Tam da zurnanın zırt dediği yerde Selahattin Demirtaş tahliye edilir mi?..
Neden olmasın!.. Şartlar, giderek elverişli hale geliyor…
DEM Parti’nin eş başkanları, sürekli terör örgütü PKK’nın Kandil elebaşlarının Suriye kışkırtmalarına destek veriyor. Cumhur İttifakı ile beraber formatladıkları “çözüm süreci”nin bıçak sırtında gittiğini ima edip “bak bitiririz ha” dercesine sarayın büyük ve küçük ortağına korku salıyorlar. Üstüne üstlük ortalıkta, PKK/YPG/SDG terör örgütü elebaşı Mazlum Abdi'nin, "Kandil bana ve Suriyeli ekibime suikast düzenleyebilir; suçu da Türkiye ya da Suriye ordusuna atabilir" diyerek ciddi bir güvenlik kaygısı taşıdığı ve çıkış yolu aradığı iddiaları dolaştırılıyor.
Kimim eli kimin cebinde belli değil!..
O zaman başkent Ankara’nın derin koridorlarına bakmak lazım. Ne oluyor ne bitiyor diye…
Fotoğrafı daha net görebilmek için hafıza tazelemek de gerek;
- Cezaevinde yatan, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “çözüm süreci”ne dair yaptığı açıklamada, sürecin içerisinde olduğunu ve “PKK lideri” Abdullah Öcalan ile arasında rekabetin olmadığını söylemişti.
Selahattin Demirtaş, "Barış girişimlerinin içindeyim, yanındayım, arkasındayım" demiş ve Abdullah Öcalan ile bu konuda aralarında bir "rekabetin, ayrılığın ya da çatışmanın sözünün bile edilemeyeceğini" ifade etmişti.
Öcalan'ın "rolü, misyonu ve tarihi sorumluluğunun son derece önemli" olduğunu ve bunu ancak kendisinin yerine getirebileceğini kaydeden Demirtaş, "Benim demokratik siyasetteki rolüm ve misyonum da barış çabalarını destekleyecek ve tamamlayacak niteliktedir. Bunu da benim dışımda ve benim adıma kimsenin yerine getirme şansı yoktur" iddiasında bulunmuştu.
Demirtaş, bir gün cezaevinden çıkarsa AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer tüm partilerin liderleri ile görüşmeye ve fikir alışverişinde bulunmaya hazır olduğunu da ifade etmişti.
***
Bebek katili Abdullah Öcalan’ın çağrısından sonra, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Selahattin Demirtaş’ı telefonla arayarak görüşmüştü.
Hareketin lideri Devlet Bahçeli, Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin Türkiye için "hayırlı" olacağını söylemişti. Bahçeli, bu açıklamayı, 4 Kasım'daki grup toplantısı sonrası yapmıştı.
AİHM'in Demirtaş kararı sorulan MHP lideri, "Hukuki yollar sonuca ulaşmıştır. Tahliyesi Türkiye için hayırlı olacaktır" demişti.
Selahattin Demirtaş da, cezaevinden, Devlet Bahçeli'ye teşekkür mesajı göndermişti. Demirtaş, "Tabuları yıktı, korkulara teslim olarak barışın inşa edilemeyeceğini gösterdi!" ifadelerini kullanmıştı.
***
Ve dün… Terör örgütünün sözde yayın organlarında bebek katili Abdullah Öcalan’ın avukatlarından ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Faik Özgür ile yapılan röportaj yer aldı. “Sürece ne oluyor” sorusuna Özgür şu yanıtı veriyor;
“Sürecin nereye evrileceğini hep birlikte yaşayacağız ve göreceğiz; Sayın Öcalan’ın, en başta bu sürecin başında durduğu yerde olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte, yaptığımız son görüşmede Rojava’da yaşanan gelişmeler henüz bu kadar büyümemişti. Daha henüz cumartesi günü Der-Hafir tarafında bir saldırı girişimi vardı ve Fırat’ın batısıyla sınırlı bir saldırı girişimi olacağı iddia ediliyordu. Sayın Öcalan, o görüşmeye girer girmez başka herhangi bir konuyu konuşmak istemediğini ifade etti. Mesela geçtiğimiz ay içerisinde yapılan pek çok siyasi parti ziyaretleri ve onların sonuçları da vardı; bunları dinlemek de istemedi. Bunların, yaşananların karşısında artık çok bir anlamı olmadığı kanaatindeydi, çünkü yaşananları gerçek bir provokasyon olarak değerlendiriyordu. Ve bu provokasyonun, bir şekilde sadece Suriye’de olduğu gibi Kürt ile Arap’ı değil, bir sonraki evrede Kürt ile Türk’ü de karşı karşıya getirebilecek bir potansiyel taşıdığını; bunun uluslararası bir komplo olduğunu ve hatta 15 Şubat’a benzeterek anlattı.”
Bu satırların en can alıcı noktası; Öcalan’ın DEM Parti ziyaretlerini ve sonuçlarını dinlemeye değer bulamadığının itiraf edilmesiydi. Yani, gözlerinin içine baka baka Öcalan, DEM’li yöneticilere “hiç” muamelesi çekmiş!..
***
Çok kez yazdım; ortada bu kadar somut delil varken, DEM Parti yöneticileri avaz avaz terör örgütü ile bağlantılarını ilan ederken neden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçip Anayasa Mahkemesi’ne gidip kapatma davası açmıyor diye..
Acaba “Devlet” ara formül üzerinde mi çalışıyor veya buldu mu?..
Derin koridorlarda konuşulanlara göre, hassas kanallardan DEM Parti’ye sürekli, “Suriye ve Kandil’e değil Selahattin Demirtaş’a odaklanın. Hukuka odaklanın” mesajları gidiyor. Bu çok net ve sağlam bilgi…
Selahattin Demirtaş, yelkenleri bu kadar suya indirmişken, tahliyesi gerçekleşir mi?.. Gerçekleşirse, bir gün onu DEM’in başında veya başka bir siyasi oluşumun başında görür müyüz?..
Bebek katili Abdullah Öcalan bile “önder” olduktan sonra neden olmasın!..
Bir engel var mı?..