Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Azerbaycan'ın karşı karşıya olduğunu düşündüğü dinî, ideolojik ve siyasi tehditleri değerlendirdi. İran merkezli yapılanmalardan radikal dinî akımlara, Türkiye'deki bazı cemaatlerin faaliyetlerinden Azerbaycan-İsrail ilişkilerine kadar birçok konuya değinen Ağar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik yakınlığın da hedef alınabileceğini savundu.

Ağar, açıklamasında, "Azerbaycan halkı ve devleti çok yönlü bir ideolojik-teopolitik-siyasi nüfuz mücadelesiyle karşı karşıya" ifadelerini kullandı.

"ÇOK BÜYÜK FONLAR VE KAYNAKLAR HARCANIYOR"

Azerbaycan'ın özellikle kuzey bölgelerinde yaşayan Sünni Türkler ve diğer Kafkas halklarına yönelik radikal dinî akımların faaliyetlerine dikkat çeken Ağar, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Özellikle kuzey kesimlerindeki Sünni Türklere ve Azerbaycan vatandaşı diğer Kafkas halklarına yönelik, Ortadoğu menşeli Selefi, tekfirci ve Vahhabi akımlar üzerinden gelişen ciddi bir etki ve eleman kazanma, angaje etme tehdidi var. Üstelik bu yapıların oluşumu ve güçlenmesi için çok büyük fonlar ve kaynaklar harcanıyor."

İran merkezli siyasi İslamcı hareketlerin de Azerbaycan'daki Şii toplum üzerinde nüfuz kurmaya çalıştığını öne süren Ağar, bu yapıların insan kazanmayı ve İran lehine etki alanlarını genişletmeyi amaçladığını iddia etti.

TÜRKİYE'DEKİ BAZI YAPILARA DİKKAT ÇEKTİ

Türkiye'de faaliyet gösteren bazı dinî ve ideolojik yapıların da Azerbaycan'da etkinlik kazanmak istediğini savunan Ağar, geçmişte FETÖ'nün ülkedeki faaliyetlerini örnek gösterdi.

Ağar, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Azerbaycan ile Türkiye arasındaki yakınlığı fırsat bilen Türkiye'de faaliyet gösteren bazı cemaat, tarikat ve ideolojik İslamcı yapılar da Azerbaycan'da alan, nüfuz ve güç elde etmeye çalışıyor. Geçmişte FETÖ'nün Azerbaycan'da yaptıkları, bunun ne anlama gelebileceğini gösteren önemli bir örnek."

GÜRCİSTAN'DAKİ AZERBAYCAN TÜRKLERİ İÇİN DE UYARDI

Gürcistan'da yaşayan Sünni Azerbaycan Türklerinin de bölgesel nüfuz mücadelesinin bir parçası hâline getirilmeye çalışıldığını ileri süren Ağar, İran'ın bölgedeki faaliyetlerinin incelenmesi gerektiğini belirtti.

Ağar, şu ifadeleri kullandı:

"Gürcistan'da yaşayan Sünni Azerbaycan Türklerine İran tarafından el atılması; İran tabanlı Şiileştirme faaliyetleri dâhil, bu toplulukların eleman kazanma ve örgütsel nüfuz süreçlerine dâhil edilmesi ayrıca incelenmeli."

Söz konusu süreçlerin devlet, istihbarat ve örgütsel bağlantılarının araştırılmasının önem taşıdığını ifade etti.

AZERBAYCAN-İSRAİL İLİŞKİLERİNE DEĞİNDİ

Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerini tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla değerlendiren Ağar, Dağ Yahudilerinin ülkedeki köklü varlığına, Kırmızı Kasaba'ya ve İsrail'de yaşayan Azerbaycan kökenli Yahudilere dikkat çekti.

Ağar, "Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin kaynak kodlarını anlamak için tarih, kimlik, diaspora, güvenlik ve jeopolitik çıkarların birlikte değerlendirilmesi önemli" ifadelerini kullandı.

Bakü yakınlarındaki Ateşgah Tapınağı'na da değinen Ağar, Azerbaycan'ın farklı dinî ve kültürel geçmişleri bir arada barındırdığını hatırlattı.

Abdullah Ağar'dan Türkiye ve Azerbaycan için uyarı: "Bu kadim fitne şimdi aramızda geziyor" - Resim : 1

"MESELE YALNIZCA DİN DEĞİL"

Azerbaycan'da yaşandığını savunduğu nüfuz mücadelesinin yalnızca dinî farklılıklardan kaynaklanmadığını belirten Ağar, asıl hedefin toplumsal aidiyetler üzerinden siyasi güç elde etmek olduğunu ileri sürdü.

"Mesele ise yalnızca din değil; din üzerinden insan, toplum ve aidiyet kazanmak, nihayetinde siyasi nüfuz elde etmek."

Dinî faaliyetlerin tek başına güvenlik tehdidi oluşturmadığını vurgulayan Ağar, dış bağlantıların devreye girmesi durumunda risklerin artabileceğini belirtti.

"Bir devlet için dinî faaliyet, tek başına genellikle bir tehdit değildir. Ancak dinî ağlar; dış finansman, örgütsel talimat, siyasi mobilizasyon ve istihbarat ilişkileriyle birleştiğinde mesele değişir."

"KARABAĞ'DA ASKERÎ ZAFER KAZANILDI AMA..."

Karabağ'da elde edilen askerî başarının korunması için toplumsal bütünlüğün de güvence altına alınması gerektiğini savunan Ağar, şu sözleri kullandı:

"Karabağ'da askerî zafer kazanıldı. Ancak cephede kazanılan zaferin kalıcı bir stratejik kazanıma dönüşmesi, toplumun aidiyet dünyasının ve devletin karar alma iradesinin de korunmasına bağlı."

Ağar, Şiilik, Sünnilik ve laiklik gibi farklı kimliklerin birbirine karşıt hâle getirilmesinin Azerbaycan'da toplumsal ayrışmayı derinleştirebileceği uyarısında bulundu.

Abdullah Ağar'dan Türkiye ve Azerbaycan için uyarı: "Bu kadim fitne şimdi aramızda geziyor" - Resim : 2

"BU KADİM FİTNE ŞİMDİ AZERBAYCAN-TÜRKİYE ARASINDA GEZİYOR"

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik iş birliğinin önemine vurgu yapan Ağar, iki ülke arasındaki yakınlığın nüfuz mücadelelerinde hedef alınabileceğini öne sürdü.

"Ve ilginç bir şekilde Türkiye-Azerbaycan stratejik yakınlığı da bu bütünlüğün temel dayanaklarından biridir. Zaten hedef alınanlardan biri, belki de en önemlisi, budur."

Ağar, açıklamasının devamında şu uyarıda bulundu:

"Bu sadece Azerbaycan için değil, bütün Türkiye ve İslam Dünyası için geçerlidir. Yoksa halimiz ortada. Bu kadim fitne, şimdi Azerbaycan-Türkiye arasında geziyor."

"YALNIZCA DEVLETİN GÜCÜNÜ DEĞİL, DİNİN DEĞERLERİNİ DE ORTAYA KOYMAK GEREKİYOR"

Bölgedeki ideolojik ve dinî nüfuz mücadelelerine karşı çözüm önerilerini de sıralayan Ağar, yalnızca güvenlik önlemlerinin yeterli olmayacağını belirtti.

"Dini, dindarı, devleti ve gücü istismar eden yapılarla mücadele ederken yalnızca devletin gücünü değil, dinin değerlerini de ortaya koymak gerekiyor."

Dinî istismarla mücadelede akıl, bilim, vicdan, adalet ve insan haklarının esas alınması gerektiğini savunan Ağar, vatandaşların başörtüsü takma veya takmama tercihlerinin de devlet güvencesinde olması gerektiğini ifade etti.

"AZERBAYCAN'IN MESELESİ YALNIZCA SINIRLARINI KORUMAK DEĞİL"

Azerbaycan'ın millî egemenliğinin yalnızca askerî güvenlikle sağlanamayacağını vurgulayan Ağar, açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi:

"Azerbaycan'ın meselesi yalnızca sınırlarını korumak değil; millî kimliğini, toplumsal bütünlüğünü, dinî özgürlüklerini ve bağımsız karar alma iradesini de korumaktır."

Türkiye'nin tarihsel tecrübelerinin Azerbaycan ve Türk dünyası açısından önemli olduğunu belirten Ağar, iki ülke arasındaki dayanışmanın korunması gerektiğini ifade ederek açıklamasını tamamladı.