Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ YENİÇAĞ Gazetesi'nden Aykut Metehan'a özel açıklamalarda bulundu. Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Özdağ, TBMM'de kurulan süreç komisyonu üyelerinden bazılarının teröristbaşı Öcalan'ı ziyareti sonrası dün yayımlanan 16 sayfalık "Meclis Tutanakları"nı değerlendirdi ve tutukluluk sürecine ilişkin 'pasifize oldu' iddialarına açıklık getirdi.

"DÜNYA TERÖR TARİHİNDE BÖYLE BİR ŞEY YOK"

Bütün bu sürecin amacı önce ortaya koyulmalı. PKK terör örgütünün silahları bırakacağı ve kendisini şartsız lağvedeceği iddiasıyla bu süreç Erdoğan ve Bahçeli tarafından başlatıldı ve Türk milletine PKK'ya hiçbir taviz verilemeyeceği ifade edildi. Bunun mümkün olmadığını biz ortaya koyduk. dünya terör tarihinde bu şekilde bir bitiş ancak devletin fiili güç ile örgütü yok etmesiyle olabilir. bunun dışında örgütü muhatap almanız bir pazarlık sürecidir. PKK elebaşı Abdullah Öcalan yapmış olduğu açıklamalarda PKK'nın bir teslimiyet içerisinde olmadığını, 'Kürt isyanının' başarıya ulaştığını, artık amacını silahla değil siyasetle gerçekleşmesi gerektiğini ortaya koyarak cevap verdi.

"TÜRK HALKI PAZARLIĞIN FARKINA VARDI"

Açıkça ortaya koyulan pazarlık sürecine rağmen, Cumhur İttifakı PKK ile pazarlık edilemeyeceği algısını yarattı ancak Türk halkı; AKP, MHP, DEM ve Öcalan'ın bir pazarlık süreci içerisinde olduğunu ve Öcalan'ın affı, hapisten çıkması dahil Anayasa değişikliğini kapsayan PKK infaz yasası değişikliğiyle örtülü bir af çıkartan bir pazarlığın olduğunu anladı.

Sürece ilişkin 'silah bırakma' söylemleriyle sahadaki durum arasında çelişkiler olduğunu dile getiren Özdağ, "Türkiye'nin, Suriye'deki yapılanma konusunda gözü boyanıyor" dedi.

Özdağ'ın Suriye'de varlık gösteren YPG/PKK ve PJAK kolları için kullandığı ifadeler şöyle:

PKK sadece Türkiye'de değil, Kuzey Irak, İran ve Suriye'de de YPG olarak varlığını sürdürüyor. PKK silah bırakacak dediklerinde anlaşılan ve Cumhur İttifakı'nın Türk halkına söylediği YPG'nin ve PJAK'ın da silah bırakacağıydı ama gördük ki 30 kişilik sembolik bir silah yakmanın dışında ne PKK, ne YPG, ne de PJAK silah bıraktı.

PYD hiç silah bırakmadı. Şimdi ABD'nin SDG'yi dağıtma kararıyla birlikte SDG'nin Arap unsurları YPG ile bağlarını koparttılar ve ABD ordusu da PKK'lıları desteklemediği için Arap aşiretleri ve Suriye Ordusu; Rakka'ya, Ayn el-Arab'a kolayca sahip oldu. Amerikalılar PKK/YPG'ye, "Haseki'ye çekileceksiniz" dedi. Böylece bunlar 30 km derinlik içerisinde Türk sınırına yerleşti. Silahlarını ve ağır silahlarını kaybetmediler.

Ümit Özdağ: Öcalan için Anayasa hazırlıyorlar - Resim : 1

"SINIRI PKK/YPG Mİ KONTROL EDECEK?"

Ortaya bir anlaşma metni çıktığı ifade ediliyor. Bu metinde önemli boşluklar var. ABD ordusu bölgede kalmaya devam edecek, sınır kapılarının kontrolü Suriye Ordusu'na devredilecek. Peki sınırın kontrolü kime devredilecek? Yani ortada Suriye ordusu olacak, diğer yerlerinde PYD/PKK mı olacak?

Daha mühimi YPG/PKK'lıların Suriye ordusuna katılımı. Bunun bireysel katılım olacağı söyleniyor ama Abdi, bunu Tom Barrack ile konuştuğunda bu katılımı bireysel gibi gösterip aslında YPG'nin birlik bazında katılacağını söyledi. Demek ki Türkiye'nin bu konuda gözü boyanmak isteniyor. Bunun için öngörülen 4 günlük süre daha bitmedi, göreceğiz ne yapacaklarını.

"SURİYE'DEKİ DURUMU AÇILIM SÜRECİNE BİR ARAÇ OLARAK GÖRÜYORLAR"

Bu arada PKK da bu bölgede Amerikalıların görüşlerini değiştirmeye zorlayacak bir direniş zemini arayacak. İlginç olan, SDG'nin Arap unsurlarının YPG'den kopması Türkiye'de iktidar tarafından AKP'nin büyük bir başarısı olarak sunuldu ve hemen "Öcalan Komisyonu" taslak hazırladı. Detaylar konuşuluyor dedi. Oysa yapılması gereken şey komisyonu dağıtmaktı. Siz ne ara bu taslağı hazırladınız, bu taslakta ne var? Bu taslağı Türk Milleti bilmiyor kardeşim. Demek ki Suriye'de gerçekleşen durumu, Türkiye'deki açılım sürecine bir araç olarak kullanmaya çalışıyorlar. Bu kabul edilebilir değil. Biz bunu Türk milletine anlatmaya devam edeceğiz.

"BIRAKIN PAZARLIĞI, ANAYASA HAZIRLIYORLAR"

Bu süreci daha önce de denediler. Birinci çözüm süreci Hendek'te bitti. Şimdi ise Terörsüz Türkiye diyorlar. İkisi de terörle müzakere ve pazarlık sürecidir. Bırakın pazarlığı, Öcalan için Anayasa yazılmaktadır. Birinci ve ikinci çözüm süreci arasında hiçbir fark yoktur.

İMRALI TUTANAKLARI

Tutanakların neden yayımladıklarını merak diyorum. Tutanakları önce Meclis zabıtlarına koydular sonra çıkardılar. Şimdi bir daha koydular. Tutanakların şimdi yayımlanmış olmasının politik bir hedefi var.

"PASİFLEŞEN BİR ADAMA SALDIRIRLAR MI?"

Tutukluluk sürecinin ardından pasifize olduğu eleştirilerine de yanıt veren Özdağ, "Bakın bunun olup olmadığını PKK'lıların DEM'lilerin ve AKP trollerinin gündemlerini izleyerek görürsünüz. PKK'lılar DEM'liler "Süreci Ümit Özdağ engelliyor" diye ardı ardına açıklama yapıyor. Aktroller her gün yüzlerce iftirayla saldırıyorlar. Pasifleşen bir adama saldırırlar mı? Bu iddianın ben yine iktidar kaynaklı bir psikolojik operasyon olduğunu düşünüyorum. Biz sahada eskisinden daha da aktifiz. Zafer Partisi'nin etkisi bunların viyaklamasına yetiyor. Bu kadar saldırıyorlar konuşuyorlar. Demek ki iyi viyaklatıyoruz.