Yapının altı merkezi kulesinin tamamlanması sürecinde kullanılan yenilikçi mühendislik çözümleri, inşaat çalışmalarını geleneksel yöntemlere kıyasla yaklaşık 10 kat hızlandırırken, tarihi dokunun korunmasına da katkı sağladı.
144 yıllık dev projede teknoloji devrimi: Sagrada Familia'nın kuleleri tamamlandı
Tarihi yapıların korunarak gelecek kuşaklara aktarılması, gelişen malzeme teknolojileri ve dijital üretim yöntemleri sayesinde yeni bir aşamaya taşınıyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, yapımı 1882 yılında başlayan ve 144 yıldır devam eden Sagrada Familia Bazilikası oldu.
Dünya genelinde kültürel mirasın korunması için her yıl milyarlarca euro yatırım yapılıyor. Araştırmalar, restorasyon ve inşaat projelerinde ileri malzeme teknolojilerinin kullanılmasının uygulama sürelerini yüzde 90'a kadar azaltabildiğini, aynı zamanda karbon emisyonları ile iş gücü maliyetlerinde önemli tasarruf sağladığını ortaya koyuyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici uygulamalarından biri ise İspanya'nın Barselona kentindeki Sagrada Familia'da hayata geçirildi.
Dijital tasarım ve modüler üretim süreci hızlandırdı
Anıtsal yapıların inşasında en büyük zorluklardan biri, yapısal bütünlüğü uzun yıllar boyunca koruyabilmek. Sagrada Familia'nın merkezi kulelerinin tamamlanması için 826 yapısal panel ile 2.100'den fazla taş elemanın milimetrik hassasiyetle bir araya getirilmesi gerekti.
Projede tercih edilen modüler üretim modeli sayesinde birçok bileşen fabrika ortamında hazırlanarak doğrudan şantiyeye sevk edildi. Böylece hem lojistik süreçler kolaylaştı hem de sahadaki karbon ayak izi azaltıldı. Büyük mimari bloklar halinde monte edilen paneller, inşaat sürecinin daha verimli ilerlemesini sağladı.
Bu aşamada kullanılan özel yapısal yapıştırıcılar da önemli rol oynadı. Geleneksel harç ve mekanik sabitleme yöntemlerine alternatif olarak uygulanan yüksek performanslı yapıştırıcı sistemleri, montaj hızını ciddi ölçüde artırdı.
"Gaudí geleceğin teknolojilerini öngörmüştü"
Sagrada Familia Baş Mimarı Jordi Faulí, projenin yalnızca geçmişin bir mirası olmadığını, aynı zamanda geleceğin teknolojilerine açık bir vizyonu temsil ettiğini belirtti. Faulí, Antoni
Gaudí'nin yapıyı kendi döneminin teknik imkanlarıyla sınırlı düşünmediğini, aksine sonraki nesillerin yeni teknolojilerle katkı sunabileceği bir eser olarak tasarladığını ifade etti.
Faulí ayrıca, taş ve metal yapı elemanlarının güvenli biçimde birleştirilmesinde kullanılan epoksi bazlı sistemlerin, hem yapısal dayanıklılık hem de Gaudí'nin özgün mimari yaklaşımı açısından önemli avantajlar sunduğunu vurguladı.
Projeye katkı sağlayan Henkel Ibérica Başkanı Adrián Orbea ise Sagrada Familia gibi dünya çapında sembol bir yapının tamamlanma sürecinde yer almanın büyük bir sorumluluk olduğunu belirterek, inovasyonun böylesine özel projelerde somut değer ürettiğini söyledi.
Dünyanın en yüksek dini yapısı oldu
Merkezi kulelerin tamamlanmasıyla birlikte Sagrada Familia'nın yüksekliği 172,5 metreye ulaştı. Böylece yapı, 162 metre yüksekliğindeki Almanya'daki Ulm Minster'ı geride bırakarak dünyanın en yüksek dini yapısı unvanını elde etti.
Projede görev alan teknik ekipler, Ar-Ge çalışmaları, özel test süreçleri ve doğrulama uygulamalarıyla inşaatın her aşamasında güvenlik ve dayanıklılık kriterlerini ön planda tuttu.
Rakamlarla Sagrada Familia projesi
Merkezi kulelerin inşasında taş ve çelik elemanların bütünleşik bir yapı oluşturabilmesi için toplam 24 ton yüksek performanslı yapısal kimyasal kullanıldı. Fabrikada hazırlanan 826 modüler panel, kulelerin yükselmesinde kritik görev üstlenirken, dış cephede 2.100 taş eleman özel montaj teknikleriyle bir araya getirildi.
Her panelde kullanılan malzemenin ortalama ağırlığı yaklaşık 30 kilogram olarak hesaplandı. Uygulanan yapıştırıcı sistemlerinin tam dayanım seviyesine ulaşması için gereken kürlenme süresi ise 24 saat olarak açıklandı. Yapının karşı karşıya olduğu önemli mühendislik zorluklarından biri de bazilikanın altından geçen metro hatlarının oluşturduğu sürekli titreşimler oldu.
Karbon nötr üretim hedefi
Henkel Ibérica'nın paylaştığı verilere göre şirket, son üç yılda yürüttüğü verimlilik çalışmalarıyla enerji tüketimini yüzde 30 oranında azalttı. Şirketin 2025 yılı satış gelirleri 20,5 milyar euroya ulaşırken, düzeltilmiş faaliyet kârı 3 milyar euro olarak gerçekleşti.
47 binin üzerinde çalışanı bulunan ve 53 ülkede 165 endüstriyel merkezle faaliyet gösteren şirket, sürdürülebilirlik yatırımlarını da artırıyor. İspanya'daki üretim tesisinin yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanarak karbon nötr çalışma modeline geçtiği belirtilirken, 18 bin metrekarelik güneş enerjisi sistemi tesisin enerji ihtiyacının yaklaşık dörtte birini karşılıyor.