Yeniçağ Gazetesi'nin bugünkü manşeti...

Yeniçağ Gazetesi: Şaha kalkıyoruz deyip fiyatları uçurdular - Resim : 1

Alım gücü dibe vurduğu için pazardan eli boş dönen vatandaş, “Savaşan ülkelerin ekonomisi ayakta bizimki yerlerde. Başımızdakiler hep aynı nakaratı söylüyor ama Türkiye bitmiş, ağlayanı yok” diyor

++++++++++++++++++++++++++++++++++++

ÇARŞI, PAZAR YANGIN YERİ

İktidar, enflasyonun düştüğünü, alım gücünün yükseldiğini her fırsatta tekrarlasa da çarşı, pazarda durum onları yalanlıyor. Vatandaşlar hayat pahalılığından yakınmaya devam ediyor. Merkez Bankası’nın Hanehalkı Beklenti Anketi’ne göre de milletin enflasyon beklentisi yıllık yüzde 51,56’ya yükseldi. Mecidiyeköy’de halk pazarında alışverişe çıkanlar feryat etti:

* Fiyatlar yükseliyor, iktidardakiler bahane üretiyor. Ukrayna-Rusya savaşı oldu; orada enflasyon yüzde 15’ken bizde 70’e çıktı. Savaşan onlar; nasıl savaş orayı etkilemiyor da Türkiye’yi etkiliyor. Şimdi de İran’ı bahane ettiler. Onlar savaşıyor, enflasyon bizde yükseliyor. Enflasyon sözle düşmez, icraatla düşer. Üretimi artırmazsanız enflasyonu düşüremezsiniz.

* Her şey ateş pahası. Bir emekli maaşıyla geçiniyorum, bütçem yetişmiyor. Şimdi şöyle bir gezdim baktım fiyatlara. Hiçbir şey alamadım. Akşam üstü biraz daha ucuzlarsa belki alabilirim. Başımızdakilerin yediğini yiyemiyoruz. En azından çilek almak isterdim yarım kilo, ama yok. Türkiye bitmiş, ağlayanı yok. Ne olacak bu pahalılık, nereye kadar?

* Eskiden pazara geldiğimizde, ‘5 kilo ver, 3 kilo ver’, derdik. Üstelik bütçem bundan kötüydü. Şimdi 50 liralık biber alıyorum.

* Domates 150 lira, 200 lira, salatalık 80 lira, karpuzun kilosu 100 küsur lira, barbunya çıkmış 500 liraya. Yani şaha kalkıyoruz. Hiçbir şey düzelmez bu ülkede.

*Fiyatlar çok yüksek. Hiçbir şey almadan da gideceğim.

* Kaç senedir ‘enflasyon düşecek’ diye aynı lafları duyuyoruz, ama hiç iyiye gitmiyoruz. Bence iyiye de gitmeyecek, böyle yönetimle.

* Enflasyon düşmüyor. Hürmüz Boğazı olayı 15-20 günden beri, hadi 1 aydan beri olsun, 1 ay önce de aynıydı.

* Belirsiz her şey, karma karışık. Emeklilik yoksullukla geçiyor. Ne yapalım, yine can sağ olsun da can da sağ değil. Randevu alamıyorsun, hastaneye gidemiyorsun. Her şey berbat.