLAH ÇATLI KİMDİR?
750’ye yakın ismin geçtiği kitap, Abdullah Çatlı’yı çocukluğundan itibaren anlatmakla birlikte bir biyografi olmanın çok ötesine geçiyor. Bu kitapta yalnızca Abdullah Çatlı’nın kim olduğunu değil aynı zamanda Türkiye’nin 40 yıllık yakın tarihini de okuyacaksınız!
Kitap, eşi Meral Çatlı’yla yapılan röportaj dahil, “Çatlı kimdi?” sorusuna verdiği yanıtlar kadar, Çatlı’nın kanlı süreçteki rolünü belirginleştiriyor.
Kitabın önsözünde şu ifadeler yer alıyor:
“Abdullah Çatlı’nın yaşamını ele alan bu kitap, salt bir biyografi değildir. Çatlı’dan ve çevresinde meydana gelen olaylardan yola çıkarak, Türkiye’nin yakın tarihinin belli bir kesitini ele almaktadır. Bir “bulgular” kitabı olmaktan çok “olgular” kitabıdır. Bu yoğun belge çalışması içinde kuşkusuz bazı yeni bulgulara da ulaştık. Olayda şimdiye kadar fark edilememiş eksik halkalar buldukça, bunları da yine belgelere dayandırarak okuyucuya sunduk. Her iddianın belgesini aradık. Üzerinde tartışıp sonuca varamadığımız ya da belgeleyemediğimiz iddiaları, soru işaretli olarak okuyucunun bilgisine, konuyla ilgilenen başka araştırmacıların dikkatine sunduk.”
Bugün yeniden gündeme gelen “Reis”, yalnızca bir dönemi anlatmakla kalmıyor; Türkiye’nin yakın tarihine dair tartışmaların yeniden alevlenmesine de katkı sağlıyor.