Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün 2018 yılındaki bir röportajından şu sözleri, tarihi olayların hayatlara nasıl etki ettiğini çok iyi özetler:

“1938-39’da ben dünyaya yeni gelmiştim, İskenderun, Hatay doğumluyum ve bir Fransız yurttaşıydım. Ben bir Fransız yurttaşı olarak dünyaya geldim. Ne demek istiyorum; Suriye Fransa’nın hakimiyeti altındaydı, dominyonuydu, Fransa orada egemendi. Annem babam çat pat Fransızca konuşurdu. 38’den sonra Mustafa Kemal Hatay’ı Türkiye’ye kattı. 1939 biz Türkiye’ye ‘ilhak olduk’, yani Suriye-Fransa’dan Türkiye’ye geçti Hatay. Hatay biz Türklerin oldu.”

Birinci Dünya Savaşı sonunda bazı kazaları dışında kaybedilen İskenderun Sancağı, 20 Ekim 1921’de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması’nın 7. maddesine göre Suriye sınırları içerisinde kalacaktı. Burada özel bir idare kurulup, Türk kültürünü geliştirmek için her türlü kolaylıktan yararlanılacak, resmi dil Türkçe olacak ve para birimi olarak da Türk Lirası geçerli olacaktı. 1923 Lozan Antlaşması’nda da Suriye ile Türkiye arasında çizilen sınır değişmemiş ve sancağın özerkliği korunmuştu.

Ancak 1936’da, Suriye’nin bağımsızlığını tanıyan Fransa’nın çekilirken Sancak üzerindeki yetkilerini Suriye’ye terk etmesi ihtimali ortaya çıktı. Bunun üzerine Türk Hükümeti, böyle bir oldubittiyi asla kabul etmeyeceğini sert bir dille açıkladı.

Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1936’daki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış konuşmasında, “Hakiki sahibi öz Türk olan, İskenderun-Antakya ve çevresinin mukadderatıdır. Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz. Daima kendisi ile dostluğa çok ehemmiyet verdiğimiz Fransa ile aramızda, tek ve büyük mesele budur” diyordu.

Suriye’de bugünü 89 yıl önceden okumak: Atatürk Hatay’ı nasıl aldı? - Resim : 1

Tarih, 27 Ocak 1937.

Cenevre’de toplanan Milletler Cemiyeti, Hatay’ın bağımsızlığını kabul etti ve Fransa’nın isteği üzerine Hatay’da serbest bir seçim yapılmasına karar verildi.

13 Ağustos’ta yapılan seçimleri, Tayfur Sökmen ve Abdurrahman Melek yönetimindeki Türkiye taraflısı parti kazandı. Bunun üzerine 12 Eylül 1938’de Bağımsız Hatay Cumhuriyeti kuruldu. Tayfur Sökmen Hatay Cumhuriyeti’nin ilk ve tek Cumhurbaşkanı oldu. 3 Haziran 1939’da Türkiye’ye katılma kararı aldı.
Hatay, Atatürk’ün doktorların uyarılarına rağmen hasta yatağında “Şahsi meselemdir” dediği, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle ancak vatanın bağımsızlığı ve bütünlüğünü önceleyen bir tutumla özgürlüğüne kavuşturduğu son diplomasi zaferi olmuştu.

Suriye’de bugünü 89 yıl önceden okumak: Atatürk Hatay’ı nasıl aldı? - Resim : 2

FRANSA’NIN BUGÜN SURİYE’DEKİ ROLÜ

100 yıl önce Suriye’de savaşa Fransa bugün de savaşıyordu. Esad’ın devrilmesi için Suriye’de operasyonlar düzenleyen Fransa günü geldiğinde de ganimet için sahneye çıkacaktı.

Suriye’de Esad’ın devrilmesinin ardından ülkenin yeniden inşası ve kaynaklarının paylaşımı noktasında emperyalist güçler ellerini ovuşturmuştu.

Suriye’de ilk büyük ihaleyi Türkiye beklerken Fransa almış ve bun Türkiye’nin de tepkisi çekmişti.
Suriye'nin dünyaya açılan kapısı Lazkiye Limanı'nın işletmesi Fransız CMA CGM'ye verildi.

Ocak ayı başında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Paris’te Fransız mevkidaşı Jean-Noel Barrot ile bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini güçlendirme, ortak projeleri ilerletme ve Fransız şirketlerinin Suriye’de yeniden faaliyete geçmesi ele alındı.

Suriye’de bugünü 89 yıl önceden okumak: Atatürk Hatay’ı nasıl aldı? - Resim : 3

SURİYE’DE TÜRKİYE’NİN SÜLEYMAN ŞAH MÜCADELESİ

Fransa, 100 yıl sonra Suriye’de faaliyetlerine devam ederken Türkiye için ise daha kritik bir durum ortada…

Suriye ile kapı komşusu Türkiye’nin yurt dışındaki tek toprağı olarak kabul edilen Süleyman Şah Türbesi arazisi, Suriye’de 2011’den bu yana devam eden iç savaş sürecinde farklı silahlı grupların kontrolüne girmişti. Son yıllarda ise bölge, SDG’nin denetimindeki alanlar içinde yer alıyordu.

“82 Halep, 83 Şam” diyerek Türkiye’nin Suriye’de toprak hedefi varmış gibi iç siyasete dönük tartışmalar uluslararası anlamda Türkiye’nin stratejisini net olarak ortaya koymuyordu.

Türkiye’nin aylardır önündeki hedefi Süleyman Şah Türbesi idi.

Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesi kabul edilen Süleyman Şah’ın mezarı olarak bilinen türbe, Türkiye sınırları dışında bulunmasına rağmen egemenlik hakkı bakımından Türkiye’ye ait olması nedeniyle özel bir statüye sahip. Bu statü, 1921 Ankara Antlaşması ile güvence altına alınmış durumdaydı.

Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu Karakozak köyü, Şam yönetimi ile SDG arasında varılan ateşkes kararının yürürlüğe girmesinden önce, 20 Ocak’ta Suriye ordusunun kontrolüne geçti. Ve Türkiye yeniden kontrolü toprağında sağlayacak.

Mesele, "82 Halep, 83 Şam” değil, Atatürk’ün de izlediği toprağını korumak için yapılması gerekeni ortaya koymak…