Balyoz davasını hatırlarsınız.
FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetleri’ne büyük kumpası Balyoz davasında, çok kritik komutanlar yurtdışı görevlerden getirilip yargılandı. TSK’nın yapısı değiştirildi.
Hatırlayın, bir de mini bir Balyoz davası yaşamıştık.
2021 yılında 103 emekli Amiral, dönemin TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un “Bir Cumhurbaşkanı Montrö'yü feshedebilir mi?” sorusuna “Teknik olarak evet” yanıtını vermesi ile Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı'nın gittiği bir tarikat evinde “sarık” ve “cüppe” ile fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine başlayan tartışmalarla ilgili bir bildiri yayımladı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, hükümet temsilcileri ve Milli Savunma Bakanlığı bildiriye tepki gösterdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bildiriyle ilgili soruşturma başlattı.
İşte bu yargı süreci, yani hukuk mücadelesi “ifade özgürlüğü” bakımından kritik öneme sahipti.
ERDOĞAN: BUNA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ DİYEMEYİZ
Türk Ceza Kanunu'nun 316/1 maddesinde yazılı “Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşma” suçundan re'sen açılan soruşturmada Ergun Mengi, Atilla Kezek, Alaettin Sevim, Ramazan Cem Gürdeniz, Nadir Hakan Eraydın, Bülent Olcay, Kadir Sağdıç, Türker Ertürk, Turgay Erdağ ve Ali Sadi Ünsal gözaltına alındı. Engin Baykal, Cemil Şükrü Bozoğlu, Mustafa Özbey ve Atilla Kıyat'a ise 3 gün içerisinde emniyete gelmeleri için tebligat yapıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde değerlendirme toplantısı yaptı.
Bir olağanüstü hal havası esiyordu.
Basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, rütbeli bir askerin bir cübbeyle namaz kıldığını gösteren fotoğraf hakkında “Münferit bir olay” dedi ve görüntüyü yanlış bulduğunu belirtti.
Bildiri için ise “Bir gecede 103 emekli amiralin böyle bir girişimde bulunması asla kabul edilemez” açıklaması yaptı:
“Buna ifade özgürlüğü diyemeyiz. Bu yöntem ve bu tarz ifadeler dünyanın her yerinde demokrasiye saldırı olarak kabul edilir ve aynı şekilde muameleye maruz kalır.”
O günlerde Yargıtay Başkanlığı, emekli amirallerin bildirisine dair açıklamasında, “Milletin iradesini hedef alan hiçbir güç ve oluşum kabul edilemez” dedi.
Danıştay darbecilerin yargılandığını hatırlattı.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
Hal böyle olunca amirallerin hukuk mücadelesi daha da önem kazandı. Çünkü ifade özgürlüğü için direnen hukukçular ve amiraller vardı.
Onlar yıllar sonra tecrübeleriyle topluma ve devlete ifade özgürlüğü kapsamında görüşlerini sunmaktan yanaydı.
Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesi 2022 yılında “suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle beraat kararı verildi.
Bu karara karşı hem Cumhuriyet Savcısı hem de katılan Cumhurbaşkanlığı tarafından istinafa başvuruldu. İstinaf, başvuruyu esastan reddetti.
Karara karşı temyiz yolu açıktı ve temyize de başvurdular. Dosya 8 Ocak 2025 tarihinden itibaren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaydı.
Ve bugün Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu güze haberi verdi:
“Bugün itibariyle savcılığın 2025/2591 Tebliğname numaralı tebliğnamesi dosyaya yüklendi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı temyiz başvurusunun esastan reddini yani kararın onanmasını istiyor.”
Emekli 103 Amiral o dönem yaşadıklarına rağmen ifade özgürlüğünün meşalesini bırakmadı.