YENİÇAĞ - Ahmet TAKAN / Sıcak Analiz
O, 8 madde, ileride bizim başımıza geleceklerin de işaretlerinin verildiği büyük yazılı metinde sadece ve sadece dolgu maddesi!.. Doğaldır ki, hareketinin liderine sorgusuz sadakatle bağlı olanlar, “Bahçeli hem PKK/SDG’ye hem elebaşı Mazlum Abdi’ye hem de Suriye’ye pek güzel ayar verdi“ diye alkış tutacaktır. Onlara doktor reçete yazmadığı için biz işin aslını görmek isteyen gözlere anlatmaya çalışalım;
Önce, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın Kürtlere geniş haklar tanıyan kararnamesinin en can alıcı maddelerini hatırlayalım;
1. Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilir. Kültürel ve dilsel kimlikleri, çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
2. Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt eder; Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkını güvence altına alır.
3. Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edilir. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilir.
5. "Nevruz Bayramı" (21 Mart), baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti'nin tüm bölgelerinde ücretli resmî tatil ilan edilir.
*
Şimdi gelelim, hareketin liderinin bugünkü yazılı açıklamasındaki en can alıcı satırlara;
“Şara’nın Kürt dili ve kültürüne ilişkin yaptığı açıklama ve imzaladığı 13 sayılı kararnameyle; Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının asli ve ayrılmaz bir parçası, kültürel ve dilsel kimliklerinin çokluk içinde birlik taşıyan Suriye ulusal kimliğinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirtmiş olmasının birlik ve istikrarın tesisi için olumlu etkisi olacaktır. Söz konusu kararname, üniter yapı tesis etmeye ve terör örgütlerinin kontrol sahalarını bertaraf etmeye yönelik kararlılığın toplumsal mutabakatla desteklenmek istendiğini göstermiştir. Toplumsal uzlaşma ve birliğin güçlendirilmesine yönelik olumlu bir adım olan kararname, SDG’ye yönelik bir taviz olmayıp tam aksine SDG’nin ‘Kürtlerin temsilcisi’ olduğu yönündeki temelsiz iddiasını zayıflatan bir gelişme olmuştur. Kürtlere ilişkin hükümler içeren kararnamenin, “Suriye Vatandaşlığı” kavramının güçlendirilmesi, daha geniş kitleler tarafından benimsenmesi ve etnik temelde ayrılıkçılık talep eden görüşlerin zayıflatılması gibi etkileri olacaktır.
Bu kararname, Suriye’de yaşayan ‘Türkmen’ gibi diğer etnik kökenli unsurların aleyhine bir durum olmayıp, yeni Suriye Cumhuriyeti Anayasası hazırlanırken, Türkmenler gibi asli unsurların kültürel haklarının görmezden gelinemeyeceğine işaret etmektedir. Zira Kürtlere sunulan bu hakların belli bir gruba yönelik imtiyaz olarak değerlendirilmesinin milli birlik ve beraberliği riske atabileceği açıktır ve bu konuda dikkatli olunmalıdır. Bu doğrultuda vatandaşlık hakkını elde edememiş ve kimliksiz kalmış Kürtler ile Kürt dili konusundaki düzenlemelerin ülke genelinde diğer gruplar için de aynı şekilde yapılması, Suriye genelinde demokratik ve kapsayıcı bir kültürel ve siyasal atmosfer oluşmasını sağlayacaktır.”
Madem, ”Şara bu kadar müthiş ve demokratik bir iş yaptıysa aynı kararnameye neden Türkmenleri de eklemedi, elini tutan mı oldu”, “bu kararname Türkmenleri yok saymak ve ezmek değildir nedir” diye ayrıntı sorulara girmeyeceğim!.. Bahçeli’ni yere göğe sığdıramadığı Şara ve kararnamesindeki “Birleşik Suriye” ve Kürtçenin ulusal dil ilan edilmesinin altını bir daha kalınca çizip hareketin liderinin bugünkü açıklamasındaki satırlardan devam edeceğim;
“ Peşinen söylemeliyim ki 16 Ocak 2026 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanının Anayasal beyanname hükümlerine dayanarak, yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca, devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşlar için kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rolü ve sorumluluğuna binaen yayımladığı 2026/13 sayılı Kararname, düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir.”
*
İşte bu!..
Neymiş?.. Kararname “düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahip”miş!..
İşin sırrı burada!..
Hareketin lideri, herhalde “Şara’ya ben önerdim o da yaptı” demeye getiriyor..
Malumunuz, Türkiye’deki formatlanmış “çözüm süreci” Suriye için beklemeye alındı. Şimdi, bir düşünün bakalım;
Yukarıda aynen alıntıladığım kararnamenin, 1,2,3 ve 5’nci maddeleri Türkiye’de kanunların ve Anayasa’nın içine yerleşilirse ne olacak?..
İddia ediyorum, Devlet Bahçeli’nin bugünkü açıklaması Suriye’ye yönelik değil doğrudan Türkiye’yi hedef alan bir açıklama!..
“Bunun aynısı Türkiye için de geçerli olacak” açıklaması!..
Sağ olsun, hareketin lideri, yakın zamanda başımıza gelecekleri şimdiden haber veriyor!..