YENİÇAĞ / Sıcak Analiz / Ahmet TAKAN

“PKK’nın kendini feshi ve silah bırakması” başlıklı bölümde, silah bırakma süreci ve fesih sürecinin, "takip ve teyitle anlam kazanacağı" ifade edildi.

Bu noktada silah bırakmanın "istihbarat ve güvenlik birimlerince tespit edileceği" vurgulandı… Silah bırakmanın sahada doğrulanması, örgütün tüm unsurlarıyla dağılması ve dış bağlantılarının kesilmesi, sürecin "geri dönüşsüz” kabul edilmesi için zorunlu kriterler olarak sıralandı.

İdari ve hukuki düzenlemeler, yani; PKK’lı teröristlere af için ise "tespit sonrası süreç" işaret edildi. Silah bırakan PKK'lıların "topluma adalet duygusunu zedelemeyerek kazandırılması gerektiği" de unutulmadan vurgulandı!..

Peki nasıl olacak bu iş?.. Günlerdir dikkatlice izliyorum. Sanki, göklerden bir mucize inmesi bekleniyor!.. Terör örgütünün mangalda hurda silah yakma partisi iler yaptıkları şov, “yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatadır” yutturmacasına inanmamız için yeterli mi?..

Yöntem kadar zamanlama da ayrı bir muamma… Bu, alenen saf yerine konulan millet, silah bırakıldığının tam teyidini ne zaman öğrenir?.. Dünya gözü ile, evlatlarının katillerinin af edildiğini ne zaman görür?..
Başkent Ankara’nın derin güvenlik koridorlarında sorulara yanıt bulmaya çalıştım. Üst düzey güvenlik kaynaklarından adlığım bilgileri şöyle özetleyebilirim;

“PKK ve YPG’nin silah bırakmasına ilişkin olarak MİT ve TSK bir çalışma yapıyor. Bu süreç zamana yayılacak. Zamana yayılmasının temel nedeni ise ABD’nin İran’a yönelik hamleleri. ABD, İsrail’in güvenliğini tam olarak sağlamadan YPG’yi devre dışı bırakmak istemiyor. Bu nedenle silahların tam olarak teslim edilmesi konusunda ilerleme hızlı şekilde sağlanamıyor. ABD, İran’a yönelik olarak İsrail’in güvenliği için işlemleri bitirdikten sonra silahların tam olarak Türkiye’ye teslimi söz konusu olacak. ABD, İran’da YPG’yi kullanmaktan ziyade bu süreçte YPG’yi İsrail için bir güvenlik sibobu olarak elinde tutuyor. İsrail’de Netanyahu’nun gitmesinin ardından Türkiye ile İsrail ilişkileri normalleşince, bunu da ABD hızlı bir şekilde gerçekleştirecek, İsrail odaklı bölge güvenliği, ABD’nin müttefiki, NATO üyesi Türkiye’ye bırakılacak.


ABD, Suriye’deki üslerini Ürdün’e çekti. Gazze’de yeni bir üs kurar mı?.. Bu daha çok İsrail’in isteği olduğu gibi İngiltere’nin sinsi bir planı gibi okunuyor. Bu henüz belli değil. Ancak Kosova ve Afganistan’dakine benzeyen uluslararası koalisyondan oluşan bir barış gücünün Gazze’de görev yapması muhtemel. Türkiye’nin de diğer bölgelerde olduğu gibi burada olması beklenmeli.
Suriye’de ve Irak’ın kuzeyinde bölgelerden Türkiye’nin geri çekilmesini beklemek yanlış olur. Türkiye Suriye’de bulunduğu bölgelerde imar çalışmalarını yapar. Özellikle Tabka barajının onarımı önem kazanıyor. Türkiye Dicle ve Fırat nehirlerinim kaynağı olduğu için Suriye’deki barajlarla suyu kontrol edecek ve buna göre agropolitik nizama göre pozisyonu alacak bölgede. Bu ileriki döneme doğru bir adım olarak görülmeli.”

*

Yanıt aradığım soruların da dışına çıkan biraz kapsamlı bir değerlendirme almışım, değil mi?..
Ben, bundan ne mi anladım?..

Şöyle;

ABD’nin, İran’ı vurmasına kaşı çıkıyor (muş) gibi yapan saray iktidarının kafası çok karışık.
-ABD’nin bir sonraki hamlelerini göremediği için beklemede kalmayı tercih ediyor.
- Terör örgütü ve yan uzantılarının silahlarını tamamen bırakması için kendi bir şey yapamıyor, güç kullanamıyor, sadece lafta kalıyor. Bu işi, ve silah bırakmanın çerçevesini ABD’nin himmetine bırakmış. ABD’de bugünlerde İran’la yatıp kalktığı için. Sarayın taleplerini duymuyor, öteliyor.
- Saray iktidarı, teröristlerin affını topluma daha kolay hazmettirmek için uluslararası arenada biraz daha aktif rol istiyor. ABD’ye, “biz yakın coğrafyamızda şekil yapmamıza biraz izin verin. Biz, millete İsrail’in hamiliğini üstlenmeyi de yediririz” mesajı veriyor.

Bakalım, Trump, İran kavgasından sonraki dönemde saraya ne mesaj verecek?.. Yol verecek mi?..