Son 10 yılda Türkiye’den yapılan yaklaşık 1,5 milyon vize başvurusu reddedildi.

Bu, doğrudan vatandaşın cebinden çıkan ve karşılığında hiçbir hizmet verilmeyen ciddi bir para.

Öncelikle bir durum tespiti yapalım.

Türkiye’den Schengen vizesine olan talep hızla artıyor.

2022’de 778 bin olan başvuru sayısı, 2023’te 1 milyon 55 bine, 2024’te ise 1 milyon 173 bin 917’ye ulaştı.

2025 yılında ise yaklaşık 1,5 milyon kişi vize başvurusu yaptı.

Türkiye, Çin’in ardından dünyada en fazla vize başvurusu yapan ikinci ülke konumuna yerleşmiş durumda.

Sadece 2025 yılı içinde vatandaşların resmi olarak ödediği toplam vize harcı 106 milyon euro civarında.

Ancak bu para buzdağının küçük kısmı.

Sistemin dışında, çok daha büyük bir Paralel Ekonomik Yapı oluşmuş durumda.

Normal şartlarda vize başvuru ücreti 80–90 euro civarında.

Randevuya karaborsasında ise fiyatlar 250 ila 400 euro seviyesine çıkmış durumda.

Yanlış anlamayın, bu rakamlar vize almak için değil, sadece randevu almak için ödenen paralar.

Sadece 2025 yılında Randevu Karaborsasının büyüklüğü 375 milyon euro ila 600 milyon euro seviyelerine ulaşmış durumda.

Rakamı küçümsemeyin; bu rakamlar neredeyse Türkiye’nin köprü ve otoyol gelirlerinin toplamıyla aynı.

Paralel Randevu Karaborsası rantı, resmi vize başvuru gelirinin neredeyse 3 ila 7 katı büyüklüğünde.

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında tablo daha da çarpıcı hale geliyor.

Bakın 2022, 2023, 2024 ve 2025 yıllarında toplam başvuru sayısı yaklaşık 4,5 ila 5 milyon kişi.

Bu hacim üzerinden hesaplama yaparsak, son dört yılda oluşan karaborsa büyüklüğü 1,1 milyar euro ile 1,8 milyar euro arasında.

Türk lirası bazında hesaplarsak büyüklük 50 ila 81 milyar TL bandına yaklaşıyor.

Üstelik bu rakamlara resmi vize ücretleri, pasaport ücretleri, yurt dışı çıkış harcı ve danışmanlık giderleri dahil değil. Sadece randevu bedeli.

Böyle bir pazarın 3–5 telegram uyanığının elinde olduğunu düşünmek ise büyük saflık olur.

Kafası azıcık çalışan herkes görebilir kii bu işin arkasında çok daha büyük bir organizasyon vardır.

Tam bu noktada sorulacak en önemli soru ise, randevu sisteminin merkezinde olan VFS Global’in neden yıllardır bu sürece sessiz kalıp ölü taklidi yaptığıdır.

Sonuçta teknik olarak bütün işi yapan kendisi ama malı götüren başkası.

Düşünsenize VFS Global Paralel Randevu Karaborsacılarının üçte biri kadar bile para kazanmıyor.

Peki soru şu;

Bu duruma en çok onun itiraz etmesi gerekirken, neden oralı bile olmuyor. Daha ötesi herkesin bildiği bu meseleyi “yok öyle bir şey” diyerek neden geçiştiriyor.

Tekrar söylüyorum: VFS Global randevu sisteminde tam kilit noktasında olan en önemli aracı firma.

Fransa, Hollanda, Avusturya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya, Belçika, Lüksemburg, Litvanya, Letonya, Estonya, Slovenya, Malta, Bulgaristan ve Hırvatistan gibi neredeyse tüm Avrupa ülkelerinin randevuları VFS Global üzerinden geçiyor.

Kısaca Avrupa’nın randevu hikayesi bu şirketin tekelinde.

Ama nedense ilginç bir şekilde randevu slotları VFS Global tarafından açıldığı anda bot yazılımlar tarafından saniyeler içinde toplanırken VFS Global bunu yıllardır fark etmiyor.

Üstelik burada 1 milyar doları geçen bir illegal pazar oluşmuşken.

Evet, vize verme yetkisi büyükelçiliklerde ama bu yetkiye erişim VFS Global den geçiyor.

Sonuçta randevu yoksa zaten vize yok.

O nedenle ana randevu mercii olan VFS Global gibi aracı kuruluşların “biz sadece aracılık yapıyoruz” deme lüksü de yok.

Bu işi çözme zorunluluğu onlarda.

İşin bir başka garip tarafı ise bu sürece ilgili bakanlık bürokrasisinin ve Türkiye’de en çok vize veren Fransa gibi ülkelerin büyükelçiliklerinin de sessiz kalması.

Açıkçası bu durumda insanın aklına bin tane soru geliyor.

Tüm bu tablo içinde en kritik sorulardan biri de şu: Bu kadar büyük bir ekonomik hacim oluşmuşken neden rekabet yok?

Sonuçta mevcut rakamlar, bu alanın artık küçük bir hizmet sektörü değil, doğrudan milyar euroluk bir ekonomi olduğunu gösteriyor.

Rekabetin devreye girmesi halinde fiyatların düşeceği ve kartellerin engelleneceği belli iken Rekabet Kurumu bu duruma neden sessiz kalıyor?

Sonuçta erişimin artmasıyla hem karaborsa engellenebilir hem de vatandaşın mağduriyeti ortadan kaldırılabilir.

Açık ve net söylüyorum mesele artık yalnızca bir vize sorunu olmaktan çoktan çıktı.

Burada net bir yolsuzluk var.

Paralel ve illegal bir ekonomik düzenin kurulduğu, dijital karaborsanın kurumsallaştığı ve sistemin güvenilirliğinin sorgulandığı bu durum başka türlü tanımlanamaz.

Ve bu yapıya dur denilmediği sürece, bu illegal rant kapısı daha da büyüyecek.

Bunun bedelini de her zaman olduğu gibi vatandaş ödeyecek.