ABD Başkanı Trump, 29 Ocak’ta imzaladığı kararname ile Küba’ya petrol satan ülkelerden ithal edilen ürünlere ek gümrük vergisi getirdi. Söz konusu karar, Trump’ın Venezuela’nın ardından Latin Amerika’da hedefine Küba’yı aldığı yorumlarına neden oldu.

Trump’ın imzaladığı karar sonrası başta Meksika olmak üzere Küba’ya petrol satan ülkelerin sevkiyatları durdu. Bu durum ülkede sosyal hayatı ve ekonomiyi oldukça olumsuz etkiledi. Çünkü Küba’nın kendi petrol kaynakları olsa da bu çok sınırlı kapasitede ve özellikle elektrik üretimi için Meksika ve Venezuela gibi ülkelerden gelen petrole ihtiyaç duyuyor.

Gelen haberlere göre ülkede birçok yerde elektrik kesintileri yaşanırken okullar, hastaneler ve stratejik üretim merkezlerinin çalışmalarını devam ettirebilmeleri için bazı tasarruf tedbirleri uygulanıyor. Ayrıca turizmin aksamaması için faaliyetler belli otellere toplanarak elektrik tasarrufu sağlanması amaçlanıyor.

ABD, KÜBA’YA YILLARDIR AMBARGO UYGULUYOR

ABD’nin Küba’ya yönelik ekonomik yaptırımlarının tarihi, ülkedeki sosyalist devrime kadar dayanıyor. Fidel Castro liderliğindeki devrim sonrası ABD çok sert ambargolar uygulamaya başladı. 1961 yılında uygulanmaya başlanan ekonomik yaptırımlara rağmen Küba, o dönem Sovyetler Birliği’nin de desteği ile ayakta durmaya çalıştı. Soğuk Savaş’ın sona erdiği ve Sovyetler Birliği’nin de dağıldığı 1990’lı yıllarda ciddi bir kriz yaşansa da Küba ekonomisi ayakta kalmaya çalıştı. ABD’nin temel amacı, bir zamanlar ‘arka bahçesi’ olarak gördüğü ülkedeki sosyalist yönetimi devirerek kendi politikalarına yakın bir yönetimi başa getirmek.

KÜBA, ABD’Yİ TEHDİT EDİYOR MU?

Küba yönetimi ABD’nin yaptırım kararına karşı sesini duyurmaya çalışırken Türkiye’de de bu konuda çalışmalar yürütülüyor.

Küba’nın İstanbul Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas, ABD’nin iddiasının aksine Küba’nın Washington’un ulusal güvenliğini tehdit etmediğinin altını çizdi. İstanbul’da Türkiye Komünist Partisi ve José Marti Küba Dostluk Derneği’nin düzenlediği basın toplantısında konuşan Cárdenas, ABD’nin amacının Küba’da kıtlık yaratarak hükümetin yıkılmasını sağlamak olduğunu söyledi.

Söz konusu kararın uluslararası hukuka aykırı olduğunun altını çizen Cárdenas, “Bu kurallar, savaş koşullarında da dahi bu yaptırımların uygulanmamasını söylüyor” dedi.

Küba’nın hiçbir baskıya boyun eğmeden diğer ülkeler ile saygılı ve karşılıklı çıkarlar çerçevesinde ekonomik ve diplomatik ilişkilere devam edeceklerinin altını çizen Cárdenas, uluslararası kamuoyuna baskıcı uygulamaları reddetmeleri çağrısı yaptı.

Küba Dışişleri Bakanı’nın Rusya ziyaretine ilişkin soruya ise Başkonsolos, “Görüşmede Rusya tarafı, Küba’ya petrol göndereceğini resmi olarak açıkladı. 29 Ocak kararnamesinin ardından yapılan ilk resmi petrol gönderme açıklamasıdır. Umuyoruz ki, Rusya’nın açık deklarasyonu, bir yol açsın, diğer ülkeler de somut adım atsınlar” dedi.

ABD’nin yaptırımları sonrası Küba’da neler oluyor? - Resim : 3

ABD’NİN YAPTIRIMLARI SONRASI KÜBA’DA SON DURUM

ABD’nin yaptırım kararı ile birlikte petrol akışının kesilmesi sonrası Küba’daki son durumu anlatan Cárdenas, Meksika’nın kendilerine dolaylı olarak destek verdiğini belirterek bu destek ile Havana’ya uluslararası uçuşların sürdüğünü kaydetti.

Cárdenas, konuyla ilgili sözlerine şöyle devam etti:

“Ülkeye yakıt tedarikinin engellenmesine dönük bu yaptırırlar her şeyden önce elektrik üretimini, ulaşımını, sağlık hizmetlerini ve Küba halkının gündelik yaşantısını olumsuz etkilemektedir. Bu tedbirler ülkede kıtlık yaratmayı ve siyasi amaçlar güden, bir sefalet tablosu yaratmayı amaçlamaktadır.”

“GÜNDE 18-20 SAAT ELEKTRİK ALAMAYAN YERLER VAR”

Küba’daki son durumu anlatan Cárdenas, mevcut petrol çıkarma kapasitesi ile ihtiyacın yaklaşık yüzde 30-40’lık kısmının karşılanabildiğini söyledi. Cárdenas ayrıca güneş enerjisi ile üretilen elektriğin 1000 megawattı bulduğunun altını çizdi.

Şu anda ülkede günde 18-20 saat elektrik alamayan yerler olduğunun altını çizen Başkonsolos şu ifadeleri kullandı:

“Çünkü, bu elektrik enerjisi çeşitli ihtiyaçları önceliklendirerek değerlendirilmeye çalışılıyor. Aydınlanmanın ötesinde kritik bulunan endüstrilerin işler halde tutulabilmesi, , kritik önemdeki kamu kurumlarının işler halde tutulabilmesi, hastanelerin öncelikli birtakım hizmetler gözetilerek işler halde tutulması, benzer şekilde temel yakıt ihtiyacının ulaşımda karşılanabilmesi gibi uzunca bir listeyi barındıran bir planlama çerçevesinde bu kısıtlı yakıt kullanılıyor. Ve bunun neticesinde Küba halkının gündelik yaşantısında biz kimi yerlerde 18-20 saati bulan elektrik kesintileriyle karşı karşıya kalıyoruz. Örneğin halihazırda artık Küba'daki bütün otellere elektrik verilmiyor. Bunun yerine belirlenmiş olan rektör oteller var. Yani belirli bölgelerde önceliklendirilmiş olan oteller. Hizmetler bu otellerde toplanmış durumda.”

ABD’nin yaptırımları sonrası Küba’da neler oluyor? - Resim : 4
José Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan

ABD’NİN YAPTIRIMLARI SOSYAL VE EKONOMİK HAYATI SIFIRLAR MI?

Küba’da elektriğin ciddi tasarrufla ve koordinasyonla kullanılması ABD yaptırımlarının Küba’daki tüm kaynakların sıfırlanarak sosyal ve ekonomik hayatı bitirme noktasına getirip getirmeyeceği sorusunun sorulmasına neden oldu.

YENİÇAĞ’ın sorularını yanıtlayan José Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan Küba’nın mevcut petrol üretim kapasitesine dikkat çekerek böyle bir durumun imkansız olduğunu söyledi. Özkan “İkincisi güneş paneli yani güneş enerjisi konusunda gün ve gün devam eden çok sistemli bir yatırım süreci var. Dolayısıyla bunun da yaratacağı sonuçlar vardır” dedi.

Küba halkının diğer ülkeler ile yeniden ticari ilişkilerin kurulacağından emin olduklarının altını çizen Özkan, özellikle Soğuk Savaş’ın sona erdiği 1990’lı yıllarda yaşanan krize dikkat çekerek, son yaptırımlarla çıkan krizin bir an önce sona ermesini umut ettiklerini vurguladı.

“ABD’NİN AMACI KÜBA’YI ARKA BAHÇESİNE ÇEVİRMEK”

Nahide Özkan, ABD’nin ekonomik yaptırımlar ile Küba’yı ‘arka bahçesine’ çevirmeyi amaçladığının altını çizerek Washington’un yıllardır bunu denemesine rağmen başarılı olamadığını söyledi. ABD’nin büyük bir başarısızlıkla sonuçlanan ‘Domuzlar Körfezi’ çıkarması ve Fidel Castro’ya suikast girişimlerine dikkat çeken Özkan, şu ifadeleri kullandı:

“Yani her yolu denediler, olmadı. Olmadıkça, hezimete uğradıkça, ABD tarafının giderek daha büyük bir takıntı haline getirdiği ve üstelik de bütün bu süreç içerisinde Küba'nın başarısız olmasını sağlayamadı. Çünkü Küba'nın hala daha sağlık, eğitim ve bir sürü alandaki göstergeleri ABD'den yüksek.”

José Marti Küba Dostluk Derneği olarak amaçlarının Türkiye’deki kamuoyunu bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak olduğunu vurgulayan Özkan, bu çerçevede bir imza kampanyası başlattıklarını söyledi. Özkan, bir sonraki adımda ise Küba için bir yardım kampanyası başlatmayı planladıklarını belirterek, “Küba'ya buradan birtakım öncelikli ihtiyaç maddelerinin ulaştırılmasına dönük bir kampanya hazırlığımız var” dedi.